Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > >

Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk)

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-11-2009, 19:27   #1
acabuco
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 5
Tecrübe Puanı: 310
acabuco has much to be proud ofacabuco has much to be proud ofacabuco has much to be proud ofacabuco has much to be proud ofacabuco has much to be proud ofacabuco has much to be proud ofacabuco has much to be proud ofacabuco has much to be proud of
Standart Cevaplanması gerekli sorular.

1) XIV. yüzyıl başlarında Avrupa'daki siyasi ve dini çatışmalar Osmanlı Devleti'nin kurulup gelişmesini nasıl etkilemiş olabilir ?

2) Osmanlı Beyliği diğer beyliklerle kıyaslandığında kurulduğu bölgenin coğrafi konumunun avantajları neler olabilir

3) Bizans'ın içinde bulunduğu hangi durumlar Osmanlı Devleti'nin gelişmesini nasıl kolaylaştırmıştır ?

4) Ahilerin Osmanlı Devleti'nin kuruluşundaki katkıları neler olabilir ?

5) Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e yaptığı nasihatten yola çıkarak Osman Bey'i nasıl bir yönetim anlayışına yönlendirmektedir ?

6) XIV. yüzyılın başında Anadolu haritasını inceleyerek Bilecik'in fethedilmesinin önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz ?

7) Türkiye Selçuklu Devleti'nin bazı yöneticilerinin Osman Bey'in hizmetine girmesinin nedenleri neler olabilir ?

8) İznik ve İzmit'in fethinin kalıcı hale gelmesinin sağlyan unusurlar neler olabilir ?

9) Osmanlı Devleti'nin Çimpe Kalesi'ni alarak Rumeli'ye yerleşmeye başlaması Balkanlar ve Avrupa'yı nasıl etkiliyebilir ?

10) Osmanlı Devleti'nin başkenti Bursa'dan Edirne'ye taşımasının amaçları neler olabilir ?

11) Osmanlı Devleti'nin Türk Beyliklerine karşı izlemiş olduğu politikanın bu beyliklerin 1.Kosova Savaşı'ndaki tutumu üzerine etkileri neler olmuştur ?

12) I.Murat'ın I. Kosova Savaşı öncesinde devlet adamları ve komutanlarının fikirlerini almasının nedenleri neler olabilir ?

13) 1299'da bağımsız olan Osmanlı Devleti'nin 1389 yılı itibarıyla gösterdiği siyasi gelişim hakkında neler söylenebilir ?

Bu soruları cevaplarsanız size minnettar kalırım , şimdiden çok teşekkürler.
acabuco isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-11-2009, 19:37   #2
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

1.) Bir devletin gelişmesinde coğrafi konum önemlidir.Ticaret yapabilmek için coğrafi konumun verdiği el verişler ve hammadde üretimleri örneğin türkiye 4 mevsim ve her çeşit meyve hemen hemen yetişir coğrafi açıdan geçmişimizde de bu bizim hep yararımıza oldu.
Bölgenin Siyasi durumu ise tek bir kişi tarafından yönlendiriliyor ise siyasi birlik vardır işler daha kolay olur ve anlaşmazlıklar biraz daha azalır.Ancak şehir devletleri gibi yaşanıyor ve her yerin kararını ayrı ayrı kişiler verip iletişim sağlanmıyorsa siyasi birlik olmaz ve birbirlerinden kopuk yaşayarak devlet kısa sürede dış ülkeler tarafından bölünür.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-11-2009, 19:38   #3
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

2.Sorunun Cevabı


Coğrafi Durum:

Osmanlı Beyliği, coğrafi konum itibariyle Bizans’a komşu bir durumdaydı. Böylece “gaza” yapabileceği topraklarla karşı karşıyaydı. Batıya doğru ilerlediğinde ise ekonomik merkezler olan İznik, İzmit, ve Bursa’yı elde edebilecek durumdaydı.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-11-2009, 19:39   #4
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

4)

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu Türklerine sanat, ticaret ve ekonomi alanlarında aşağı yukarı altıyüzotuz yıl yön verip, ışık tutmuş olan Ahilik, örgüt olarak, kendi kural ve kurullarıyla, Üçüncü Sultan Ahmed dönemine dek sürdü. Adı geçen bu Osmanlı sultanı döneminde 1727 yılında "gedik" denen bir düzen uygulanmaya başlandı. Ahiler birliği mensuplarına tezgâh başında sanat, zaviyelerde edep öğretmenin, Müslümanlara özgü olarak sürüp gelmesi 17'inci yüzyıla kadar sürmüş, fakat Osmanlı Devletinin, Gayr-i Müslimler üzerindeki egemenlik alanı büyüyüp genişledikçe, sanat ve sanatkârlar çoğalıp dalları arttıkça, bu Müslüman ve Gayr-i Müslim ayırımı daha fazla sürdürülememiş, Gayr-i Müslim tebaanın artmasıyla orantılı olarak çeşitli dindeki kişiler arasında ortak çalışma zorunluluğu doğmuştur. Bu, din ayırımı gözetilmeden kurulan, eski niteliğinden fazla bir şey kaybetmeyen yeni organizasyona “gedik” denmiştir. Gedik sözcüğü Türkçe’dir. Tekel ve imtiyaz (ayrıcalık) anl***** gelir ki, sahiplerinin işleyeceği işi, başkalarının işleyememesi koşuluyla hükümetçe verilen beratın ya da senedin içinde yazılı olan hakların kullanılmasıdır. Gedik, sahiplerince yapılacak işi başkalarının işleyememesi ve satacağı şeyi başkalarının satamaması şartıyla, hükümet tarafından verilen senedin içindeki hükümlerin kullanılması ve yürütülmesidir.
Ahi örgütünün Anadolu'da yerleştirilip yaygınlaştırılmasıyla şu sonuçlar elde edildi:
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-11-2009, 19:44   #5
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

5. Türk esnaf ve sanatkârları, aralarında sağladıkları karşılıklı dayanışma ve güven sayesinde, bölgede imtiyazlı bir duruma geçti ve bunlar, yavaş yavaş şehir ekonomisinde söz sahibi oldular.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-11-2009, 19:47   #6
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

6:)

OSMANLI DEVLETİ’NİN DOĞUŞU, YÜKSELMESİ VE GERİLEMESİNDE COĞRAFYANIN ÖNEMİ

OSMANLI DEVLETİ’NİN DOĞUŞU, YÜKSELMESİ VE GERİLEMESİNDE COĞRAFYANIN ÖNEMİ

Osmanlı Beyliği’nin Coğrafyası

Bir devletin genişlemesi ve büyümesinde, kuruluş yerinin coğrafyası büyük önem taşır. Dünya tarihinde yer almış olan bütün devletlerin kuruluş yerinin coğrafi özellikleri incelendiğinde, bu önem daha iyi bir şekilde anlaşılır. Tarihte çok sayıda devlet, kuruluş yerinin müsait olmayışından ötürü, ya kurulduktan az bir zaman sonra yıkılmış ya da pek gelişemeden varlığını sürdürebilmişlerdir. Öte yandan bazı devletler de, müsait bir coğrafyada kurulmanın avantajını kullanarak, kısa sürede genişleyerek büyük devlet olmuşlar ve uzun yıllar varlıklarını korumuşlardır. Böyle bir avantajı kullanan devletlerin başında, Osmanlı Devleti gelmektedir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş yeri, Söğüt kasabası ve yakın çevresidir. Beyliğin kurulduğu yıllardaki (1300) sahip olduğu toprak alanı, ancak 9.065 km².dir. Oldukça dar bir alan olan bu bölge, Söğüt kasabası ve çevresini teşkil eder. Bu yörenin coğrafyasına bakıldığında bazı özellikler göze çarpar. Anadolu Selçukluları tarafından Ertuğrul Gazi’ye verilen ve Beyliğin doğum yeri olarak da nitelendirilen bu yöre; Domaniç Dağı’nın kuzeydoğu eteklerinden doğu-kuzeydoğu doğrultusunda Sakarya nehrinin çizdiği kavise kadar uzanan geniş çayırlık alanlardır. Söz konusu bu alanın güneydoğusunda Selçuklu kalesi olan Eskişehir, kuzeybatısında ise Bizans’ın önemli kalelerinden olan Bilecik kalesi yer almaktadır.

Osmanlı Beyliği coğrafyasına bakıldığında, doğusunda Sakarya Nehri ve onun ötesinde oldukça sarp ve dik görünümlü Köroğlu dağları bulunmaktadır. Bu nedenle Ertuğrul Gazi’yi ve oğlu Osman Gazi’yi, coğrafyası daha müsait olan kuzey , güney ve batıya doğru yöneltmiştir. Güneydoğuda yer alan Eskişehir ve İnönü’yü içine alacak şekilde olan geniş arazi parçası, Selçuklular tarafından Osmanlı Beyliğine bağışlanmıştır. Yörenin batısında yer alan İnegöl Ovası ve ötesinde tatlı bir meyil gösteren Domaniç yaylaları ile kuzeybatıda Sakarya vadisi boyunca yer alan Bilecik ve ötesi oldukça cazip coğrafyalar oluşturmaktaydı. Bu nedenle Osmanlı müsait olan coğrafyanın akışına kapılarak topraklarını genişletmiştir. Ancak sırtını bölgenin en yüksek dağı olan Uludağ (Keşiş)’a dayamış olan Bursa en korunaklı bölgede bulunuyordu. Domaniç yaylarından Bursa kalesi ve çevresindeki uçsuz bucaksız ovalar, çok cazip görünüyordu.

Osmanlı Beyliği toprakları, bugünkü anlamda ele alındığında bile, genişlemenin yönünün neden batıya doğru olduğu açıkça ortaya çıkar. Yöre bugün için Türkiye’nin 7 Coğrafi bölgesinden 4’ü olan İç Anadolu, Karadeniz, Marmara ve Batı (Ege) Bölgelerinin tam kesişme noktasında yer almaktadır. İklim ve bitki örtüsü bakımından ele alındığında ise geçiş bölgesini temsil etmektedir. Batısında ormanlar, tarım için elverişli ovalar ve hayvancılık için ideal yaylalar bulunmaktadır. Oysa doğu bölümünde ise, tarım ve hayvancılığı güçleştiren coğrafya bulunmaktadır. Eskişehir ve daha doğusunda, karasal iklimin ortaya çıkardığı bozkır ve yeknesak bir coğrafya görülmektedir. Batı ve kuzey bölümünde ise Karadeniz iklimi ile Akdeniz ikliminin geçiş bölgesini oluşturan ve insan yaşamı için dünyanın en ideal iklimi olan geçiş ikliminin (Marmara) ortaya çıkardığı, tarım ve hayvancılığın yoğun bir şekilde yapıldığı coğrafya yer almaktadır. Ulaşım bakımından ele alındığında, Ankara, Konya istikametinden gelip Eskişehir- Bursa, Eskişehir-Bilecik-İstanbul yollarının kesişme noktasında bulunmaktadır. Gerek Eskişehir, gerek Bursa ve gerekse Bilecik istikametinde uzanan doğal yollar, Türk fetihlerinin istikametlerini belirlemiştir. İşte bu cazip coğrafya ki, Osmanlı Beyliği’nin , kuzeye ve batıya yönelmesinde etkili olmuştur.

Osmanlı Beyliği’nin kuzeyde hızlı ilerlemesine bir sebep olarak da, doğal afetlerin sebep olduğu söylenir. 1300 yılında Sakarya nehri taşmış ve büyük bir sel felaketi yaşanmıştır. Sel, Sakarya nehri yatağının genişlemesine ve değişmesine, bu arada vadi boyunca yer alan Bizans’a ait istihkamların tahrip olmasına yol açmıştır. Bizans kaynaklarında, “Tanrısal gazabın bir işareti” olarak kabul edilen bu sel felaketi, Bizans’ın ekonomisini de altüst etmiştir. İstihkamları yıkılmış, ekonomisi bozulmuş zayıf Bizans karşısında Türkler üstün duruma geçmişler ve kolaylıkla kuzeyde ard arda fetihler gerçekleştirmişlerdir.

Domaniç Yaylasından Bursa Ovası’nın Görünüşü

Osman Gazi, beyliğin topraklarını daha ziyade kuzey ve batı yönde genişletmiştir. Osman Gazi’nin ölümüne yakın beyliğin sınırları, kuzeyde İznik, Lefke, Geyve ve Hendek’e kadar, batıda ise İnegöl, Yenişehir ve Bursa yakınlarına kadar uzanmaktaydı. Bursa’nın fethi ise hastalığı nedeniyle gerçekleşememişti. Bursa’nın fethi oğlu Orhan Gazi’ye nasip oldu. Osman Gazi’nin, Uludağ yamaçlarından Bursa’ya bakıp ta oğlu Orhan Gazi’ye; “Oğul, beni şu gümüşlü kümbetin altına gömünüz.”diyerek vasiyette bulunmasında, Bursa Kalesi’nin ve Bursa Ovası’nın coğrafi cazibesi oldukça etkili olmuştur.

Bursa’yı ele geçiren Osmanlı Beyliği’nin Orhan Gazi zamanında fethettiği topraklar incelendiğinde, yine coğrafyanın çekiciliği ön planda olduğu açıkça görülür. Orhan Gazi döneminde, Beyliğin batısında bulunan Güney Marmara’nın ve kuzeyinde bulunan Kocaeli yarımadasının tamamının fethedildiği görülmektedir.

Yine Orhan Gazi zamanında Osmanlı ordusunun, bugün bile Dünyanın en cazip ve en güzel boğazlarını oluşturan Çanakkale ve İstanbul boğazlarının Anadolu yarımadası tarafında kalan kıyılara kadar geldikleri görülmektedir. Şüphesiz boğazlarla temas, Osmanlı’nın Balkanlar’a sıçramasında büyük etki yaratmıştır. Boğazların güzelliği ve ötesindeki verimli toprakların varlığı, Osmanlı Beyliği’nin Trakya’ya geçişini teşvik etmiştir.

Gelibolu’dan Trakya Yarımadasına Geçiş

Osmanlı Türkleri’nin Avrupa kıtasına, yani Trakya yarımadasına geçiş tarihi 1352 olarak kabul edilir. Çoğu Batılı kaynaklarda bu geçişte, coğrafyanın önemi açıkça vurgulanır. 1 Mart 1352’de Gelibolu yarımadasında meydana gelen şiddetli deprem sonucunda, bölge yerleşmeleri ağır hasar görür. Stratejik açıdan büyük önem taşıyan Gelibolu (Kallipolis) kalesi ve kalenin surları yıkılır. Orhan Gazi’nin Oğlu Süleyman paşa komutasındaki Türk birlikleri Çanakkale boğazını geçerek, Gelibolu kıyılarına çıkarma yaparlar. Türkler’in yarımadaya çıkarma yapmasıyla birlikte, zaten deprem sonucunda moralleri iyice bozulan Rumlar bölgedeki köy ve kasabaları terk ederler. Terk edilen köy ve kasabalara, Türkler yerleşerek imar ederler. Bu durum Bizans kaynaklarında, “İşledikleri günahlar nedeniyle Tanrı’nın kendilerine verdiği bir ceza” olarak kabul edilir. Doğal coğrafyanın ortaya çıkardığı bu olay, Türkler’in Balkanlar’daki hakimiyetinin başlangıcında kolaylaştırıcı bir etken olarak görülmektedir.

Türkler’in,Trakya yarımadasını tamamen fethetmeleri pek fazla uzun sürmez. 1365 tarihinde, Edirne (Adrianople) fethedilir ve Devletin başkenti Bursa’dan Edirne’ye taşınır. Ancak bölgenin coğrafi şartları, Edirne’nin uzun süre başkent olarak kalmasını engeller. Özellikle Meriç nehri boyunca oluşan bataklıklar ve bu bataklıklarda hızla çoğalan sivrisinekler, Edirne’de insan yaşamını olumsuz etkiler ve sık sık yaşanan sıtma salgınları, Osmanlı Türkleri’ni başka yönlere ilerlemesini teşvik eder. Bu arada, Kocaeli yarımadasını tamamen ele geçiren Osmanlı’lar, dünyanın en güzel şehri olan Kostantinopolis’e (İstanbul) yönelirler.

Osmanlı Devleti’nin yükselme döneminde Balkanlar’da yapmış olduğu savaşların tarihleri ve mekanları incelendiğinde, coğrafya ile uyum içinde olduğu görülür. Örneğin Kosova Savaşı (15.6.1339) Haziran, Niğbolu Savaşı (28.9.1396) Eylül aylarında yapılmıştır. Söz konusu bu aylar, savaş iklimi açısından en uygun mevsimleri oluşturmaktadır. Yine bu savaşlarda savaş meydanlarının coğrafi özelliği, Osmanlı Devleti’nin üstünlüğü için uygun şartlar taşımaktadır. Oysa yenilgiyle sonuçlanan Ankara Savaşı’nda durum böyle değildir. Bilindiği gibi Ankara Savaşı, Temmuz ayının sonlarında (20.7.1402), Çubuk Ovası’nda yapılmıştır. Ankara Savaşı’nda Hem iklim (bunaltıcı yaz sıcakları), hem mekan (akarsu,bataklık ve bozkır) ve hem de beşeri coğrafya (Osmanlı ordusuna isteksizce katılan askerlerin eski beyleri Timur’u karşılarında görünce, toplu halde Timur’un saflarına katılmaları) , Osmanlı’nın aleyhine şartlar göstermiştir.

İstanbul’un Fethedilmesi ve Yüce Devlet Olma

İstanbul’un fethi iyi tahlil edildiğinde, Osmanlı’nın coğrafyayı ön planda tuttuğu açıkça görülür. Anadolu ve Rumeli hisarlarının yapılması, boğazların coğrafi özelliğinden dolayı, Bizans lehine olan coğrafyayı, Osmanlı lehine çevirme hareketi olarak algılanmalıdır. Öte yandan kuşatmanın ilkbahar mevsiminde (Nisan ayı) başlatılması ve mayıs ayının sonunda başarıya ulaşılması ise, tamamen bölge iklim şartları ile uyum içindedir (29 Mayıs 1453). Kuşatmanın son günlerinde (Mayıs ayının üçüncü haftasında), beklenen başarı elde edilemeyince, Padişah II. Mehmet Han’ın huzursuzluğu ve acele etmesi (zafer için atını denize sürmesi ve karadan gemileri Haliç’e indirmesi), iyi tahlil edildiğinde, yaz sıcaklarının yaklaşması ve böylece başarının bir başka bahara kalacağı endişesi yatmaktadır.

Fatih Sultan Mehmet’in yapmış olduğu savaşlarda coğrafi avantaj hep ön plandadır. Yine Fatih’in Amasra’nın fethi için, Amasra’ya hakim bir tepeye geldiğinde; “Burası, çeşm-i cihan (Dünya’nın Gözü) olsa gerek.”dediği ve tepeden yamaç aşağı askerleri ile kolayca Amasra’yı alışında coğrafya önemli rol oynamıştır.

Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır seferi, oldukça zor coğrafi şartlar altında yapılmıştır. O dönemin askeri üstünlüğü, seferi başarıyla sonuçlanmıştır. Ancak daha sonraki dönemlerde, Mısır, Hicaz ve Yemen, Anadolu ile hiçbir zaman coğrafi bütünlük oluşturmadığından, Osmanlı’ya çok pahalıya mal

olmuş ve koskoca devletin yıkılışında önemli etkileri olmuştur.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-11-2009, 19:48   #7
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

7. soru:tarih boyunca kurulmus olan bazı türk devletlerinin kısa sürede bir imparatorluk haline gelmesinin sebeplerineler olabilir?
cevap:Savaşçı bir ruha sahip olmaları ve başkasının altından yaşamayıp liderlik vasfını istemeleri Türklerin kısa sürede azimle bir imparatorluk haline gelmesini sağlamıştır.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-11-2009, 19:52   #8
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

8)

BİZANS İMPARATORLUĞU

Bu başlık atlında Bizans İmparatorluğu hakkında Geniş bir arşiv bulucaksınız .... (geliştirilmiş ve yenilenmiş şekilde tekrar'dan)


BİLİM
Bizans İmparatorluğu'nda bilim ve fikir hayatı ilk iki yüzyıl boyunca Antik Yunan ve Latin dünyası arasındaki ilişkilere sıkı sıkıya bağlıdır. Büyük Constantinus ile birlikte Hıristiyanlık resmen kabul edilmekle beraber Antik geleneğini devlet ve fikir hayatı üzerinde birinci derecede etkili olduğu kesindir.

Putperestliğin son kalıntıları 6. ve 7. yüzyılda kaybolmuş, Antik dşüncenin son kalesi olan Atina Okulu 529 yılında kapatılmıştır. Bu arada Hellenistik düşüncenin devam ettiği Mısır, Suriye ve Filistin'in müslümanlar tarafından alınması ile bütün bilim ve kültür hayatı İstanbul'da toplanmıştır.



DİN
Bizans İmparatorluğu'nda dinin ve dolayısıyla kilisenin önemi çok büyüktü. Hıristiyanlığın resmen kabulünden sonra kiliseye karşı zaman zaman imparatorların önlem almasına rağmen kilise her zaman saygınlığını korumuştur. Patrik imparator tarafından seçiliyordu ve patrik imparatora taç giydiriyordu.

Kiliseye bağlı olarak geniş bir manastır ağı kurulmuştu. Halkın manastırlara olan ilgisi oldukça fazlaydı. Kimileri hayatı boyunca buraya kapanırken kimileri de maddi destek sağlıyordu. Bizans İmparatorluğu'nda manastırların böyle önemli olmasını nedeni; çeşitlilik gösteren, esnek ve akışkan bir kurum olması, toplumun ihtiyaçlarını karşılar nitelikte olması, her sınıftan insana açık olmasıydı. İnsanlar buraya gelip, Tanrı'ya olan borçlarını ödemekte ve aynı zamanda huzur, mutluluk ve güven dolu bir hayat yaşamaktaydılar.



EDEBİYAT
Bizans edebiyatı, diğer konularda olduğu gibi ilk zamanlar Antik edebiyatın bir devamıdır. Hıristiyanlığın devlet dini olarak kabul edilmesine rağmen eski putperest edebiyat hemen ortadan kalkmamıştır. Ancak Hıristiyan düşünüşü çok geçmeden edebiyatta da ağırlığını ortaya koymuştur. Şekil olarak eskiye bağlı kalmakla beraber ruh bakımından Hıristiyan idi. Bizans yazarlarının çoğunda Kitab-ı Mukaddes'in bilinmesi, Antik eserlerin bilinmesi kadar önemli sayılırdı.

Bizans edebiyatı en parlak dönemini Justinianos zamanında yapmıştır. İstanbul merkez olmakla beraber Anadolu, Surie, Filistin ve Mısır'daki kentlerde de canlı bir edebi faaliyet göze çarpıyordu. Tarih, hukuk, bilim ve teknoloji şiirin konusunu oluşturuyor ve her çeşit düz yazı şiire çevriliyordu.

Önemli şairler arasında Nannos, Romanos, Musaios, Patrik Sergios'u sayabiliriz. 7. yüzyılın ortalarından itibaren Bizans edebiyatında bir duraklama dikkati çekmektedir. Özellikle ikon-oklazma yanlız kutsal resimleri yok etmekle kalmamış aynı zamanda bilim ve edebi faaliyetlerin de durmasına neden olmuştur. Bu dönemde çoğunlukla din konuları işlenmiştir. Ayrıca din uğruna ölenlerin biyografileri de bu dönemde oldukça yoğun işlenen konular arasındadır.

Bizans'ın ilk kadın şairi Kosia bu dönemde yaşamıştır. İki yüzyıl devam eden duraklama döneminden sonra yeni ve parlak dönem İstanbul Üniversitesi'nin yeniden kurulmasıyla (863) başlamıştır. Antik ve Bizans eserleri toplanmış ve incelenmiş, özetlerini içeren ansiklopediler yazılmaya başlanmıştır. Bunun en önemli örneği Suidas'dır.

Bu dönemde ayrıca milli destanlar, epigramlar, ilahiler, manzumlar yazılmıştır. 12. yüzyıldan itibaren halk diliyle yazılmış didaktik, satirik, lirik şiirlere, atasözlerine ve hikayelere rastlanır. Diğer yandan eski mitolojik konular halk edebiyarı üzerinde etkili olmuştur.



EĞİTİM
Öğretim yaygın değildi. Daha çok erkek çocuklar okula gönderilirdi. Öğretimde Antik Yunan yazarlarının metinleri okutuluyor ve açıklanıyordu. Orta öğretimin amacı memur yetiştirmekti. Büyük Constantinus'un, İstanbul'u başkent yapmasından sonra imparatorluğun çeşitli bölgelerinden, özellikle de Atina, Mısır ve Suriye'den gelen bilginler burada toplanıyor ve burasını bir bilim merkesi haline getiriyorlardı.

2. Thedosius döneminde İstanbul'da ilk yüksekokul kurulmuştu. Eğitim süresi 5 yıldı. Sonraki dönemlerde kapatılan bu okul, 863 yılında tekrar açılmıştır. Burada felsefe, matematik, astronomi, gramer ve müzik okutulmaya başlandı. İstanbul'da Thedosius'tan itibaren kurulan ve kapatılan üniversite ve yüksekokulların dışında patrikhaneye bağlı olan ve teoloji öğretimi yapan okullar da bulunuyordu. Burada dini derslerin yanında Eski Yunan felsefesi, dil ve edebiyatı, matematik gibi dersler de veriliyordu.



EKONOMİ
Bizans İmparatorluğu'nda ekonomik hayatın temelini tarım meydana getiriyordu. Toprak devletin malıydı. Themalara bölünmüştü ve buralara askeri valiler atanmıştı. Valinin görevi theması içinden gelen toprak gelirlerini imparatora iletmektir. Devlet tarım yapması için kişiye toprak verir o da burayı işler, böylece hem ailesinin ihtiyacını karşılar hem de ürün fazlasını satarak vergi giderlerini karşılardı.

Genel olarak buğday, üzüm, tahıl ürünleri, meyve, pamuk yetiştirilir; arıcılık, hayvan yetiştiriciliği (koyun, keçi, sığır ve at) yapılırdı. Bizans sanayisi deyince akla tekstil gelmektedir. Başta pamuklu ve ipekli dokumacılık olmak üzere ketencilik ve halıcılık ileri düzeydeydi. Madencilik, camcılık, kuyumculuk da oldukça gelişmiştir. Her sanayi kolu loncalar şeklinde örgütlenmiş ve sıkı devlet kontrolü altında idiler.



HUKUK
İmparator, adalet örgütünün başıydı. 14.yüzyılın başlarına kadar en yüksek mahkeme imparatorun başkanlık ettiği mahkemeydi. Üyeleri yüksek memurlardan seçilirdi. Ağır suçlar burada görüşülür ve karara bağlanırdı. Bu yüksek mahkemenin dışında, yüksek daire başkanlarının yönettikleri mahkemeler ve ayrıca kentlerde birçok ilk mahkemeler bulunmaktaydı.



İMPARATOR
Bizans'ın imparatorluk kavramı Roma ve Helen kaynaklıdır. Tanrı-imparator anlayışı ve uygulaması Hıristiyanlaşmış haliyle karşımıza çıkmaktadır. İmparator, Tanrı iradesiyle gönderilmiş bir kişidir. Tanrı'nın seçilmiş kuludur ve onun himayesinde hüküm sürmektedir. Kilise ve imparator bir bütündür ve imparator kimsenin sorgulayamayacağı ve buna cüret edemeyeceği son derece önemli bir şahıstır.

Bu özellikler taşıyan kişinin başında olduğu imparatorluk da, tüm devletlerin, kavimlerin içinde olduğu ortaçağ hiyerarşisinin tepesinde bulunmaktadır. Törenler hipodromda yapılır ancak hükümdarlık ünvanının verilişinin en önemli aşaması, taç giyme, Ayasofya'da gerçekleşirdi. Patrik yeni hükümdara tacını giydirir ve hükümdar kendini " Tanrı'nın sevgili ve yeryüzündeki vekili" olarak tanıtırdı.



KOSTANTİNAPOLİS
Büyük Constantinus, doğudaki başkent olarak, Antik dönemin devamı olabilecek şehirleri değil, İstanbul'u (konstantinapolis'i) seçti. Her taraftan işçi, sanatçı ve malzeme getirtti. Roma, Atina, İskenderiye, Efes ve Antakya'nın en güzel tapınakları yeni kenti süslemek için kullanıldı.
Yeni merkezi Roma'ya benzetmek için elinden geleni yaptı ve 330 yılında şehri büyük bir törenle açtı. İmparator, doğudaki başkent olarak Antik devir devamı olabilecek şehirleri değil, Konstantinapolis'i seçmişti. Bunun nedenleri arasında kentin coğrafi konumu, ekonomik ve siyasal koşulları sayılabilir.



ORDU
Bizans ordusu kara ve deniz kuvvetlerinden meydana geliyordu. İmparatorluğun kurulduğu dönemde kara ordusu iyi örgütlenmiş ve iyi eğitim görmüştü. Kara ordusu sınırlarda oturan birliklerle merkezde bulunan ve her cepheye gönderilen esas kuvvetlerden oluşurdu. 7. yüzyılda ordu ordu örgütünde önemli değişiklikler oldu.
Thema sistemi ile eyaletlerdeki askeri birlikler yeni bir sisteme bağlandı. Strategos, aynı zamanda themasının askeri birliklerinin komutanıydı. Kara ordusu piyade ve süvari olmak üzere iki kola ayrılmıştı. Silah olarak kılıç, kalkan, mızrak, zırh ve çeşitli savaş baltaları, mancınıklar kullanılıyordu. Bizans İmparatorluğu kurulduğu zaman düzenli bir donanması olmadığı gibi 7. yüzyıla kadar Bizans'ın denizlerde kuvvetli bir düşmanı da yoktu. Fakat Müslüman donanmasının kurulmasından ve Bizans'a karşı ilk başarıları kazanmasından sonra donanmanın önemi anlaşılmış ve deniz kuvvetleri esaslı bir biçimde örgütlenmişti.
Herakleios reformları ile bütün deniz kuvvetleri tek bir ad altında birleştirildi. 3. Leon zamanında deniz kuvvetleri İstanbul donanması ve deniz themaları donanması olarak ikiye ayrıldı. 10. yüzyılda donanma 3-5 Dromondan meydana gelen birliklere ayrıldı. Rum ateşi en önemli silahlarıydı. 11. yüzyıldan itibaren Bizans donanması zayıfladı. 2. Andronikos donanmayı kaldırınca denizlerde üstünlük Venedik ve Cenova'ya geçti. 3. Andronikos donanmayı tekrar kurmaya çalıştıysa da başarılı olamadı.



TARİHÇİLİK
Bizans İmparatorluğu'nda tarihçilik çok önemli idi. Bizans tarihçilerinin eserleri yanlız Bizans İmparatoru için değil, ilişkide bulunduğu kavimlerin tarihi içinde değerli bilgiler içermektedir. Bizans tarihçiliği kilise tarihi ve dünya tarihi ile başlar. Örneğin: Eusebios'un Khronogrophia'sı, Theophanes'in Khronogrophia'sı, Skylitzes'in Synopsis Historion adlı eserleri.
Genel dünya tarihine paralel olarak Antik tarzda yazılan monografilerde Bizans'ın kuruluşundan yıkılışına kadar olan dönem konu alınır. Prikopius'un Gizli Tarih'i ve Yapılar adlı eserleri. Tıp, matematik, astronomi, kimya, botanik, zooloji gibi bilim dallarında ise çok fazla eser yoktur.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-11-2009, 19:53   #9
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

9)
Osmanlı Devleti'nin Çimpe Kalesini alarak Rumeli'ye yerleşmeye başlaması Balkanlar ve Avrupa'yı nasıl etkileyebilir?

Balkanlarda yapılacak olan fetihlerde Çimpe Kalesi bir üst olarak kullanılmıştır.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-11-2009, 19:54   #10
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

10)

CEVAP: başkent bursa'da edirnede olunca avrupa ile bağlantıyı daha iyi kurabilirler
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gerekli Ekipman (Çanak Anten ve LNB): Yaso Şifreli uydu yayınları 0 09-12-2008 15:46
yurtlara yerlesmede gerekli belgeler нüzüη Üniversiteler 0 08-25-2008 09:11
Pc Hack Programlari(her pc de olması gerekli!!) Korax Yeni Başlayanlar 0 08-12-2008 22:20
Msn İçin Gerekli İpucları - уυѕυƒ Msn Teknik Destek 0 07-25-2008 10:24
Gerekli tüm tedbirler alınacak Haberci Siyaset Meydanı 0 06-24-2008 14:30


Şu Anki Saat: 23:59


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows