Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > >

Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk)

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-21-2010, 18:05   #1
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Question 11.sınıf inkılap tarihi 71.sayfadaki hazırlık çalışmaları

1)Mustafa Kemal'in öğrenim gördüğü okulların kendisinin düşünce sisteminin oluşması üzerinde ne gibi etkileri olduğunu araştırınız
2)Mustafa Kemal'in askerlik yaşamındaki başarılarını içeren bir kompozisyon hazırlayınız.
3)ittihat ve terakki sözcüklerinin anlamlarını bulunuz
YArDIMCI OluN LüTfEn AciLLLLLLLLL LaZıMMMMMMMM!!!
  Alıntı ile Cevapla
Alt 10-21-2010, 18:25   #2
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

ittihat 1. birlesme, birlik kurma

terakki terakki : 1. yükselme, artma, çoğalma, ilerleme, 2. savaşta gösterdiği basanlarından ötürü, bir sipahiye işletmek üzere verilen ek toprak.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-21-2010, 18:27   #3
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

2

MUSTAFA KEMAL' İN ASKERİ DEHASI

*Zehra Yi ğit

Türk Kurtulu ş Savaşı, anlam ı, biçimi ve sonucu ile 20. yüzyıla damgasını vurmuş tarihi bir olaydır. Ezilen ve sömürülen bir milletin, kuvvetçe kendinden daha üstün olan güçlere karşı verdiği bir mücadele olarak, emperyalizme karşı ilk ve benzersiz bir başkaldırı olarak kazandığı anlam, tüm milletlerce gıpta ile anlatılmaktadır. Bir ülke toprakları içinde, ülkenin her karış toprağında kadın-erkek, genç-yaşlı- işçi-köylü-burjuva-asker demeden düşmana tüm ulusça göğüs gerilmesi itibariyle de bir s ınıf mücadelesi değil, bir halk ayaklanmas ı ve uyanışıdır. Muharebe ş ekliyle, askeri edebiyata �sath ın müdafaasını� bir yöntem olarak sunmasıyla da taktiksel anlamda orijinal bir mücadeledir. Ayaklanmanın sonucu ise tüm �mazlum milletlere� kendilerini ve topraklarını emperyalist güçlere karşı savunmanın özgüvenini vermesi bakımında n hiçbir ulus tarihine nasip olmayan zor bir yükümlülü ğün başarı ile tamamlanmasının gururunu taşır. Hepsinden öte, Türk Kurtuluş Savaşı, bir Ulus'un bağrından çıkardığı bir askeri dehayı tüm dünya devletlerine sunması bakımından da tarihe geçmi ş bir halk mücadelesidir.
Türk Kurtulu ş Savaşı'nın önderi, yeni Türk Devleti'nin kurucusu, aydın bir düşünür ve devlet adamı Mustafa Kemal, tarihin akışını kendi milleti lehine çevirebilmiş bir dehadır. Türk Tarihini büyük bir çökü şten büyük bir zafere dönüştürürken bu zaferiyle dünya tarihine zeki bir taktik askeri olarak da adını yazdırmıştır. Onun askeri ba şarıları üzerine şekillenen yeni devlet sınırları, içeriği çok önceden belirlenen ulusal bir andın bir halkın mücadelesi ile tarihte vuku bulması sonucu çizilmiştir. Arkasına varıyla yoğuyla mücadeleye katıla n bir milletin inanc ı ve sevgisini alan Mustafa Kemal'in başarısı tabii ki Türk Milleti'nin de başarısıdır.
Gazi'nin Türk Kurtulu ş Savaşı'na kadar olan askeri mücadeleleri, onun savaş sırasındaki stratejilerinin en büyük dayanağıdır. İki meydan muharebesinden alnının akıyla çıkan Atatürk , bu yengisinin kayna ğını özlü askeri geçmişinde saklar. Yedi cephede savaş
vermi ş, büyük ayaklanmaları bastıran bir orduda kurmay yüzba şılık yapmış, yaptığı meydan muharebeleri sonucu � Gazilik �, � Mare şallik � ve � Ba şkomutanlık � gibi üstün ba şarı timsali askeri sanlara lay ık görülmüş, kuvvetçe ve sayıca düşman ordularına kıyasla hayli geride olan *İngilizce Öğretmenliği Bölümü
bir orduyu zafere ta şımış bir asker olarak Mustafa Kemal'in askeri yeteneğini daha iyi kavrayarak, onun güttüğü yöntemleri ve dayanaklarını daha iyi anlayabileceğimizi umuyorum.
Mustafa Kemal, ald ığı çağdaş eğitimin bütün özelliklerini askeri planlama şekline yansıtmıştır. Bunun da kaynağı dönemin bilimsel metoda uygun eğitim veren askeri okullarıdır. Henüz çocukluğunda Mahalle Mektebi yerine Şemsi Efendi mektebine gitmesiyle aldığı eğitimin kapıları n ı daha aydın olana açmıştır. Kendi kaderini kendi belirler ve annesinin asker olmasını benimsemediğini bilerek gizlice kazanır Askeri Rüştiye'yi. Selanik Askeri Rüştiyesi sonrası eğitimine Manastır Askeri İdadisi'nde devam eder. Harp Okulu sonrası da Harp Akademisi gelir. Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal'in bütün eğitimi askerlik üzerinedir. Mustafa Kemal dönemi yetişen parlak Türk askerleri dönemin siyasi ve askeri bunalımı içinde kendilerini bu konulardan uzak tutmaz ve en iyi şekilde yetişirler. Zaten ileride de bu isimler yeni devletin kurulması aşamasında en seçkin konumlarda adlarını duyuracaklardır.
Mustafa Kemal Manast ır'da iken Balkanlarda kaynayan kazanın halini pek yakından görmüştür. Daha sonra da bir askerin tecrübe edeceği her durumda bulunmuş ve müthiş bir deneyim kazanmıştır. Harekat Ordusu'nda dönemin hükümetine yönelik olan büyük bir gerici ayaklanmayı bastıran askerler arasında en öndedir. Balkan Savaşları'nda Derme ve Tobruk'ta asker olarak mücadele verirken halkın da düşmana karşı birlik olmasını sağlamış , milis güçlerinin nas ıl yönetilebileceğini daha yakından görmüştü r. Sofya'da ata şelik yapmış, Birinci Dünya Savaşı'nı n ayak seslerini çok önceden duymu ş ve Osmanlı Devleti'ni savaşa karşı uyarmıştır.
D. Koray , � Neden Atatürk, Niçin Laiklik � adl ı kitabında Mustafa Kemal'in verdiği askeri mücadele alanının genişliğini şu şekilde özetler: � Atatürk, asker î harek â t ın bütün türlerini muharebe alanlarında yaşamıştır: Arnavutluk'ta eşkıya takibi, Trablusgarp'ta kıyı savunması, çölde muharebe ve dağınık kabilelerin yönetimi; İkinci Balkan Harek â t ında çıkarma ve ileri harek â t; Çanakkale'de k ıyı savunması ve siper harbi; Bitlis ve Muş bölgesinde dağlarda, geçitlerde, derin karda , şiddetli soğuklarda muharebe; Filistin ve Suriye cephesinde tekrar sıcak iklim ve çölde muharebe; İstikl â l Harbi'nde ba şlangıçta oyalama muharebesi; Birinci İnönü Muharebesi'nden Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonuna kadar stratejik savunma; 26 Ağustos 1922'den itibaren stratejik taarruz, takip ve başarıdan faydalanma .� 1
Mustafa Kemal, ad ını Çanakkale Savaşları ile dünyaya duyurmuş ve Türk ulusunun da inancını kazanmıştır. Halkın güvenini kazanmasındaki nedeni kavramak için harek â t ın şartlarını ve sonuçlarını bilmek gerekir. Dönem itibariyle Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu durum ve kazanma ihtimalinin modern askeri silahlardan mahrum bir ordu için ne kadar da az olduğunu görerek bu başarının önemini anlayabiliriz.
�Çanakkale'de, Ordu Komutan ı Liman Fon Sanders , Mustafa Kemal ise 19. Tümen Komutan ıdır. Liman Fon Sanders'de n, grubun selameti için emir ve komutan ın bir elde toplanmasını isteyen Mustafa Kemal bu görevin kendisine verilmesini ister. Bunun üzerine Paşa kendisine � Grup komutanl ığı size çok gelmez mi? � diye sorar Mustafa Kemal'e, O da � Az bile gelir � cevab ını verir. Ve Mustafa Kemal Anafartalar Grubu Komutanl ığı na tayin edilir.� 2
Komutanl ık görevini kendi iste ğiyle üzerine alır ve savaşın tek elden yönetilmesini sağlar. O, artık Çanakkale Boğazı'ndan İtilaf Kuvvetleri üzerine kükreyen bir aslandır ve heybeti, kimi İtilaf Kuvvetleri Komuta nlar ı üzerinde de büyük tesir yaratır. Örneğin, Frans ız Mareşali FOŞ şöyle der: � Bana 600 bin ki şilik ordu verseler, Mustafa Kemal'in 50 bin askerinin üzerine gitmeye tereddüt ederi m .�
Dü şman güçleri komutanı Sir Hamilton Türk'ün çelik savunmas ına karşı Seddülbahir ve Arıburnu Cepheleri'nin kilitlenmesi üzerine üçüncü bir cephe açmak zorunda kalır. Savaş artık mevzilere kilitlenir ve savaşın yengisini elinde tutan en iyi stratejiyi geliştiren taraf olur. Çanakkale'de verdi ğimiz kayıp, ölü, esir, firar ve hastalıklar sonucu kaybedilen zayiat toplamı 255 bin üzerindeyken, bu cephede toplam zayiat düşman kuvvetleriyle birlikte 500 binin üzerindedir. Sonuç, insanl ık tarihine emperyalizmin bir ayıbı olarak kazınmıştır. İngiltere, Fransa, Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan ve Newfoundland gibi dünyanın bir ucundan getirilen çeşitli milletlerin gençlerinin can verdiği bu topraklarda akan kanlar birbirine karışmıştır. Nedeni bir vatan savunmasıdır ama sonucu insanlık tarihi için büyük acılara da gebe kalmıştır.
Çanakkale Sava şları sonucu Bulgaristan İttifak Kuvvetlerine katılmayı kabul eder. Bu başarı, İngiliz ve diğer Avrupa Devletleri sömürüsü altındaki uluslara ümit olur. Çarlık Rusyası'nın tek ümidi olan Boğazlar'dan gelecek yardımın Rusya'ya ulaşamaması onun sonunu hazırlar. Rusya, ne buzlarla kaplı Baltık Denizi'nden, ne de Almanya işgalindeki Orta Avrupa'dan yardım alabilir ve B ol şevik İhtilali Çarlık Rusyası'nı tarihten siler. Dünya Savaşı 2 yıl daha uzar ve İtilaf Devletleri'nin Osmanlı üzerindeki planları da tümden değişir.
Emperyalistlerin sömürülerindeki itibarlar ı darbe alır, �mazlum milletler�in de iyi bir komuta ve strateji ile az donanıma rağmen zafere ulaşabileceği kanıtlanır. Bu sonucun manevi anlamda ortaya koyduğu yeni eğilimse ülke halklarının milli iradelerinin onları zafere götüren en büyük etken olduğunu ortaya koymasıdır. İtilaf Kuvvetleri'nde deniz savaşının başında bulunan Winston Churchill Mustafa Kemal'in ba şarılarına karşı onu � sava şan prens � olarak adland ırır ve bu büyük olay sonucu olağanüstü bir şahsiyetin yükselişine karşı hassasiyetini belirtmekten kendini alamaz.
Çanakkale Sava şları kazanılsaydı, Osmanlı başkenti İstanbul İtilaf kuvvet lerine geçecek ve Osmanl ı başsız kalacak ve dü şmüş olacaktı. Almanya Doğu Cephesi'nde Osmanlı'dan aldığı kuvveti kaybedecek ve Schlieffen Plan ı 'na göre Bat ı Cephe si'nde de İngiliz ve Fransızlar a kar şı da zafer kazanamayan Almanya bu yenilgiler sonucu saf dışı kalacak, belki toprak bütünlüğü de bozulacaktı. Bu zafer sonucu İngilizler D o ğu'daki sömürgeleri üzerinde h â kimiyetlerini artt ıracaklar ve sömürülerde baş gösteren kurtuluş savaşları daha uzunca bir süre gerçekleşemeyecekti. Emperyalistlerin dünyanın tüm zenginliklerini sömü rmeleri h ız kazanacak ve dünyada ze nginlik-fakirlik s ınırları arasındaki mesafe bir uçuruma dönüşecekti. İşte, bu elim neticelerin gerçekleşmesini önley en bir şahsı tarih askeri bir de ha olarak ba ğrına basacaktır.
Atatürk, kimi cephelerde de henüz sava şmaya bile fırsat bulamamış ve fikirlerini açığa vurması bile onun savaş alanlarından uzaklaştırmasına yeter. Mustafa Kemal 1917'de Yemen-Hicaz cephesine gider. Burada yapt ığı gözlemler Hicaz' ın savunmadan ziyade boşaltılması yönündedir. Hicaz Sef eri Komutanl ığına atanmak için gelmesine rağmen ataması yapılmaz, Hicaz şehri, ta şıdığı manevi nedenlerden ötürü boşaltılmaz ve bu bölgenin savunmasını yapan 7. Ordunun 1919 Ocak'ında teslim olduğunda kaybı 300 bin şehittir.
Sina-Filistin cephesine 7. Ordu Komutan ı olarak giden Mustafa Kemal, burada yapılacak askeri yöntemin ancak savunma olabileceğini söylerken, Y ıldırım Ordular Komutanı General Falkenhayn taarruzda ısrar eder ve cephede kaybedilen savaş sonucu Kudüs İngilizlerin eline g eçer. Mustafa Kemal iki raporla yapt ığı tenkitlerin dikkate alınmaması üzerine 6 Ekim 1917'de komutanlıktan istifa eder.
Karlspad dönü şü, 18 Eylül 1918'de ikinci kez Yedinci Ordu Komutalığına tayin edilir ve Filistin Cephesi'ne gider. Halep'te İngiliz ve Araplardan oluşan orduya karşı kazandığı zafer sonucu, düşman kuvvetlerini güney sınırından bir adım ileri geçirmemiştir ve onları durdurmuştur .� 3 Bu zaferle Osmanl ı'nın bu cephede büyük bir başarı kazanmasını sağlamasa da en azından düşman kuvvetlerinin önüne bir set çekmeyi başarır ve onlar ın yurdun güneyine doğru olan ilerleyişini durdurur .
Kimi zaman askeri ba şarılarınız sizin siyasi alanda da e tkin olman ızı sağlamayabilir. V e sizin kadar uzakgörü şlü olmayan siyasiler, ayağınızın altına taş koymaya çalışabilirler. Mustafa Kemal, her zaman gelenekçi ve dar kafalı bir kesimin muhalefetiyle karşılaşmıştır. Bu gerici hareketleri daha yakından tanımak için onun Söylev 'ini okumak gerekir. Bu muhalefet Kurtulu ş Savaşı döneminde de etkin olmuşlardır. Mustafa Kemal, emperyalist güçlere kar şı Türk Ulusunu da arkasına alarak girdiği savaşımda birçok defa milletin vekilinden de darbe almıştır. Sakarya Sava şı öncesi ordunun kuvvet toplamak için Sakarya Nehri'nin do ğusuna çekilmesini fırsat bilen karşıcıllar Mustafa Kemal'i yıpratmak için, bin bir dalavere çevirmi ştir. İlk olarak Mustafa Kemal'in orduyu nereye götürdüğünü sorgulamışlar, ordunun geri dönüşü olmayan bir yenilgiye sürüldüğünü iddia etmişlerdir. En sonunda Mustafa Kemal'in ordunun başına geçmesini istemişlerdir. Bunun içinse kendi içlerinde değişik gerekçeleri vardır. Mustafa Kemal'in kişiliğin in de, yenilmesi muhtemel orduyla beraber bozulaca ğını ümit etmişler, Mustafa Kemal'in de gelecek mağlubiyetin altında ezilmesini temenni etmişlerdir.
Mustafa Kemal, kimi zaman çok sevdi ği askerlik görevinden de uzaklaşmak zorunda kalır. Osmanl ı adına verdiği mücadele hükümetin milli mücadeleye aleyhte tutumuyla artık devam edemeyecek duruma gelir ve Mustafa Kemal'in askerlik hayatı, Milli Kurtuluş Savaşı uğruna bir istifayla sona erer. Tabi, daha sonra, istifaya zorlanan bu asker Kurtulu ş Savaşı'nın ebedi şefi seçilir, Başkumandanlık görevinin ömür boyu sürmesini hakkını kazanır, ama o bunu reddedecek ve savaşın başındaki durumuna tekrar dönebilmeyi isteyecektir.
Kurtulu ş Savaşı'nda da İstanbul Hükümeti'ne geçmişte manevi ve maddi bağlarla bağlı üyelerce engellenmeye, otoritesi askeri alanla sınırlı tutulmaya çalışılır. Mustafa Kemal, Kurtulu ş Savaşı dönemi karşıcılların meydana getirdiği yaygarada çözümün Başkumandanlığı üzerine almakta olduğunu görür, ama sorun burada da bitmez ve geçen zaman yeni sorunlar doğurur. E n sonunda ba şkumandanlığı üzerine alınca da karşıcılların sesler i Meclis duvarlar ında yankılanır. Bu kez de, Mustafa Kemal'e � Meclis'in yetkisini kullanmak gibi bir ayr ıcalığın verilemeyeceği �, bu gidi şatın Mustafa Kemal'in diktatörce bir tutum kazanmasına kadar g idece ği gibi öngörülerde bulunurl ar. Kar şıcıllara göre � meclis i ş göremez duruma gelebilir, üyelerden herhangi biri için keyfi işlem yapılabilir �di.
En sonunda, Atatürk, 5 A ğustos 1921 'de Ba şkumandanlık görevini eylemli olarak yerine getirmek için üstlenir ve çalışmalarına başlar. Art ık, Mustafa Kemal'in verdiği buyruklar yasa olacaktır. İlk çalışmalardan biri ordunun malzeme ihtiyacını karşılamak içindir.
7-8 A ğustos tar ihlerinde Tekalif-i Milliye (Ulusal Vergi Buyru ğu) ad ı altında bir yasa çıkarılır. Bu yasanın içeriği, dönem itibariyle Türk ordusunun ihtiyaçlarının ve ordunun halktan beklentisinin ne kadar üst seviyede olduğunu gösterir. İşte Türk Kurtuluş Savaşı'nın ön deri Mustafa Kemal ve Türk Ulusu'nun azim ve fedak â rl ığının y ans ıması: Ulusal Vergi Buyruğu. 2 ve 3 say ılı buyruklar: Yurtta her ev, birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp Ulusal Vergi Kurulu'na verecek; tüccar ve halk elinde bulunan çamaşırlık bez, kaput bezi, patiska, pamuk, yıkanmış ve yıkanmamış yün ve tiftik, erkek elbisesi dikimin elverişli her türlü kışlık ve yazlık kumaş, kalın bez, kösele, vaketa, taban astarl ığı, sarı ve siyah meşin, sahtiyan, dikilmiş ve dikilmemiş çarık, potin, demir kundura çivisi, tel çivisi, kundura ve saraç ipli ği, nallık demir ve yapılmış nal, mıh, yem torbası, yular, belleme, kolan, kaşağı , gebre, semer ve urganlardan yüzde k ırkına, parası sonra ödenmek üzere el konulacak.
Sava ş öncesi kimi karşıcılların hemen taarruza geçilmesi istemesine karşın, bu yasanın içeriği aslında ordunun malzeme bakımından durumunun vehametini gösterir. İşte Türk halkı bu günlerde zafere ulaş m ıştır ve bağımsızlığını ilan etmiştir.
Bu haz ırlıklar sonrası Türk ulusu tarihin seyrini kendi lehine çevirmeyi başarmıştır. Savaş sırasında Mustafa Kemal'in askerlere verdiği � Hatt ı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. � emri, askeri anlamda da yeni bir takti ğin aslıdır. Bu cümlenin arkasındaki stratejiyi Mustafa Kemal'in Söylev 'inden al ıy oruz: � Meydan sava şı 100 kilometrelik bir cephe üzerinde oluyordu. Sol kanadımın Ankara'nın elli kilometre güneyine değin çekilmişti. Ordumuzun yönü batıya iken güneye döndü, arkası Ankara'ya iken kuzeye verildi. Yön değiştirilmiş oldu. Bunda hiç sakınca görmedik. Savunma hatlarımız yer yer kırılıyordu. Ama, kırılan yerin hemen arkasında çarçabuk yeni bir savunma hattı kuruluyordu. Savunma hattına çok umut bağlamak ve onun kırılmasıyla ordunun büyüklüğü oranın da çok gerilere çekilmek kuram ını çürütmek için yurt savunmasını başka türlü anlatmayı ve anlatımda kesinlikle direnmeyi yararlı ve etkin buldum. Dedim ki:
�Savunma hatt ı yoktur. Savunma alanı vardır. O alan bütün yurttur. Yurdun her karış toprağı, yurttaşın kanıyla ıslanmadıkça düşmana bırakılamaz. Onun için, küçük büyük her birlik bulunduğu dayangadan atılabilir; ama küçük büyük her birlik, ilk durabildiği noktada yeniden düşmana karşı cephe kurup savaşı sürdürür. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığı gören birlikler ona uymaz. Bulunduğu dayangada sonuna dek dayanmak ve direnmekle yükümlüdür.'
İşte ordumuzun her bireyi, bu kurala göre her adımda en büyük özveriyi gösterip, düşmanın üstün kuvvetlerini yıpratarak ve yok ederek en sonunda onu, saldırıyı sürdürme yetenek ve gücünden yoksun bir duruma getirdi. � 4
Sakarya Sava şı sonrasında Türk'ün Viyana kapılarından bu yana süren geri çekilişi durmuş, bundan sora Türk kuvvetleri taarruza geçmişti r. Sakarya Sava şı Mustafa Kemal' in zaferle sonuçland ırdığı iki tarihi önem ta şıyan meydan muharebesinden biridir. Birinci Dünya Sava şı itibariyle de kazanılan birkaç meydan savaşından biridir. Meydan savaşlarının önemi ise, bir ulusun bütün varlığıyla kendi kuvvetlerinin arkasında olmasından gelir. � Kaybeden sadece ordu de ğil, bütün bir ulustur. � Sava şı kazanacak ordunun iyi sevk ve idare edilmesi, sonucun sizin lehinize değişmesindeki en önemli etmendir.
Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonucunda 26.000 zayiat veren ordumuzun, subay zayiat ı er zayiatının iki katıdır , yani e ğitimli askerlerdeki şehit oranı oldukça yüksektir . Yunan taraf ı ise 46.000 zayiatla savaşın yenilen tarafı olur. İşte bu savaşladır ki meclis Mustafa Kemal'e � Mare şallik � rütbesi ve � Gazilik � san ını layık görür. Bu savaşın sonundadır ki 6 aydır bizimle anlaşmaya oturmaya yanaşmayan Fransızlar, Ankara Anla şması na imza atarlar. Art ık, Yunanlılar İtilaf Kuvvetlerinden destek alamazlar ve tek başlarına kalırlar. Elbette tüm bunlar , yoktan var eden bir ulusun eseridir. Bu mücadeleler, batm ış bir imparatorluğun küllerinden canlanan bir ulusun yokluk ve sefaletle mücadelesinin de bir timsalidir. Bu utku öncesi, sava şın sonunun Türk lehine olmayacağını düşünen ve ordu giderlerinin tutarlar ının incelenmesine Başkumandanlığın engel olduğunu söyleyen kimilerine Gazi şöyle cevap verir: � Baylar, bu do ğru değildir. Gelir kaynaklarının Meclis'çe incelenmesine Başkomutan ne zaman engel olmuştur? Gelir kaynaklarımızla ne yapabileceğimiz, belki herkesten çok beni kaygılandırmaktadır. Yalnız, ben, ordumuzu varlığını ve gücünü paramızla orantılı bulundurmak kuramını kabul edenlerden değilim. �Paramız vardır, ordu yaparız; paramız bitti, ordu dağılsın�� Benim için böyle bir sorun yoktur. Baylar, para vardır, ya da yoktur; ister olsun, ister olmasın, ordu vardır ve olacaktır. Bu noktada bir anımı da canlandırayım. Ben ilk kez bu işe başladığım zaman, en akıllı ve düşünür geçinen birtakım kişiler bana sordular: �paramız var mıdır? Silahımız var mıdır?' �Yoktur' dedim. O zaman. �Öyleyse ne yapacaksın?' dediler. �Para olacak, ordu olacak ve bu Ulus bağımsızlığını kurtaracaktır!' dedim. Görüyorsunuz ki, hepsi oldu ve olacaktır. � 5
Mustafa Kemal'e her yapt ığı girişimde muhalefet olan bir kesim, onun Başkumandanlık sıfatını kendilerinin ve diğer meclis üyelerinin aleyhine kullanmasından korkan bir kesim, onun yetki alanının bu kadar geniş olmasından endişe ederler ve Gazi'nin cephe gerisindeki etkinli ğini öldürmeye karar verirler. Bu eleştirilere de Atatürk şu şekilde cevap verir: � Kara Vas ıf Bey'in �Başkomutan, cephenin gerisindeki işlerle uğraşmasın!' dediği zaman Gazi şunları söyler: � Ben çok toy komutanlar gördüm. Örneğin, bir alay komutanı yeni tümen komutanı olmuş, ya da bir tümen komutanı yeni kolordu komutanı olmuş; biraz da bilgisi, görgüsü kıt. Daha bilgi, görgü edinmeye zaman bulamadan güç durumlar karşısında kalmış. Görev yaptığı süre içinde bir tümene alışmış iken, düşman karşısında iki ya da üç tümene birden komuta etmek zorunda kalınca, elbette duraksayacak ve güçlük çekecektir. Bir tümene komuta ettiği zaman, tümenin bütün birliklerini, olabildiğince gözü altında birleştirip yönetebilen toy bir komutan, gözden uzak dayangalarda bulunan iki üç tümenin savaşını yönetmek zorunda kalınca kendi kendine: �Ben hangi tümenin yanında bulunayım, onun mu bunun mu? Orada mı, burada mı?' diye sorar�
Hay ır! Ne orada bulunacaksın, ne de burada! Öyle bir yerde bulunacaksın ki, hepsini yöneteceksin. O zaman: �Ben hiçbirini gere ği gibi göremem!' der. Elbet göremezsin, elbet gözlerinle göremezsin! Aklınla ve anlayışınla görmek gerekir .� 6 Onun askeri ba şarısı, maddi olarak bulunamadığı savaş alanında dahi bir kumandan olarak tesirini ve gücünü , cephenin her bir yan ında hissettirmesinden kaynaklan ır. Cephe yüzlerce kilometrelik bir alana da yayılsa, kararg â ha yak ın olan askerle, cephenin en uzak köşesindeki askerin aynı emri aynı önemle anlaması, mücadelenin seyri açısından çok büyük önem taşır.
Büyük Taarruz'dan bir y ıl sonra Türk ulusu son defa bir meydan muharebesini göğüslemek zorunda kalacaktır. 18 piyade ve 3 süvari tümeniyle savaşa giren Türk tarafının mevcudu 198.000, Yunan tarafının ise 12 tümenle 150.000 kişi kadardır. Topyek û n sava şların ikicisi Büyük Taarruz , Mustafa Kemal'in Ba şkomutan olarak bizzat ordunun başında bulunmasından dolayı Ba şkomutanlık Meydan Muharebesi olarak da geçer. Bu sava şla birlikte Yunan tarafı tamamen yok edilmiştir. Bu da en az 130 bin düşman askerinin şehit olması demektir. Büyük Taarruz, Türklerin 200 yıldan bu yana seyreden makus talihini tersine çevirmiş ve uzun bir gerileme döneminden sora ilk taarruz savaşı olarak tarihe geçmi ştir. Bütün Batı Anadolu düşman elinden kurtarılmış , ama yakla şık 13 bin askerimiz de bu uğurda şehit verilmiştir. � En büyük övünç kayna ğım Türk olmam d ır .� diyen Atatürk Türkün � milli irade �sine güvenmekte hakl ı çıkmış, askeri başarılarla taçlandırılan siyasi başarıların da temeli atılmıştır. Bütün bu ba şarıya rağmen insani duygularından bir şey kaybetmeyen Mustafa Kemal, Büyük Taarruz sonrası sava ş meydanını gezerken düşman askerlerinden kalan manzara kar şısında şöyle der: � Bu manzara insanl ık için utanç vericidir. Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz. Sorumluluk bize ait değildir .�
Birinci Dünya Sava şı , bir anlamda da emperyalist kuvvetlerin ezilen ve sömürülen halklara kar şı kullandığı teknolojinin de sergilendiği bir arena olmuştur. İlk kez, tanklar, zırhlı araçlar, savaş ve bombardıman uçakları, ilk kimyasal silahlar, tanksavar ve uçaksavarlar ve denizaltıların kullanıldığı bir teknolojiler savaşıdır bu savaş . Osmanl ı gibi yüzyıllardır Batı'ya nazaran büyük bir gerilemenin kuca ğında olan bir devletten geriye kalan harap ve bitap bir halk ın verdiği bu mücadele ve hak ettiği zafer, �mazlum milletlere� elbette ki örnek olacaktır. Bunun yansımaları 1942'de kurtuluş savaşına giren Hindistan'ın Türkiye'yi örnek alan tutumunda ve aldığı rejim örneğinde de kendini gösterir. Çevrelerindeki ülkelere nazaran hem demokratik hem de laik bir yönetimi benimseyen bu ülkeler, bu yengilerini ulus iradesine ve anti-emperyalist mücadelesine borçludur.
Mustafa Kemal'in askeri ba şarıları sadece muharebe meydanlarıyla da sırlı kalmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi 5. dönem 3. yasama yılını açış konuşmasında, 1 Kasım 1937 yılına kadar Türk ordusunun teknoloji yolunda ald ığı mesafeyi de özetlemektedir. Bakın, 14 yaşındaki genç bir ülkenin ordusunun çağın gereklerine uygun adımları ne kadar da büyük bir övünç kaynağıdır: � Bu y ıl içinde denizaltı gemilerini ülkemizde yapmaya başladık. Hava kuvvetlerimiz için yapılmış olan üç yıllık program, büyük ulusumuzun içten ve bilinçli ilgisi ile şimdiden başarılmış sayılabilir. Bundan sonrası için bütün uçaklarımızın ve motorlarının ülkemizde yapılması ve harp hava endüstrimizin de bu temele göre geliştirilmesi gerekir.
Büyük milli disiplin okulu olan ordunun, ekonomik, kültürel, sosyal sava şlarımızda bize aynı zamanda en gerekli elemanları da yetiştiren büyük bir okul haline getirilmesine, ayrıca özen gösterilip, yardım edileceğinden şüphem yoktur .� 7
Biraz da, Mustafa Kemal'i askeri dehas ından bahsederken onun silah arkadaşlarının da düşüncelerine yer vermek en uygunudur. Mustafa Kemal'in savaş sırasında birinci derece muharebe arkadaşı ve askeri başarıları yanı sıra diplomatik arenada kazandığı siyasi başarılarla da adından gururla bahsettiğimiz İnönü, Mustafa Kemal'in asker halinden bahsederken, büyük bir manevi tesir altındadır: � Karar sahibidir, kararlar ı açıktır. Ve bir defa karar verdikten sonra, onu tatbik ettirmek için şahsiyeti çok tesirlidir. Mesela, kumandanlıkta bu hassası bilhassa dikkati çeker. Muharebe meydanında yürütmek istediği muharebe şeklini, tertipleri en uzak yerde bulunan askere kadar duyurur, onun üzerinde kendi iradesini ve azmini behemehal sirayet ettirirdi. Bu, bir kumandan için en büyük hasletlerden biridir. Askerlik vasıfları, hakikaten yüksektir. Her millete, her devirde yüksek vasıfta kumandan sayılır. � 8
Askeri, �Selamün Aleyküm' yerine �Merhaba' ile selamlayan ilk, kurmay kola ğası, askerdir. Bundan sonra da asker �Merhaba� ile selamlan ır.
O öyle bir askerdir ki, binlerce askerini denize döktü ğü bir ulusun Başbakanı, ondan övgüyle bahseder ve şöyle der: � Çok büyük bir insan!... Bu kadar engin dü şünceli, devlet yönetiminde bu derecede bilgi sahibi bir generale hayatım boyunca hiç rastlamadım .� 9
Hiçbir zaman ak ılcı yöntemden ve gerçekçilikten uzaklaşmadı. Uzun yıllar eğitimini gördüğü askerlik görevini, kahramanlık uğruna duygularına esir etmedi. Kimi zaman ordularını düşman karşısında heba etmemek için geri çekmiş, ama kimi zaman da 9 günde Dumlupınar'dan İzmir'e ulaştırmıştır. Mustafa Kemal, muharebe meydanlar ında düşman bayraklarını ayaklar altına aldırmaz ve hiçbir zaman da savaş nedenlerini cinayet nedenlerine dönüştürmez. Onun için � Harp zaruri ve hayati olmal ıdır. Ulus hayatı tehlikeye maru z kalmad ıkça harp bir cinayettir .�
Ba şkumandanlık unvanının süresi ömür boyu uzatılacakken bunu kabul etmez ve meclis içerisindeki birçok milletvekilin de ya askerlik ya da milletin vekilliği görevini sürdürmelerini ister. Ordu ve siyaset birbirine karışmamalıdır, çünkü iki görevin birlikte başarıyla icrası mümkün değildir. � Baylar, komutanlar, askerlik görev ve gereklerini dü şünürken ve uygularken, kafalarını siyasi düşüncelerinin etkisi altında bulundurmaktan sakınmalıdırlar. Siyasal durumun gereklerini düşünen başka görevliler olduğunu unutmamalıdırlar.
Komutanlar ın, buyruklarına verilen ulus çocukları, yurt araçlarını düşmana, ölüme sürerken düşünceleri tek nokta; ulusun kendilerinden beklediği yurt ödevini ateşle, süngü ile ve ölümle yapmak ve sonuçlandırmaktadır. Askerlik görevi ancak bu anlayış ve inançla yapılabilir. Lafla, siyasayla, düşmanın aldatıcı sözlerine kulak vermekle askerlik görevi yapılamaz. Komutanlık görev ve sorumluluğunu yüklenecek kadar omuzlarında ve özellikle kafasında güç bulunmayanların acıklı sonuçlarla karşılaşmalarından kaçınılamaz .� 10 der Söylev'inde.
1924'te Büyük Millet Meclisi'ni aç ış konuşmasında yine bu ko nuya de ği nir ve şöyle der: � Say ın üyeler, ülkenin genel yaşamında ordunun siyasetten soyutlanması Cumhuriyetin her zaman gözönünde tuttuğu temel bir ilkedir. Şimdiye kadar izlenen bu yolda Cumhuriyet orduları vatanın güvenilir ve güçlü bekçileri olarak saygın ve kuvvetli kalmışlardır. � Yine, henüz askerlik görevinin ba şlarındayken, 1909'da İttihat ve Terakki'nin bir kongresinde şunları söyler: �Subaylar partide kald ığı sürece, ne güçlü bir partiye ne de güçlü bi r orduya sahip olabiliriz. Üçüncü kolorduya ba ğlı subayların çoğunluğu aynı zamanda partinin de üyesidirler, etkili bir güç oluşturduklarını ise söylemek zordur. Buna karşılık, p arti de halk ı kendine çekme imk â n ına sahip değildir; çünkü gücünü ordudan almaktadır. Partide kalmak isteyen subaylar ordudan istifa etmeleri kararını burada verelim. Ayrıca geleceğin subaylarına siyasal ilişkiler kurmayı yasaklayan bir kanunun kabulüne de ihtiyacımız vardır.
ABD Genelkurmay Ba şkanı Amiral GROWE , Time Dergisi 'nde kendisiyle yap ılan bir söyleşide Mustafa Kemal'den yüzy ılın askeri diye bahseder. Growe: Sava şın tozu dumanı ardında belirgin olmayan çok şey vardır. Ben Kemal Atatürk'ün hayranıyım. Muazzam kaynaklar ve üretim yeteneği ile desteklenen generallerin kazanması olağandır. Ancak az kaynağa sahip olmasına karşılık Atatürk, hem Türkiye'nin kontrolünü padişahlardan söküp almış ve hem de Yunanlıları memleketinden atmıştır. Yüzyılın en büyük askeri adayım Atatürk'tür .� 11 der.
D. Koray, Mustafa Kemal'i bir stratejist olarak nitelerken, onun İstiklal Harbi'nde uyguladığı ve evrensel değer taşıyan iki askeri stratejisini vurgular. Koray : � İki çok önemli stratejik uygulama şunlardır: Atatürk İstiklal Harbi'nde, I. Dünya Harbi'ni askeri açıdan kilitleyen mevzi harbi ve siper harbini aşarak hareket harbini tekrar uygulamaya getirmiştir. İkinci önemli stratejik uygulama ise askeri strateji açısından özel bir değer taşıyan, meydan muharebeleri vererek harbi uzatmadan kesin sonuç alınmasıdır. � 12
Bu arada, Kurtuluş Savaşı'nın öncü olduğu bir konu daha var. Değerli araştırmacı İlknur Kalıpçı'nın bir yazısından alıntılıyorum: Kurtulu ş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimizinolduğu, dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, Üstteğmen Kara Fatma'nın 700 erkek, 43 kadından oluşan birmüfrezenin reiseliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış olduğunu." biliyor musunuz diye soruyor. Gerçekten biliyor muyuz, kimilerinin bir burjuva mücadelesi diye nitelediği bir savaşın aslında topyekun olarak bir halkın bağımsızlık mücedelesi olduğunu?
Bir de başka bir anısı var Atamızın, her yerde anlatmaya değer: "İzmir kurtuldu, cok tatli bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler. Ertesi gun kompartimanin kapisini çalar; açar yorgun, bitkin, kravatini yıkamaktadır Ataturk. Yaveri "ya pasam bu ne hal hic uyumadiniz herhalde niye boylesiniz" der.Atatürk, "Kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmussunuz.Kolumu yastik yaptim ağrıdı, setremi yastık yaptım üşüdüm, bende uyumadım
kalktım" der.Yaveri; "aman pasam! Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastikla
battaniye getirirdik" der.Ve bir ulke kurtarmaktan dönen komutan söylüyor bunlari tarihi bir cevap,der ki ;"Gec farkettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuz. Hicbirinize kiyamadim.
Onemli olan benim uyumam degil milletimin rahat uyumasi ".
Zafer Bayramımız tüm milletimize kutlu olsun.





KAYNAKÇA

1- Koray, Durmu ş, 2003, Neden Atatürk Niçin Laiklik, Toplumsal Dönüşüm Yayınları,sf.58
2- Soyak, Hasan R ıza , 1973, Atatürk'ten Hat ıralar, Yapı Kredi Yayınları, ( 3. bask ı 2006 ) sf.73
3-a.g.e., sf.73
4-Atatürk, M.K., 1927, Söylev, Cilt:I-II, Bas ıma Hazırlayan, H. V. Velidedeoğlu, Cumhuriyet Kitapları, (45. baskı, 2005) sf. 298
5-a.g.e. sf.319
6-a.g.e. sf.320
7-Atatürk, M.K., 1937 TBMM 5. Dönem 3. Yasama Y ılı Açış Konuşması, Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. V, C. 20, Sa. 3
8- İpekçi, Abdi, 1968, İnönü Atatürk'ü Anlatıyor, Dünya Kitapları, (Genişletilmiş Basım, 2004) sf. 27
9- Koray, Durmu ş, 2003, Neden Atatürk Niçin Laiklik, Toplumsal Dönüşüm Yayınları,sf.19
10- Atatürk, M.K., 1927, Söylev, Cilt:I-II, Bas ıma Hazırlayan, H. V. Velidedeoğlu, Cumhuriyet Kitapları, (45. baskı, 2005) sf. 244
11-Time Dergisi, 26 Aral ık 1988, ABD Genelkurmay Ba şkanı Amiral GROWE ile söyle şi
12- Koray, Durmu ş, 2003, Neden Atatürk Niçin Laiklik, Toplumsal Dönüşüm Yayınları,sf.59
13-http://www.cumhuriyetiz.biz/content/view/131/217/
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-21-2010, 18:29   #4
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

1

http://www.google.com.tr/#hl=tr&q=at...1cd3acaac88c8d
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
8. sınıf inkilap tarihi 5. ünite ~~üniteye hazırlık~~ beyzax96 Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 22 02-19-2011 16:11
11. sınıf inkılap tarihi sayfa 11 hazırlık çalışmaları Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 2 09-22-2010 22:56
8. sınıf inkılap tarihi 69-85 lazım 55ahmet Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 16 04-26-2010 20:53
8 sınıf inkılap tarihi 5. ünite Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 03-27-2010 13:47
8.sınıf inkılap tarihi ç. k. Kayıtsız Üye Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 8 03-22-2010 22:44


Şu Anki Saat: 16:36


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows