Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 06-05-2015, 14:12   #1
Fearleon
 
Üyelik tarihi: Feb 2015
Mesajlar: 1.462
Tecrübe Puanı: 187
Fearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud of
Standart Anadolu da Kurulan İlk Türk Beylikleri ve Önemi

Anadolu'da kurulan ilk Türk beylikleri



Anadolu da Kurulan İlk Türk Beylikleri ve Önemi

1. SALTUKLULAR (1072–1202)

Saltuklu Beyliği’nin Kuruluşu

Doğu Anadolu'da kurulmuş olan ilk Türk beyliklerinden biridir.Bu beyliğin kurucusu olan Ebulkasım Saltuk, Malazgirt Savaşı sırasında Sultan Alp Arslan'ın ordusunda savaştı.

Savaştan sonra kendisine Erzurum ve çevresi ikta olarak verildi.Merkezi Erzurum olan beylik, 1072 yılında Büyük Selçuklu Devleti'ne bağlı olarak kuruldu.

Ebu’l-Kasım

1.Ebulkasım kısa zamanda Bayburt, Tercan ve Oltu gibi merkezleri de alarak beyliğin sınırlarını genişletti.

2.Danişmentliler ile ittifak kurarak Haçlılara karşı mücadele etti ve Gürcülere karşı da başarılı savaşlar yaptı.
3.1102'de ölünce beyliğin başına oğlu Ali Bey geçti.

Ali Bey

1.Ali Bey Gürcülerle savaştı.

2.Bu sırada Büyük Selçuklu Devleti'ndeki taht kavgalarında Mehmet Tapar'ı destekledi ve ona tâbi oldu.

3.Selçukluların bu iç mücadelesinden yararlanmak isteyen Gürcü Kralı David, Selçuklu topraklarına saldırarak pek çok Türk'ü öldürdü. Gürcülerle mücadele eden Artuklu ve Saltuklu beyleri başarılı olamadılar.

İzzettin Saltuk Bey

Ali Beyin ölümünden sonra Saltuklu Beyliği'nin başına oğlu Saltuk Bey (1153) geçti. Saltuklular en güçlü dönemlerini yaşamışlardır (1132–1174).

1.Döneminde beyliğinin sınırlarını genişletti. Bayburt, Kars, Oltu, İspir, Tercan ve Trabzon havalisi beyliğe dâhil edildi.
2.Diğer Türk beylikleri ile işbirliği yaparak Gürcülere karşı başarılı mücadeleler yaptı. Ayrıca Trabzon Rumları ile de mücadele etti.

3.Anadolu Selçuklu hükümdarları Mesud ve II. Kılıç Arslan'la iyi geçindi.

4.Saltuk, Ani'nin Gürcülerin eline geçmesi üzerine komşu Türk beylerinin yardımını alarak 1161 yılında sefere çıktı. Gürcülerle yaptığı savaşta yenildi ve esir düştü. Daha sonra serbest bırakıldı.

5.Onun zamanında Gürcüler Erzurum'u kuşattılarsa da başarılı olamayıp geri çekildiler.

Beyliğin Yıkılışı

1.Son Saltuklu Beyi Alâeddin zamanında beylik Anadolu Selçukluları, Eyyubiler ve Gürcüler tarafından baskı altında tutuldu. Bu dönemde beylik iyice zayıfladı.

2.Anadolu Selçuklu Sultanı II. Rükneddin Süleyman Şah 1202 yılında Gürcistan Seferi'nden dönerken bu beyliği topraklarına kattı.

Beyliğin Önemi

Erzurum, Moğol İstilâsı sırasında göç eden Türkmenlerin ilk uğrak yeri oldu. Saltuklular döneminde ise önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biri hâline geldi.

İran'dan gelen kervan yolu Erzurum, Erzincan, Sivas, Kayseri ve Konya şehirleri üzerinden Akdeniz limanlarına ulaşıyordu. Bu yolun diğer bir kolu da Bayburt üzerinden Trabzon ve Karadeniz'e varıyordu.

Bu ticarî yol üzerinde bulunan Erzurum'da ticaretin yanında hayvancılık da gelişmişti. Yün, bu dönemde komşu ülkelere ihraç edilen mallar arasındaydı.Saltuklular zamanında imar faaliyetlerine de önem verildi. Erzurum bayındır hâle getirildi.

Bugün bile ayakta duran bir çok eser bu dönemin ölmez yapıtlarındandır. Bu eserlerden Tepsi Minare (Saat Kulesi), Kale Camii, Mama Hatun Kervansarayı ve Kümbeti, Ulu Cami bu gün hâlâ ayakta kalabilen eserlerdendir.

Saltuklular, Anadolu topraklarının korunmasında önemli görevler üstlendiler. Haçlılara karşı mücadelede Danişmentlilerin yanında yer aldılar. Gürcü saldırılarına karşı bir duvar görevi yaparak Anadolu'yu korudular.

2. MENGÜCEKLİLER (1080–1228)

Mengücekli Beyliği, Selçuklu Sultanı Alp Arslan'ın komutanlarından Mengücek (Ahmet) Gazi tarafından 1080 yılında kuruldu.Beylik, kuruluş yıllarında Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar dolaylarına hâkimdi.

Mengücek Gazi, Anadolu'daki Rumlara ve Gürcülere karşı başarılı savaşlar yaptı. Bu mücadeleler sırasında şehit oldu.

İshak

Ölümünden sonra beyliğin başına oğlu İshak geçti. İshak, beyliği yönetmede başarılı olamadı. Onun zamanında Mengücekliler Danişmentlilere bağlı beylik durumuna geldi.

Beyliğin İkiye Ayrılması: İshak Beyin ölümünden sonra Mengücekli Beyliği Erzincan-Kemah ve Divriği olmak üzere iki kola ayrıldı. İshak Beyin oğullarından Davud Erzincan-Kemah kolunun, Süleyman ise Divriği kolunun başına geçti.

a)Erzincan Kemah Kolu: Erzincan-Kemah kolunun en ünlü hükümdarı Davut'un oğlu Behramşah'tır. Behramşah zamanında Erzincan önemli bir kültür ve ticaret merkezi oldu. Behramşah 1225 yılında ölünce yerine oğlu II.Davud geçti.

II. Davut, Türkiye Selçuklularına karşı Eyyubiler ve Harzemşahlarla iş birliği yapınca Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat, 1228 yılında Mengüceklilerin Erzincan - Kemah koluna son verdi.

b)Divriği Kolu: Divriği kolu hakkında kaynaklarda fazla bilgi olmamakla birlikte, bu kolun ilk hükümdarı İshak’ın oğlu Süleyman olduğu bilinmektedir. Süleyman'dan sonra bu kolun başına Şehinşah geçti.

Şehinşah'tan sonra başa geçen kardeşi Ahmet zamanında Divriği kolu en parlak dönemini yaşadı. Divriği Mengüceklileri 1252 yılına kadar Anadolu Selçuklularına bağlı olarak varlığını sürdürdü.

Beyliğin Önemi

1.Mengücekliler döneminde Divriği'de kültür ve sanat hareketleri çok canlıydı. Bugünkü Kale Camii, Ulu Cami ve Kayıtbay Camii o dönemin ölmez eserlerindendir.

2.Mengücekliler, genel olarak genişleme politikası gütmediler.

Ancak Anadolu'nun Türkleşmesinde büyük katkıları oldu.

3.Mengücekliler döneminde Erzincan siyasî ve ticarî bir merkez idi. Anadolu'yu Tebriz'e ve İran'a bağlayan büyük kervan yolunun bu bölgeden geçmesi, şehirde ekonomik canlılığı artırdı.

4.Bugün Erzincan'da Mengüceklilerden kalma mimarî eserlerin az olmasının sebebi, Moğol istilâsı sırasında şehrin büyük bir tahribata uğramış olması ve bu bölgede sık sık deprem olmasıdır.

3. DANİŞMENTLİLER (1080–1178)

Bu beylik, Melikşah'ın komutanlarından Danişmentoğlu Ahmet Gazi tarafından Sivas başkent olmak üzere 1080 yılında kuruldu.

Danişmentoğlu Ahmet Gazi

1.Türkiye Selçuklu Sultanı Süleyman Şah’ın ölümüyle nüfuzunu daha da artırdı.Ahmet Gazi kısa zamanda beyliğinin sınırlarını Tokat, Amasya, Çankırı, Kastamonu, Kayseri ve Malatya'ya kadar genişletti.

2.Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı I. Kılıç Arslan'ın Haçlılara karşı yaptığı savaşlara katıldı ve büyük basanlar elde etti. Antakya Haçlı Prensi Bohemond’u esir ederek 1102 yılında Malatya'yı fethetti.

3.Ahmet Gazi'nin ölümünden sonra oğulları arasında taht kavgaları başladı. Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan bu durumdan yararlanarak Malatya'yı ele geçirdi.

Emir Gazi

Bu sırada taht mücadelesini kazanan Emir Gazi, beyliğin başına geçti (1104).

1.Emir Gazi, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan'la iyi geçinmeye çalıştı.

2.Selçuklu sultanının ölümü üzerine damadı I. Mesut'un tahta çıkmasına yardım etti.

3.Fakat Selçukluların bu sıradaki zayıf durumundan yararlanarak Malatya'yı geri aldı.

4.Emir Gazi Antakya Haçlı Prensliği ve Kastamonu'yu işgal eden Bizans kuvvetleriyle savaştı.

5.Bu dönemde Danişmentlilerin sınırlan batıda Sakarya nehrine, doğuda Fırat'a kadar genişledi.

6.Emir Gazi dönemi Danişmentlilerin en parlak devri oldu.

7.Emir Gazi'nin Haçlılara karşı kazandığı başarılar, İslâm dünyasında büyük ün kazanmasına neden oldu.

Taht Kavgaları ve Beyliğin Yıkılması

1134'te ölümünden sonra yerine oğlu Melik Muhammed geçti.

Bunun döneminde başlayan taht kavgaları beyliği zayıflattı.

Ülkedeki taht mücadeleleri Muhammed'in ölümünden sonra da devam etti. Bu karışıklıklardan yararlanan II. Kılıç Arslan Kayseri'yi ele geçirdi.

Danişmentlilerin Selçuklulara karşı Bizans'la iş birliği yapmaları üzerine II. Kılıç Arslan 1178'de bu beyliğe son verdi.

Beyliğin Önemi

Danişmentli Bey ligi'nin kurucusu Ahmet Gazi ve oğlu Emir Gazi, Anadolu'nun Türkleşmesine ve İslâmlaşmasına katkıda bulundular. Haçlılara, Bizans'a ve Ermenilere karşı kazandıkları başarılarla İslâm dünyasının takdirini topladılar.

Bu sebeple Türkiye Selçukluları Danişmentlileri en büyük rakipleri olarak görmüşlerdir.

Danişmentliler, Tokat ve Niksar Yağıbasan medreselerini yaptırarak eğitim ve öğretime önem verdiklerini gösterdiler. Ayrıca, Emir Gazi Kümbeti ve Kayseri Ulu Camii gibi mimarî eserler meydana getirdiler.

4. ARTUKLULAR (l 102 – 1409)

Ünlü Selçuklu komutanlarından Artuk Bey, Sultan Alp Arslan’ın yanında Malazgirt Savaşı'na katıldı ve Anadolu'nun fethinde büyük yararlılıklar gösterdi. Artuk Bey Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş'un hizmetine girdikten sonra Kudüs'e vali (yönetici) olarak gönderildi.

Onun ölümünden sonra oğulları Sökmen ve İlgazi de Kudüs'ü yönetmeye devam ettiler.Fatımîlerin Kudüs'ü işgali üzerine (1098) Sökmen ve İlgazi, Güneydoğu Anadolu bölgesine gelip yerleştiler. Burada Artuklular üç kola ayrılarak hüküm sürdüler.

a) Hasan Keyf-Amid (Diyarbakır) Artukluları (1102–1231)
1.Artuk Beyin oğlu Sökmen Bey tarafından 1102 yılında Diyarbakır'da kuruldu.

2.Bu beyliğin merkezi önceleri Hasan Keyf iken daha sonra Diyarbakır'a (Amid) taşındı.

3.Sökmen Bey 1105 yılında ölünce, önce İbrahim sonra Davud beyliğin başına geçti. Davud döneminde Harput, Palu ve Siirt çevresi ülke topraklarına katıldı. Davud'un ülke sınırlarını genişletme politikası üzerine Mardin Artukluları ile Musul Atabeyliği harekete geçtiler. Davud bu iki kuvvet karşısında tutunamayıp yenildi.

4.Hasan Keyf Artukluları son hükümdarları Mesut’un ölümünden sonra 1231 yılında Eyyubiler tarafından yıkıldı.

b) Harput Artukluları (1185–1234)
Harput, Artuklu hâkimiyetine 1112'de Belek Gazi'nin bu bölgeyi fethetmesiyle girdi. Burası daha sonra Hasan Keyf Artuklularının kontrolünde kaldı.

Mardin Artuklularından İmadeddin Ebu Bekir 1185 yılında Harput' u alarak burada Harput Artukluları Beyliği'ni kurdu.Zamanla Moğol ve Eyyubîlerin egemenliğinde yaşayan Harput Artuklularını 1234 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubat ortadan kaldırdı.

c) Mardin Artukluları (1108–1409)

Mardin Artukluları 1108 yılında Artuk Beyin oğlu İlgazi tarafından Mardin merkez olmak üzere kuruldu.

Bu kol en güçlü ve en uzun ömürlü Artuklu kolu oldu.

Artuk bey’in diğer oğlu İl-Gazi tarafından Mardin’de kurulmuştur.

İlgazi, Haçlılara karşı başarılı savaşlar yaptı. Antakya Prensliği yönetimindeki Haçlı ordusunu bozguna uğratarak Halep şehrini ele geçirdi. Gürcüler üzerine sefer yaptıysa da başarılı olamadı.

Ölümünden sonra başa geçen Timurtaş, beyliğin sınırlarını korudu. 1114’te Urfa’yı Haçlıklardan alması İslam dünyasında sevinçle karşılanmıştır.

Ancak daha sonra gelen beyler döneminde Mardin Artukluları iyice zayıfladılar. Güçlü devletler arasında bulunan Mardin Artukluları , Eyyubiler ve Selçukluların hakimiyetini tanımışlardı. 1243’te ise İlhanlılar’a bağlandılar.Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, Mardin Artuklularını 1409 yılında ortadan kaldırdı.

Beyliğin Önemi

1.Artukluların hüküm sürdüğü alanlarda Türkmenlerin dışında yabancı milletler de yaşıyordu. Artuklular değişik kültürlere karşı hoşgörülü davrandılar.

2.Yaşadıkları toprakların Mısır, Suriye ve İran yolları üzerinde bulunmasından dolayı bölgede ekonomik ve kültürel faaliyetler son derece gelişti.

3.Başa geçen hükümdarlar, imar faaliyetlerini ve tarımsal üretimi desteklediler.

4. Pek çok merkezde saray, cami, türbe, çarşı, hastahane, kale, köprü ve imaret yaptırdılar. Diyarbakır'da yaptırılan Artuklu Sarayı, dönemin en ünlü mimarî eserlerindendi.

5.Artuklular döneminde Batman suyu üzerinde yapılan Malabadi Köprüsü, bugün bile kullanılmaktadır.

6.İlk Artuklu medresesi, İlgazi tarafından Halep'te inşa ettirildi.

7.Günümüzde hâlâ ayakta olan Mardin Ulu Camii de Artuklu döneminin önemli eserlerindendir.

Anadolu'da Kurulan İlk Türk Beyliklerinin Türk Tarihindeki Önemi

Malazgirt Savaşı'nın kazanılmasından sonra kurulan ilk Türk beylikleri, Anadolu'nun fethinde ve hızla Türkleşmesinde büyük rol oynadılar. Anadolu'nun birçok yeri bu beylikler tarafından fethedildi. Bu beylikler, hâkim oldukları toprakları Avrupa'dan gelen Haçlılara karşı koruyarak İslâmiyet’in bu topraklarda yayılmasına çalıştılar.

İlk Türk beylikleri Anadolu'nun vatan olması için bazen Gürcülerle bazen Ermenilerle bazen de Bizans'la savaştılar. Beylikler, kendi dönemlerinde yeni şehirler, kasabalar ve köyler kurdular. Kurdukları bu şehir ve kasabalara Türkçe isimler verdiler.

Yaşadıkları bölgeleri köprü, saray, imarethane, kervansaray gibi sosyal tesislerle donatarak Anadolu'yu imar ettiler. Bugün Türkiye dediğimiz coğrafyadaki bir çok eseri meydana getirenler, Anadolu’da kurulan ilk Türk beylikleri olmuştur.

Anadolu’da Kurulan İlk Türk Beyliklerinin Anadolu’nun Türkleşmesine Katkıları

1.Türklerin Anadolu’daki fetihleri hızlandırıldı.

2.Bizans, Gürcü ve Ermenilerin gücü kırıldı.

3.Haçlılara karşı mücadele edildi.

4.Ele geçirilen toprakların isimleri Türkçeleştirildi.

5.Küçük yerleşim yerleri büyük Türk şehirleri haline getirildi.

6.Anadolu’nun Türkleşmesine ve İslamlaşmasına katkı sağlandı.

7.Türkmen göçü ile Anadolu’daki Türk nüfusu arttı.

8.Anadolu’da kalıcı kültür ve sanat eserleri bırakıldı.

Bütün bu gelişmelerden sonra 12.yüzyıldan itibaren artık Avrupalılar da Anadolu’nun bir Türk yurdu olduğunu kabul etmiş ve Anadolu’yu “Türkiye” adı ile anmaya başlamışlardır.

Çaka Beyliği

Çaka Bey Devleti 1081 tarihinde İzmir'de kurulmuştur. Kurucusu Çaka Bey'dir. İlk denizci Türk devleti olan bu beylik bazı Ege Adaları'na sahip olmuştur. Beyliğin kurucusu Çaka Bey, İstanbul'u kuşatmak isteyince, Bizans'ın kışkırtmaları sonucu I. Kılıç Arslan tarafından öldürtülmüştür. Çaka Beyliği 1093 tarihinde Bizans tarafından yıkıldı. Böylece Batı Anadolu'dakiilk Türk egemenliği sona ermiş oldu.
Fearleon isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-05-2015, 14:12   #2
Fearleon
 
Üyelik tarihi: Feb 2015
Mesajlar: 1.462
Tecrübe Puanı: 187
Fearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud ofFearleon has much to be proud of
Standart

Saltuklular (1092-1202)

Selçuklu fetihleri arasında Doğu Anadolu'da kurulan Türk devletlerinden birisi Saltuklular'dır.

Anadolu'nun fethinde görev alan kumandanlardan Ebul Kasım, Erzurum dolaylarını ele geçirmiş ve Sultan Alparslan onu bu bölgenin beyliğine tayin etmişti.

Ebul Kasım 1102'de ölünce yerine oğlu Ali geçti ve Bey oldu.

Ali'den sonra Bey olan İzzeddin Saltuk bu hanedanın en güçlü beyi oldu ve beylik onun adı ile yani "Saltuk Beyliği" olarak anıldı (1072).

Bu beylik önceleri Büyük Selçuklu Devleti'ne tâbi idi, fakat bu devletin zayıflamasından sonra, bağımsızlığını kazandı.

Saltuklu Beyliği Kars, Bayburt, Oltu, Trabzon, İspir ve Tercan bölgelerini ele geçirerek gücünü arttırdı. Önce Gürcülerle, sonra Bizanslılarla yaptığı savaşlarda da başarılı sonuçlar elde etti. Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan'la ittifak kurarak kız alıp vermek suretiyle akrabalık kuruldu.

Saltuklu beyleri bir çok defa Gürcülere karşı savaştılar. Nitekim bunlardan İzzeddin Saltuk bu savaşların birisinde Gürcülere esir düşmüş (1153), öteki Türk beyleri tarafından 10.000 dinar verilmek suretiyle kurtarılmıştır.

İzzeddin Saltuk 1174'te ölünce yerine oğlu Muhammed Kızıl Arslan geçti. Kızıl Arslan Bey, 1195'te Erzurum önüne kadar gelen Gürcü kuvvetlerini mağlup etti.

İzzeddin Saltuk devrinde (1132-1168), Saltuklu Beyliği ülkesi Tercan'dan başlayarak Tâhir Gediği'ne kadar uzanmakta; Erzurum, Bayburd, Avnîk, Micingird, İspir, Oltu gibi şehir ve kasabaları kaplamakta idi. Nâsıreddîn Muhammed (1168-1191)'in ise, Irak Selçuklu sultanı III. Tuğrul'a ve asıl iktidarı elinde tutan Atabeg Kızıl Arslan'a tâbi olduğu anlaşılıyor.

Yine onun vaktinde Gürcüler Erzurum önüne geldilerse de, bir muhasaraya girişmeden aldıkları ganimetlerle yetinerek geri döndüler. Bu devrin dikkati çeken bir olayı da bu hanedandan Muzaffereddîn Melikşâh adlı Saltuklu beyinin Gürcü kraliçesi Thamara ile evlenmesidir.

XII. yüzyılın ortalarından itibaren Türkiye Selçukluları ve Eyyûbî Devletleri, Doğu ve Güney-doğu Anadolu'daki beyliklerin varlıklarını tehdide başlamışlardı. O sırada Ulu Hakan olan Melikşah, Anadolu'da birliği korumak için bütün beylikleri itaat altına almak istiyordu. Süleymanşah da onun politikasını takip etti ve 1202'de Erzurum kalesini alarak Saltuklu Beyliği'ne son verdi (1202).

Saltuklular devrinde, Erzurum bölgesi imâr edilmiş ve zenginleşmiş bir durumda idi. Ayrıca bölgenin iktisâdî durumuna da bir canlılık getirmişlerdi. Saltuklulardan zamanımıza kadar bazı eserler de kalmıştır, bunlar Kale Mescidi, Tebsi Minare, Ulu Câmi ile bazı türbelerdir. Ayrıca Tercan'da bulunan Mama Hâtûn kervansarayı ve türbesi de zikre şayan Saltuklu eserlerindendir.

Mengücükler (1118-1250)

Mengücük Gazî'nin Malazgirt savaşına iştirak ettiği ve bu savaştan sonra Sultan Alp Arslan'ın Anadolu'yu zabtetmek için görevlendirdiği beyler arasında bulunduğu bilinmektedir. Türkmen beylerinden Mengücük, Anadolu'nun fethi sırasında Erzincan, Kemah, Divriği ve Karahisar'ı zaptetmişti. Kendisi bu çarpışmalarda şehit düştü. Oğlu İshak, 1118'de bu bölgede, babasının adını taşıyan beyliği kurdu.

İshak Bey, beyliğini korumak için Selçuklularla, Artuklu ve Danişmendli beylikleriyle mücadele etti. Fakat Artuklu Belek tarafından mağlup edildi (1120). İshak Bey 1142'de ölünce beylik ikiye ayrıldı. Oğullarından Davud, Kemah ve Erzincan'da, Süleyman ise Divriği'de kendi beyliklerini ilan ettiler.

Danişmendliler (1092-1178)

Anadolu'da fetihlere memur edilen Gazi Ahmed Bey, Türkmenlere hocalık, öğretmenlik yaptığı için "Danişmend" lâkabı ile anılıyordu. Danişmend Gazi Ahmed Bey, Kızılırmak ve Yeşilırmak dolaylarını ele geçirmişti.

Emir Danişmend'in Bizanslar ile bir savaşta ölen Battal Gazî (öl. 740)'nin neslinden geldiği söylendiği gibi, onun Anadolu fâtihi Sultan Süleymân b. Kutalmış'ın dayısı olduğu da rivayet edilmektedir. 1086'da Süleymanşah ölünce gücünü arttırdı. I. Kılıçarslan'ın Haçlılarla yaptığı Savaşlara katılarak başarı gösterdi.

Antakya Prensi Bohemond'u esir aldı ve Malatya'yı ele geçirdi. Bu prensin serbest bırakılmasını isteyen Kılıçarslan'la arası açıldı ve aralarında savaş çıktı. Bu savaşta Gazi Ahmed Bey yenildi ve 1106'da öldü

Bu Türkmen hanedanının kuvvet merkezi aslında, Kuzey Anadolu'da Tokat, Amasya ve Sivas çevresinde idi.. Ancak Danişmend'in asıl adının Taylu olduğu ve hocalık yaptığı biliniyor. Buna göre Emîr Danişmend 1080 yılında Sivas'a gelmiş ve hiçbir mukavemetle karşılaşmadan burada yerleşmişti.

Daha sonra Yeşilırmak havzasında fetihlerde bulundu, Niksar'ı muhasara ve zabtetti (1097'den önce). Emîr Danişmend Anadolu'daki emîrler arasında mücadelelerden yararlanarak devletinin hudutlarını genişletmiş, Haçlı Seferleri'nin başlaması ile batıdan gelen bu yeni düşmana karşı çetin mücadelelere katılmıştır.

Türkiye Selçuklu sultanı I. Kılıç Arslan, İznik önünde doğuya çekildikten sonra, Haçlılara karşı Emîr Danişmend ve Kapadokya Emîri Hasan ile birleştiler. Bu müttefik Türk ordusu 1 Temmuz 1097'de Darylaeum (Eskişehir) civarında Haçlılara karşı savaşa tutuştu, fakat Türkler ağır kayıplar vererek çekilmek zorunda kaldılar.

Haçlıların ulaşamadıkları yerlerde Danişmendliler faaliyetlerini sürdürdüler ve 1098 yılında Bayburt'u aldılar.

1101 yılında muhtelif batılı prenslerin idaresindeki üç büyük Haçlı ordusu peşpeşe Anadolu'ya girdi.

Emîr Danişmend, Haçlılara karşı I. Kılıç Arslan ile birleşerek onları perişan etti. Danişmend Gazî bu zaferlerden sonra derhal Malatya'nın üzerine yürüyerek orayı zabtetti (1103). Danişmend Gazî 1106 yılında öldü.

Yerine oğullarından Emîr Gazî geçti. I. Kılıç Arslan ise Danişmend'in ölümünden yararlanarak Malatya'yı ele geçirmişti (1105). Ancak Türkiye Selçuklularının bu üstün durumu I. Kılıç Arslan'ın ölümüne kadar sürdü (1107).

Emîr Gazî Selçuklu şehzâdelerinin taht kavgalarına karışmış ve bu şehzâdelerden damadı olan Mes'ûd'u destekleyerek, onun Konya'da sultan olmasını sağlamıştır (1116).

Daha sonra 1127'de Kayseri ve Ankara'yı zabtetti. Böylece Emîr Gazî, Sultan Mes'ûd'un arazisi dışında, Fırat'dan Sakarya kaynaklarına kadar uzanan Orta ve Kuzey Anadolu'ya hâkim oluyor ve Danişmendliler Anadolu'daki devletlerin en kudretlisi haline gelyordu.

Emîr Gazî daha sonra Çukurova'ya girerek Ermeni Leon'u itaate mecbur ediyordu (1131). Bizanslılar, Haçlılar ve Ermenilere karşı zaferleriyle Türk-İslâm dünyasında haklı bir şöhret ve hürmet kazandı. Bu sebeple Bağdad Halîfesi el-Müsterşid ve Büyük Selçuklu sultanı Sencer onun "melik" unvanını tasdîk etmişlerdi. Yerine geçen oğlu Melik Muhammed de Haçlılar ve Ermeniler ile savaştı.

Melik Muhammed'in ölümü ile (1142), Danişmend Devleti'nin temelleri taht mücadeleleriyle sarsılırken, Anadolu'da üstünlük yavaş yavaş Selçuklulara geçiyordu.

Muhammed'in oğulları ile kardeşleri arasında taht mücadeleleri başladı. Kardeşi Yağı-basan Sivas'da kendisine hükümdar ilân ederken, öteki kardeşi Ayn ed-Devle, Elbistan ve Malatya'da aynı yolu takip etmişti. oğlu Zû'n-Nûn ise Kayseri'yi aldı.

Böylece bir müddet için Danişmendlilerde birbirine rakip üç şube meydana çıktı.

Danişmendlilerin üçe bölünmesi Türkiye Selçuklu sultanları için bulunmaz bir fırsattı. Bu durumdan yararlananların başında II. Kılıç Arslan geliyordu. O, muhtelif zamanlarda Sivas şubesinin işine karıştı.

Nihayet 1169'da Kayseri ve Zamantı'yı zabtetti. Zû'n-Nûn, Suriye'de Atabeg Nûr ed-Dîn Mahmûd'un yardımı ile tekrar Anadolu'ya döndü ve Sivas şehri ile Danişmendli ülkesinde hüküm sürmeğe başladı.

Ancak Nûr ed-Dîn Mahmûd'un ölümü II. Kılıç Arslan iyi bir fırsattı. Zû'n-Nûn'u ortadan kaldırmak için önünde artık hiçbir engel kalmamıştı. Derhal harekete geçerek Danişmendlilere ait Sivas, Tokat, Niksar ve Amasya gibi şehirleri zabtetti (1175). Zû'n-Nûn ise Bizans imparatoruna sığındı.

Malatya'da ise 1162'de ölen Zülkarneyn'in üç oğlu arasında anlaşmazlık mevcuttu. Bunlardan Nâsır ed-Dîn Muhammed, bir süre II. Kılıç Arslan'ın vassalı olarak hüküm sürdü.

Daha sonra II. Kılıç Arslan 1178'de Malatya'ya giderek, Danişmendlilerin burada hüküm süren koluna da son verdi ve böylece Anadolu'nun birliğini sağlamış oldu. Bundan sonra Danişmendli ailesine mensup emîrlerin bir kısmı Selçukluların hizmetine girdiler.

Danişmendlilerin XII. yüzyılda yaptıkları câmiler orijinal şekilleri ile zamanımıza kadar gelmemiştir. Onlara ait oldukları tespit edilen birkaç câmi, medrese ve kümbet vardır. Câmilerden; Niksar Ulu Câmii, Kayseri Ulu Câmii, Kayseri Kölük Câmii ve Sivas Ulu Câmii değişiklikler ve ilavelerle zamanımıza kadar gelmiştir.

Danişmendlilerden Yağı-basan biri 1151-2'de Tokat'da, öteki 1157-8'de Niksar'da olmak üzere iki medrese yaptırmıştır.

Danişmenlilerden zamanımıza altı kümbet (türbe) kalmıştır.

Bunlardan hanedanın kurucusu Emîr Danişmend'e nisbet edilen türbe Niksar'dadır ve ötedenberi bir ziyaretgâh kabul edilmektedir.

İnaloğulları (1098-1183)

Büyük Selçuklu tahtının varisleri Tutuş ile Berkyaruk arasındaki mücadele sırasında Diyarbekir bölgesi muhtelif emîrler arasında paylaşılmıştı. Bu sırada Sadr adında bir Türk emîri de Âmid (Diyarberik)'e hâkim oldu.

Bu hakimiyet Sadr'ın yerine gelen kardeşi ve bu sülâlenin kurucusu olarak kabûl edilen Türkmen emîrlerinden İnal ile (1098) devametti.

Emîr İnal da çok yaşamamış ve yerini oğlu İbrâhîm almıştı.

Emîr İbrâhîm, Tutuş'un ölümünden sonra ikiye ayrılan Suriye Selçukluları Devleti'nin Dımaşk koluna tâbi idi.

1098'de Haçlıların Antakya'yı kurtarmak için harekete geçen Musul emiri Kürboğa idaresindeki Selçuklu odusunda İnaloğulları da yer almıştı.

Emîr İbrâhîm değişen şartlara göre Büyük Selçuklulara, Türkiye Selçuklularına ve Ermanşâhlara tâbi olmuştu.

İl-Aldı vaktinde (1110-1142), Emîr Zengî ve Mardin Artuklu emîri, Timurtaş ile birleşerek Âmid'i muhasara ettilerse de, şehrin kuvvetli surları karşısında çekilmek zorunda kaldılar (1134).

Emîr İl-Aldı'nın ölümünden sonra İnaloğulları Beyliği'nde Vezîr Nisanoğlu Mü'eyyeddîn ve evlâtlarının önemli bir rol oynadıkları ve yönetime hâkim olduklarını görüyoruz.

Emîr Timurtaş'ın 1151 yılında Âmid'i iki kere kuşatmasından sonra İnaloğulları ve bu emîrliği baskı altında tutan Nisanoğulları ailesi Mardin Artuklularına tâbi oldular. Hısn Keyfâ Artuklularından Nûreddîn Muhammed, Salahaddîn Eyyûbî'ye bağlanmış ve ona karşı bütün vazifelerini yerine getirmişti.

Ancak Nûreddîn'in bir isteği vardı, bu da Âmid şehrine sahip olmaktı. Salahaddîn, adı geçen şehri alıp, ona vermeğe va'd etti. Salahaddîn verdiği sözü yerine getirmek için beraberinde Nûreddîn Muhammed olduğu halde Âmid üzerine yürüdü ve şehri kuşattı. Neticede 9 Mayıs 1183'de Âmid'e girerek şehri Nûreddîn Muhammed'e verdi. Böylece İnaloğulları Beyliği sona ermiş oldu.

İnaloğulları vaktinde Âmid'i iktisadî ve kültürel bakımdan çok ilerlemiş, ayrıca şehirde mühim imâr faaliyetlerinde bulunulmuştu. Emîr İl-Aldı vaktinde yanan Diyarbekir Ulu Câmii'nin tekrar yapıldığını biliyoruz.

Yine bu emîrin sur üzerinde de bir kitabesi vardır.

İnaloğulları vaktinde Âmid'de dokuma sanayî çok gelişmişti ve bu şehirde halı, kumaş ve çadır bezleri imâl ediliyordu.

1122 yılında ise Âmid'e bağlı Zü'lkarneyn ve Ergani kaleleri civarında bakır madeni bulunmuş ve işletilmeğe başlanmıştı.

Artuklular (1101-1409)

Kültür ve sanatıyla iz bırakmış uzun ömürlü beyliklerden biri Artuklu Beyliği'dir. Oğuzların Döver boyundan ünlü bir Türkmen Beyi olan Artuk Bey, Anadolu'nun fethi sırasında büyük hizmetler görmüştü.

Fakat, Tutuş'la Süleymanşah'ın arasındaki savaşta Tutuş'tan yana olarak savaşı ona kazandırmış ve Süleymanşah'ın intiharına sebep olmuştu.

Tutuş, Artuk Bey'in yardımına karşılık olarak onu Kudüs valisi yapmıştı. Ölüm yılı olan 1091'e kadar bu görevde kaldı.

Artuk Bey ölünce Kudüs Fatımî'lerin eline geçti.Fakat Artuk Bey'in oğulları Sökmen ve İl-Gazi, Selçuklu hükümdarı tarafından kendilerine verilen bölgelerde beylikler kurdular.

Artuk Bey'in oğulları tarafından kurulan bu beylikler üç kol halinde gelişti.

1. Hısn Keyfâ ve Âmid,

2. Mardin ve Meyyâfârıkîn,

3. Harput'da

Üç kol halinde hüküm sürmüş bir Türkmen sülâlesidir.

Artuk Bey önce Sultan Alp Arslan'ın hizmetinde bulunmuş ve Malazgird savaşına da iştirak etmişti 1071 Anadolu'nun Türklere açılmasında rol oynayan emîrler arasında Artuk Bey de bulunuyordu.

Daha sonra Artuk Bey, Sultan Melikşâh tarafından kendisine iktâ edilen Huvân'a çekildi.

Ahsâ ve Bahreyn Karmatîlerini itaat altına almak görevini başarıyla sonuçlandırdı. Artuk Bey'in bir süre sonra Sultan Melikşâh'a küskünlüğü, Suriye Selçuklu Meliki Tutuş'un hizmetine girmesine yol açtı. Tutuş da ona Kudüs ve havalisinin valisi yaptı (1085-6).

Artuk Bey 1091 yılında bu şehirde öldü. Ancak oğulları Sökmen ve İlgazî Kudüs'ü muhafaza edemediler.

Emîru'l-cüyûş Efdal kumandasındaki bir Fâtımî ordusu kırk günlük bir kuşatmadan sonra şehri aldı (1098).

Mu'în ed-Dîn Sökmen, Cezîret-i İbn Ömer sahibi Çökürmüş tarafından kuşatılan Musul hâkim Mûsâ'nın yardımına koştu ve bu hizmetine karşılık 10.000 dinar ve Hısn Keyfâ kalesini aldı.

Böylece Sökmen, Artukluların "Hısn Keyfâ ve Sökmeniyye" denilen ilk şubesini kurmuş oldu (1102). Eyyûbî hükümdarı Melik Kâmil önce Âmid'i sonra da Hısn Keyfâ'yı zabt ederek Artukluların Hısn Keyfâ kolunu ortadan kaldırmıştı (1231-2).

Necmeddîn İlgazî Nisan 1105'de Bağdad şahneliğinden azledildikten sonra Mardin'e gelerek bu şehre hâkim olmuş ve burada Artukluların "Mardin veya İlgaziyye" denilen şubesini kurmuştur (1108). İlgazî yavaş yavaş bu bölgedeki Selçuklu topraklarına hâkim oldu, 1117'de Haleb'i ele geçirdi.

Beraberinde Bitlis ve Erzen hâkimi Togan Arslan'ın bulunduğu 20.000 kişilik ordu ile harekete geçerek Tell Afrin savaşında Antakya persi Roger'in kumandası altındaki Haçlılara karşı büyük bir zafer kazandı (1119). Bunu Tell Danis'de Kral II. Baudouin'e karşı kazanılan takip etti.

Selçuklu sultanı Mahmûd ise İlgazî'ye Meyyâfârıkîn şehrini iktâ etmişti (1121). Daha sonra Mardin Artukluları bazan Eyyûbîlere bazan da Tükriye Selçuklularına tâbi olarak varlığını sürdürdü. Kara Arslan el-Muzaffer (1260-1292) ise, Moğolların hâkimiyetini kabûl ederek barış yaptı.

O bu sayede hanedanın devamını sağladığı gibi Mardin şehrini de bir felaketten kurtarmıştı. Bu kolun son hükümdarı Melik el-Sâlih Mardin'i müdüfaa edemeyeceğini anlayınca bu şehri Karakoyunluların reisi Kara Yûsuf'a teslim etti (1409). Bu suretle Artuklular Devleti sona erdi.

Artukluların üçüncü kolu 1185 yılında Harput ve havalisinde kurulmuşsada fazla uzun ömürlü olmamıştı.Sultan I. Alâ ed-Dîn Keykubâd 1234 yılında Harput'u zabtederek, Artukluların bu koluna son vermişti.

Artuklular büyük Türkmen kitlelerine dayanan bir Türk devleti idi. Bu sebepten millî teşkilât ve ananelerini muhafaza etmişlerdi. Alp, İnanç, Kutlug gibi eski Türkçe unvanları kullanmakla da bu ananelerini koruduklarını göstermişlerdir.

Artuklular devlet anlayışında eski Türk hukukuna göre devletin hanedanın ortak malı olduğu görüşün de uyguladılar. İlgazî ve Belek gibi kudretli şahsiyetlerin mevcudiyeti Artuklu Devleti'nin siyâsî birliğini sağlayabilmiş, aksi takdirde ayrı beylikler halinde hükün sürmüşlerdir.

Artuklu hükümdarları gerek Müslüman ve gerekse hristiyan halka adâletle hizmet etmişler, idareleri altındaki ülkelerde düzen ve emniyeti sağlamışlardı.

Ayrıca ticarî ve iktisadî hayatın gelişmesine büyük ölçüde yardımcı oldular. Bu maksatla bazı şehirlerdeki ticarî vergileri kaldırmışlardır. Bu iktisadî gelişme mimarî eserlerden de anlaşılmaktadır.

Artuklular, bir kısmı bugüne kadar mevcudiyetlerini koruyan, birçok mimarî eserler sözgelişi; külliyeler, câmiler, medreseler, hamamlar, köprüler, sivil ve askerî yapılar yapmışlardır. Onların devrinde mimarîde görülen gelişme sebiyle bugün güney-doğu Anadolu bölgesinde her önemli eser Artuklulara bağlanmak istenmektedir.

Artuklu ülkesindeki Meyyâfârıkîn, Âmid ve Mardin gibi şehirler birer ilim ve kültür merkezi haline gelmişti. Bu hanedana mensup hükümdarlar ilim ve sanat adamlarını himâye etmişler, bunun neticesinde de onlar adına bazı eserler yazılmıştır.
Fearleon isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mehmet Öz hayatı biyografisi Fearleon Biyografiler 0 03-03-2015 17:25
Hayriye Yenisoy hayatı biyografisi Fearleon Biyografiler 0 02-25-2015 16:45
Hasibe Mazıoğlu hayatı biyografisi Fearleon Biyografiler 0 02-25-2015 16:44
Fikret Türkmen hayatı biyografisi Fearleon Biyografiler 0 02-25-2015 16:35
Erol Ülgen hayatı biyografisi Fearleon Biyografiler 0 02-25-2015 16:29


Şu Anki Saat: 12:44


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows