Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 11-29-2008, 10:19   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart İslahiyenin Tarihçesi

BÖLGENİN TARİHÇESİ
İSLAHİYE TARİHİ

İslahiye, tarihin en eski devirlerinden beri birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bunun nedeni Suriye-Anadolu geçiş güzergahı üzerinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Bu medeniyetlerden günümüze ulasan eserler burada yasayan topluluklar hakkında bize bilgi vermektedir.

Yapılan kazılar sonucu Hititlere ait Sakça gözü ve Zincirlide bulunan eserler, buraların merkezi şehirler olduğunu göstermektedir. Hititler zamanında heykel ve abide atölyelerinin kalıntıları bugünkü Yesemek Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Bu yer günümüzde Yesemek Açık Hava Müzesi olarak bilinmektedir.
İslahiye’nin muhtelif bölgelerinde 60’dan fazla höyük ile bu höyüklerde Hititlere ait eşya kalıntılarının bulunması, Hititlerin İslahiye bölgesinde 60’dan fazla şehir kurduklarının ve medeniyet meydana getirdiklerinin göstergesidir. İslahiye’nin Gözbaşı semti olarak bilinen tepeler üzerindeki Nikola(Nigolu) Kalesi ile İslahiye’yi içerisine alan Nikoopolis şehrinin Yunanlılar tarafından kurulduğu ve eski yunanlıların İslahiye’de yasadıkları bilinmektedir.
Doğu Roma İmparatorluğunun, İslahiye geçidini elinde tutmak için, bu bölgede bir çok şehir kurduğu tespit edilmiştir. Bizans devri şehirlerinden Cıncıklı Harabelerindeki mozaikler günümüze kadar gelmiştir. Bu şehrin içerisinde demir ve maden cürufunun bulunması, çevrede maden sanayinin de gelişmiş olduğunu göstermektedir.
İslam orduları Hatay’ı ele geçirince burası uzun süre Bizans ile İslam Devleti arasında sinir bölgesi oldu. Bizans’a yapılan akınlar için üs olarak kullanıldı. Bu bölgede güvenliği sağlamak içinde birçok kale yapıldı. 750 yılından itibaren Abbasilerin egemenlik dönemi başladı. Avasim adıyla sinir bölgesi oluşturuldu. Ancak Bizans orduları bir yıllık kuşatmadan sonra 969 yılında Antakya’yı ardından da tüm Hatay bölgesini ele geçirmişler ve bölge tekrar Bizans hakimiyeti altına girmiştir.
Zamanla bu bölgede Türk nüfusu çoğaldı. Bu olay Selçukluların bölgede gelişmesine zemin hazırladı. Bu yıllarda Hanoğlu Harun, Afşin, Sandık, Kurlu, Atsız ve Söklü Beyler Suriye’ye gelerek bölgeyi ele geçirmişlerdir(1065). 1071 Malazgirt Zaferi sonunda Anadolu fethedilmiş ve Kutalmışoğlu Süleyman Sah Anadolu’ya gelerek İznik merkez olmak üzere büyük Selçuklu devletine bağlı kalmak şartıyla Anadolu Selçuklu Devletini kurmuştur.
Süleyman Şah Anadolu’yu ele geçirdikten sonra Güneye yönelerek l084 yılında Antakya ve çevresini ele geçirmiştir. Buradan Suriye üzerine yürüdüğünde karşısında Suriye Selçuklu Hükümdarı ve Melikşah’ın kardeşi olan Tutusu buldu. Halep yakınlarında Ayn-i Selem’de yapılan Savaşı kaybeden Süleyman Sah öldü.(1086) 1098 yılında İslahiye’den geçen Haçlılar Antakya’yı yeniden ele geçirdiler. 1268 yılında Memluk Sultani Baybars Anadolu Selçuklu Sultanının yardım isteğini kabul ederek bölgeye geldi. Antakya’yı fethederek İslahiye’yi de içine almak kaydıyla Kayseri’ye kadar olan yerleri ele geçirdi.
Sultan Baybars’ın Anadolu’dan geri çekilmesiyle, Moğolların baskıları Türkmenler üzerinde artarak devam etmiştir. Bunun sonucu İslahiye ve Hassa yoğun bir Türkmen iskanına sahne olmuştur. Bu dönemde Ramazan oğulları ve Dulkadiroğulları bölgede bulunan güçlü beylikler durumuna gelmişlerdir. Osmanlı Devletinin kurulup güçlendiği yıllarda bölge Memlükler ile Osmanlının sürtüşmesine sahne oldu.
Yavuz Sultan Selimin Mısır seferine çıktığı zaman, Mısırlılar ile ilk teması, İslahiye yakınlarında yer alan Güvercin Geçiti ve Şahmaran gediğinde olmuştur.
İslahiye Yavuz Sultan Selim zamanında Mercidabik Savasından itibaren, Osmanlıların toprakları içerisinde kalmıştır. Bu bölge zaman zaman savaşların yapıldığı yer, ayrıca hayvancılıkla uğraşan aşiretler için önemli bir kışlak olmuştur. Osmanlı Devleti’nin merkezi otoritesinin zayıflamasından sonra İslahiye civarı devlete başkaldıran aşiretlerin çapulculuk alanı haline gelmiştir.


17.y.y. sonlarında ve 18. y.y. baslarında İslahiye yöresinde asayiş iyice bozulmuş, Celali ve Saruca Sekban isyanlarından etkilenen yerleşik aşiretlerde ayaklanmaya başlamıştı. Kendini koruyamayan köyler tahrip edilmiş, halkı dağıtılmış, yol güvenliği kalmamıştı. Bu karışıklıkları önlemek nüfus ve üretim dengesini kurmak ve huzuru sağlamak için Osmanlı Devleti 18.y.y. baslarında kapsamlı tedbirler aldı ve büyük bir iskan projesini uygulamaya koydu. Bu bölgeye konar-göçer halde yasayan çok sayıda Türkmen-Yörük aşireti iskan edildi. Bununla hem göçerlerin zararları en aza indirilmiş, hem de harap yerlerin imarı ile üretim dengesi ve yolların emniyeti sağlanmış oldu. Bu durum uzun sürmedi 18. yy.da bütün İmparatorluk topraklarında huzursuzluklar arttığı gibi İslahiye bölgesi de bu huzursuzluktan etkilendi.

Kaybedilen savaşlar ve topraklar, kapitülasyonlar, ağır vergiler, huzursuzluk ve anarşinin artmasını hızlandırdı. Bölge diğer bölgeler gibi huzursuzluk içinde çalkalanırken, iktisadi hayatta da çöküntü başladı. Yerleşen aşiretler tekrar konar-göçer hayata geçmeye başladı. Bunun sonucunda devletin iskanlarla sağlamayı amaçladığı denge bozuldu.

19.y.y. baslarından itibaren sosyal çalkantılar had safhaya ulaşmıştı. Bunun üzerine Osmanlı Hükümeti isyan halindeki Kozan ve Gavur dağları çevresini kontrol altına almak için bir ordu kurulmasına karar verdi. İsyanları bastırmak ve bozulan düzeni yeniden sağlayarak ıslahat yapmak amacıyla kurulan bu orduya “Firka-i İslahiye” adı konuldu. Bu yeni ordunun Komutanlığına Derviş Paşayı, Komiserliğine(Mülki Amir) ise Ahmet Cevdet Paşayı atadılar.

FIRKA-I ISLAHIYYE
Fırkanın kurulusu 1853’te yapılan Kirim Savaşına dayanır. Bu savaş sırasında çekilen asker sıkıntısı, Cebeli Bereket ile (Gavur dağları, bugünkü Amonos Dağları) Kozan Dağları arasındaki bölgelerden de Asker istenmesine yol açmıştı. Ancak bu istek, bu bölgedeki aşiretlerin devlete muhalefeti sebebiyle gerçekleşmemişti.

Savaştan sonra Osmanlı Hükümeti hem orduya yeni asker kaynakları temin etmek, hem de bölgeyi itaat altına alıp güvenliği sağlamak, eşkıyalığa son vermek, vergileri düzenli bir şekilde almak ve birçok karışıklığa yol açan konar-göçer toplulukları yerleşik hayata geçirip ziraatı teşvik etmek için bir askeri güç oluşturma kararı almış, bu güce de Firka-i Islahiyye denmiştir.

Faaliyet sahası, İskenderun’dan, Maraş ve Elbistan’a, Kilis’ten Niğde ve Kayseri’ye, Adana Eyaletinden Sivas Eyaleti sınırına kadar olan bölgeleri kapsayan Firka-i Islahiyye’nin başına 4. Ordu Kumandanı Derviş Pasa, halkla ilgili isleri görmek üzere de Ahmet Cevdet Pasa tayin edildi. Fırkanın çoğunluğu Balkan isyanlarında görev alan Bati Anadolu Zeybekleri ve bir kısmi da Arnavut askerlerinden oluşan 7 tabur yanında Girit ve Adana’dan gelen taburlarla Hassa 2. Süvari Alayından oluşan toplam 15 tabur piyade, 2 süvari alayı ve 600 kadarda Çerkez, Gürcü ve Kürt adlılarından teşkil edilmiştir. Bunların yanında birçok ünlü Osmanlı Subayı da Orduda görev almıştır.
Firka-i Islahiyye; Fırkanın sevk ve idaresi, Islahat zamanında silah kullanıp kullanılmaması, öncelikle halka devletin varlığının gösterilmesi ve devletin halka sevdirilmesi, asi aşiret ve aile reislerinin bölge dışına nakledilmesi, Fırkaya yardımcı olanlara maaş bağlanması, ıslah edilen yerlerin devlet yönetimine uygun şekilde teşkilatlandırılması, vergi yükü fazla olan ahalinin yükünün azaltılması ve arazileri tapusuz olanlara tapularının verilmesi gibi hususlarda yetkili kılınmıştır.

Bu arada isyan halinde bulunan Karafakılı aşireti itaat altına alındı. Firka-i İslahiye buradaki islerini tamamladıktan sonra Gavur dağında bulunan Nikola Kalesi civarına geldi ve Kaleyi tamire başladı. Bölgede mevcut Kerküklü, Çerçili, Hanağzı, Türkbahçesi, Eğintili, Keferdiz Nahiyeleri ile Dumdum ovası aşiretleri birleştirilerek bir kaza oluşturuldu ve buraya Fırkanın isminden dolayı İSLAHİYE adi verildi(l866). Ayrıca kaza merkezi olarak ayni adla bir kasaba kuruldu; Delikanlı ve Çelikanli aşiretlerinden yüzer hane buraya yerleştirildi.
Ardından İslahiye Sancak Merkezi olmak üzere İzziye, Hassa ve Bulanık kazaları birleştirilerek Maraş Mutasarrıflığına bağlı bir kaymakamlık teşkil edildi. İslahiye Kazasına bağlanan Dumdum Ovası aşiretlerinden Delikanlı ve Çelikanlılar ise birçok köy kurulmak suretiyle iskan edildiler. Buradan da bölgenin en önemli aşiretlerinden olan 5 oymağa ayrılmış olan Ulaşlı’ya bağlı Karayiğitlioğulları, Kaypakoğulları, Çendoğulları, Alibekiroğulları ile Kelmenoğulları itaat altına alındı. Böylece Gavur dağlarının en önemli aşiretleri sindirilmiş oldu.
İslahiye Kaymakamlığına bağlı kasaba ve aşiretlerin nüfus ve hane miktarları 1866 tarihi itibariyle su şekilde idi.

MÜSLİM

GAYRİ MÜSLİM


HANE

NÜFUS

HANE

NÜFUS
NEVAHİ-İSELASE*
190

483

14

41
KERKÜTLÜ
227

457

---

---
DELİKANLI
619

1836

---

---
ÇELİKANLI
372

987

---

---
TOPLAM
1408

3763

14

41


*Nevahi-i Selase 3 Nahiyedir. Hassa-Bulanık(Bahçe)-Izziye(Meydan-i Ekbez)

Cebel-i Berekette ıslah isini bitiren Fırka-i İslahiye Hacı Osmanlı Köyü merkez olmak üzere kıyı nahiyelerini birleştirerek bir kaza oluşturdu. Çukurova aşiretlerinden Tecirli ve Cerit’in kışlak yerleri ile Ulaşlı' dan Çendoğlu nahiyesi bu kazaya bağlandı

1.Dünya savaşı sonrasında Osmanlı devleti yenilgiye uğramış, galip devletler ile 30.10.1918 tarihinde Mondros ateşkes antlaşması imzalanmıştır. Bunun sonucu yurdun çeşitli bölgeleri galip devletler tarafından işgal edilirken İslahiye çevresini önce İngilizler işgal etmiş 2 ay sonra Fransızlara devretmişlerdir.

Fransız işgali esnasında verimli İslahiye ovasında ekim yapılamadı, Bu nedenle de arazilerde tamamen tahrip edilmiş oldu. İslahiye halkı büyük işkencelere maruz kaldı. Asil Türk milletinin kahraman evlatları olan İslahiyeliler, elbette bu duruma tahammül edemeyip bas kaldıracaktı. Ancak isleri çok zordu. Bölgede karışıklıklar giderilemediği gibi silahları alınmış ve askerler terhis edilmişti. Cepheden gelen askerlerin çoğunluğu ise yaralı ve sakat durumda idi. Tüm bu olumsuzluklara rağmen bölgenin düşmandan kurtarılacağına inanıyorlardı. Bunun için toplantılar yapıldı, nelerin tatbik edileceği belirlendi. İsmail ağalar, Mürşit ağalar, Alo ağalar, Kara yılanlar, Paşalar ve bir avuç insanla bölgede mücadele başlatıldı. Herkes canları pahasına destek verdi. Çete birlikleri kurularak gerilla benzeri hareketler, vur kaç ve gece baskınları düzenlendi. Düşman birliklerinden canlarını kurtarabilenler Tahta Köprü istikametine doğru kaçtılar. Ağır kayıplar vermelerine rağmen yeniden toplanmak ve yeniden karargah kurmak amacıyla tren yoluyla silah ve asker sevkine başladılar. Olayı haber alan kahraman İslahiyeliler, Güvercinli geçit mevkiinde tren yolunu keserek düşmana çok büyük kayıplar verdirdiler. Aldıkları ağır yenilgiler karşısında Fransizlar13.11.1920’de bölgeyi terk etmek zorunda kaldılar.

20 Ekim l921 Ankara Antlaşması ile Türkiye-Suriye sinirinin çizilmesiyle İslahiye siniri da tespit edilmiştir.

İslahiye1933 yılına kadar Cebel-i Bereket Vilayetinin merkezi bulunan Osmaniye’ye bağlı iken, coğrafi olarak Gaziantep platosu üzerinde olduğundan ve Gaziantep ili ile ilişkileri göz önüne alınarak 1933 yılında Gaziantep’e bağlanmıştır.
1.2.BÖLGENİN COĞRAFİ KONUMU VE ÖZELLİKLERİ:

Akdeniz Bölgesinin doğu bölümünde yer alan İslahiye, Gaziantep-Kahramanmaraş-Kilis-Hatay-Osmaniye illeri arasındadır. Batısında Nur Dağları, doğusunda Kartal–Kurt Dağları uzanır. Hatay- Kahramanmaraş fay hattı (kirik hattı) üzerinde bulunan ilçe 1. derecede deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 518 metredir.


İklim özellikleri bakımından Akdeniz iklimi ile Karasal iklim arasında geçiş özelliği gösterir. Daha çok Akdeniz ikliminin etkisindedir. Bazı yıllar coğrafi konumu ve sıcaklık etkisiyle kışlar şiddetli geçer, nadiren Aralık-Ocak aylarında -1,-2 santigrat dereceye düşer. Yazların şiddetli sıcak geçmesi ve buna bağlı kuraklık nedeniyle tarımda sulama gerekmektedir. Yazın gün içerisindeki basınç farkı nedeniyle Nur Dağları üzerinden doğuya doğru Nisan ayında başlayarak Ağustos sonlarına kadar devam eden özellikle öğleden sonra etkili olan yerel rüzgar günlük hayati etkiler.

Doğal bitki örtüsünü alçak yerlerde maki, yükseklerde iğne yapraklı ağaçlar oluşturur. Yaz sıcaklıklarının arttığı dönemlerde Nur Dağları üzerinde bulunan Huzur, Karagöz ve Koçcağız yaylaları dinlenme yerleridir. Bu yaylalardan özellikle Huzur Yaylası yaklaşık 1800 metre yüksekliktedir. Çoğu zaman Yazın da yağış alır. Bu nedenle fındık, ıhlamur gibi nemcil ağaçlar da görülür. Önemli bir yayla turizmi potansiyeline sahiptir.
1.3.BÖLGENİN BEŞERİ ÖZELLİKLERİ
2000 yılı genel nüfus sayımı sonuçlarına göre şehir merkezinde nüfus 38.770, köylerde ise 40.241 kişi olmak üzere toplam 79.011 kişidir. Bu oranla ilçe Nizip’ten Sonra Gaziantep’in ikinci büyük ilçesidir. Nüfusun çoğunluğu kırsal alanda oturmakta olup, yerleşim toplu köyler özelliğindedir.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bilgisayarın Tarihçesi Yaso Genel Kültür 0 10-22-2008 09:25
Bilgisayarın Tarihçesi нüzüη Bilgisayar Donanım 0 10-21-2008 11:03
Trabzonsporumuzun Tarihçesi Yaso Trabzonspor 5 10-07-2008 18:15
Voleybolun Tarihçesi, Voleybolun Tarihçesi Hakkında (Voleybolun Tarihçesi) Yaso Diger Spor Dalları 0 06-15-2008 18:30
Zeytinburnu'nun Tarihçesi Yaso TaRiH 0 03-13-2008 23:00


Şu Anki Saat: 04:41


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows