Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 12-06-2008, 13:55   #1
Sevgi
Moderator
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 1.373
Tecrübe Puanı: 1000
Sevgi is on a distinguished road
Standart Risale-i nur hareketi

20.yy.'da İslami Hareketler>> RİSALE-İ NUR HAREKETİ
RİSALE-İ NUR HAREKETİNİN TEMELLERİ

Risale-i Nur Hareketi; 20.yy'ın başlarında İslam dünyasına yapılan, maddi-manevi saldırılara karşı kendi halkını ve Ümmeti Muhammedi birliğe,uyanışa ve mücadeleye çağıran Bediüzzaman Said-i Kurdi'nin fedakârlıklarla ve bedellerle sürdürdüğü yoğun çabalarının sonucu 20.yy'ın en önemli İslami Hareketlerinden biri olmuştur.

Kürdistan'da doğup dünyanın bir çok yerine etki eden bu hareket, bütün özelliklerini yaşamıyla, mücadelesiyle, ilmiyle ve imanıyla 20.yy'a damgasını vuran Bediüzzaman'ın kişiliğinden, mücadelesinden ve eserlerinden alır.

Eski Said Dönemi:

Risale-i Nur Hareketinin temelleri Bediüzzaman'ın "Eski Said" döneminde atılmıştır.Çok küçük yaşlarda olmasına rağmen almaya başladığı İslami eğitim ile kişiliği şekillenmiş ve böylelikle zorlu geçecek olan mücadele hayatına daha çocukluk evresinde hazırlanmaya başlamıştır. Bu dönem boyunca çeşitli medreselerde eğitim alan Bediüzzaman, en kapsamlı ve önemli eğitimini Doğubeyazıt'ta kaldığı dönemde alır. Burada gündüzleri Şeyh M.Celali'den ders alarak, geceleri ünlü Kürt alimi ve edibi Şeyh Ahmed-i Xanî'nin (r.a) -gündüzleri bile girilmeye korkulan- türbesinde geçirir. Bunun üzerine halk arasında Said'i Kurdi için Şeyh Ahmed-i Xani hazretlerinin feyzine mahzar olmuştur denilir. Burada üç aylık eğitimini bitirip icazet alır. Halk arasında "Said-i Meşhur" diye anılmaya başlar.

Gördüğü çeşitli ilimlerle, titiz ve ihlaslı araştırmalarla İslamın özünü, insanlık yaşamına yön ve hayat veren sahih ilkelerini kavrar. Bunları kendi yaşantısında somutlaştırarak İslami şahsiyeti en üst düzeyde temsil etmeye çalışır.

Bediüzzaman 1884'te Mardin'e gider ve ilk siyasi hayatı, Mardin'de bir Osmanlı zabitine tokat atmasıyla başlar. Bu tarihten itibaren 1921 yılına, yani Anadolu'ya sürgün edilene kadar hayatını Osmanlı'nın baskıcı yönetimine ve yerli işbirlikçilerine karşı aktif mücadeleyle geçirir. Bölgedeki zalim Hamidiye Alaylarının reislerine karşı, Abdülhamit'ten Kürt ulusal haklarını isteme çabaları ve bölgedeki şeyhlik kurumunu sahih anlayışa oturtma temelindeki çabaları, hep bu bağlamda değerlendirilmiştir.

Davet üzere 1893'te Van'a gider. Van'da on beş sene zarfında, bir taraftan ders okutur diğer taraftan aşiretleri irşat etmek, birleştirmek için aralarında dolaşıp durur. Bu onun daha genç yaşlardan itibaren halkına olan düşkünlüğünü ve birlik beraberliklerine verdiği önemi gösterir. Said-i Kurdi Van'da kaldığı bu müddet boyunca, halkın en önemli düşmanlarından biri olan cehaletin, daha iyi farkına varır. Ve bunun eğitim ile çözülebileceğini ortaya ko****** içinde bulunduğu toplumu da bilinçlendirmeye, cehaletten kurtarmaya çalışır. Özellikle bölge halkının buna çok ihtiyacı olduğunu tespit eder. Buna binaen dönemin en ünlü eğitim merkezi olan El-Ezher Üniversitesine mukabil Diyarbakır, Van ve Bitlis'te kurulacak Medresetû-ül Zehra diye adlandırdığı bir üniversite projesini kafasında oluşturur. Ve 1907'de İstanbul'a gider. Burada 2.Abdulhamit'e isteklerini içeren bir dilekçe sunar.(1) Bediüzzaman Said-i Kurdî'nin bütün bu çabaları sonuçsuz kalır. Üstelik bu dilekçe ve istemi üzerine tımarhaneye atılır. Tımarhanede bir müddet kaldıktan sonra halkın tepkisinden çekinildiği için serbest bırakılır.

Yine özellikle sık sık Rabbiyle baş başa geçirdiği bu dönemde Rabbini, Kur'an hakikatlerini, kainatın, insanlığın yaratılışını ve yaratılıştaki hikmetleri, imtihanın özünü vs… uzun uzun düşünmüş, irdelemiş, zamanın büyük bir kısmını insanlardan uzak ibadetle, yoğun bir tefekkür ile geçirmiştir.

Yine bunlarla beraber daha önce ifade ettiğimiz "Eski Said" dönemindeki cesareti, "zulme rıza zulümdür" mantığıyla haksızlıkların üzerine gidişi, onuruna ve izzetine düşkünlüğü ve daha birçok özelliği bu harekete yansımış ve oluşumunu şekillendirmiştir. İşte, "ekmeksiz yaşarım fakat hürriyetsiz yaşayamam" diyen Üstad, böyle her fırsatta içinde bir yara olan "özgürlük" arzusunu dile getirmeden duramaz.

Eski Said'in Siyasal Çalışmaları:

Bediüzzaman Said-i Kurdî, bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin çalışmalarına katılır. Fakat 1908'deki İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Türk milliyetçisi, ırkçı, faşist yönünü ve masonlarla olan bağlantısının farkına varınca İttihatçılara karşı muhalif cephede yer alarak çalışmalarını sürdürür. Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti'nin kurucularından biridir. Burada çalışmalara aktif bir şekilde katılır. Bu dönemde Jin, Tanin, Volkan, Şark ve Kürdistan ve Serbesti gibi bazı dergi ve gazetelerde yazıları yayınlanır.

Bediüzzaman Said-i Kurdî, 1910 yılında ülkesine geri dönerek Bitlis, Muş, Diyarbakır ve Urfa yörelerini dolaşarak bölgedeki aşiretleri ziyaret eder. 1911'de Şam'a giderek Emevi Camii'nde ünlü Hutbe-i Şamiye'yi irad ederek İslam ümmetinin sosyal, siyasal ve ekonomik sorunları ve çözümleri üzerine tahlil ve tespitlerde bulunur.

1914 yılında, 1.Emperyalistler arası Paylaşım Savaşı'nın başlaması üzerine, Van-Bitlis Cephesi'nde Gönüllü Alay Komutanı olarak savaşır. 1916 'da Bitlis savunması sırasında yaralanarak esir düşer ve Kostrum'daki esir kampına götürülür. İki sene kadar Sibirya'da esarette kalır. Burada diğer esir arkadaşlarına ilmi eğitim verir.

1918'de Sibirya'dan kaçarak İstanbul'a gelir. Bu dönemde Ünlü Kürt siyasetçisi Seyyid Abdülkadir'in başkanlığını yapacağı Kürdistan Teali Cemiyeti'nin kuruluş çalışmalarında yer alır. Cemiyete birçok katkı sunar. İngilizlerin İstanbul'u işgali karşısında halkı mücadeleye çağırır. 1922'de Ankara Hükümet'i tarafından mecliste konuşma yapması için davet edilir. Mebusların çoğunun namaz kılmadığını gören Bediüzzaman, namazın ve ibadetlerin önemini anlatan bir konuşma yapar. Meclis başkanı M. Kemal bundan rahatsız olur ve bunu dile getirir. Bunun üzerine Bediüzzaman hiddetlenerek şöyle cevap verir; " Paşa Paşa! Kainatta en büyük hakikat imandır. İmandan sonra namazdır. Namaz kılmayan haindir. Hainin hükmü merduttur."Bu olaydan sonra Said-i Kurdî, M. Kemal tarafından kendisine teklif edilen şark umum vaizliğini ve mebusluk tekliflerini reddederek Ankara Hükümeti ile bütün ilişkilerini keser ve 1923 yılında Van'a döner.

1924 yılında Rexistina Azadî'nin kurucularından Yusuf Ziya ve Cibranlı Halit bir komplo sonucu idam edilirler. Bunun üzerine Rexistina Azadî (Özgürlük Cemiyeti)'nin başına Şeyh Said (Rahmetullahi aleyh) geçer. Bu sırada Van'da ikamet eden Bediuzzaman ile görüşüp onu da kıyama davet eder. Bediuzzaman bu teklifi büyük bir sevinç ile kabul eder ve görev alanı olan Urfa için hazırlıklara başlar. 1925 yılının başlarında kıyam hareketinin bir provakasyonla erken başlaması sebebiyle Şeyh Said(Rahmetullahi aleyh) ile bağlantısı kopar. Kıyamın kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra Bediuzzaman, kıyama katılmak ve destek vermekten yargılanır ve Burdur'a sürgün edilir. Bu konuyla ilgili olarak Bediuzzaman, bir rüyasında Şeyh Said ile olan konuşmasını A.Melik Fırat'a şöyle anlatır:"Peder-i Alinizi rüyamda gördüm. Kendisine 'Hani beraber kıyam edecektik' diye sitemde bulundum. Bunun üzerine tebessüm ederek 'Ben görevimi yaptım sıra sende.' dedi.

Yeni Koşullar ve Yeni Said Dönemi:

1925'ten sonra Said-i Kurdî için zindanlar, sürgünler ve işkenceler dönemi başlar. Kendisinin ifadesiyle "Yeni Said" diye adlandırdığı dönemde ülkesinden ve halkından uzak bir şekilde, tamamen farklı koşullarda mücadelesine devam eder. Siyasi gelişmelerden kopuk kalması ve özgürlüğünden tamamen mahrum olması nedeniyle zamanının çoğunu Rabbi ile, O'nun ayetleri ile baş başa yoğun bir tefekkür, zikir, ibadet içinde geçirir. İnsanlarla görüşmesi bile çok sınırlı tutulmuştu. Bu imkansızlıklara rağmen günden güne taraftarları çoğalan, güçlenen, gittiği her yeri etkisi altına alan, zindanlarda dahi insanları örgütleyip hidayetlerine vesile olan Bediüzzaman Said-i Kürdi, hasta ve yaşlı haliyle ve esaret altında dahi, sistemin korkulu rüyası haline gelmiş, kendisi tecridde iken bile mücadelesini, mesajını her alana taşımıştır.

Risale-i nur hareketinde yer alan arkadaşları da bu tecritlerden, sürgünlerden, baskılardan paylarına düşeni yaşamışlardır. Üstadın her şartta ve durumda yanından ayrılmayan, türlü fedakarlıklarla Üstadlarına destek olan, sadık talebeleri her fırsatta karalanmaya ve ölüm ile işkence ile korkutulmaya çalışılmış, hatta bunlara bizzat maruz bırakılmışlardır.

Bitmeyen Mahkemeler, Sürgünler:

Bedizzamanın bu şekilde hayatının yarısını zindanlarda ve sürgünlerde geçirmiştir. Sistem onu davasından alıkoymak için yaşamı ona ve taraftarlarına çekilmez hale getirmeye çalışmış, hasta, yaşlı demeden diyar diyar gezdirerek vatanından sevdiklerinden koparmış, ömrünün son demlerinde dahi memleketi ile kendisi arasına yasaklar koymaya devam etmiştir. Nur Hareketi en çok da tüm baskılara ve tehditlere rağmen tavizsiz ve kararlı duruşuyla dikkatleri çeker. Hareketin önderi Bediüzzaman Said-i Kurdi, ne haksızlık gördüğünde sistemin en üst mercilerine çıkarak zalimlerin zulümlerini yüzlerine haykırmakta çekinir ne de kendisini yargılama ve mahkum etmek için çıkarıldığı mahkemelerde, Hakkı konuşup hakimleri, gardiyanları uyarmaktan çekinir.

25 Ocak 1926'da Isparta'ya götürülür. Oradan Isparta'nın köyü Barla'ya nakledilir. Barla'da çok şiddetli bir zulüm ve baskı altına bırakılır. 1934 yılının yaz aylarında Isparta'nın merkezine getirilir. 20 Nisan 1935'te tekrar sudan sebeplerle hakkında soruşturma başlatılarak Eskişehir hapishanesine gönderilir. Eskişehir ağır ceza mahkemesinin 19 Ağustos 1935'te verdiği kararla 11 ay hapis ile birlikte Kastamonu'da mecburi ikamete tabi tutulur. 20 Eylül 1943'te Isparta savcısından gelen talimat üzerine tutuklanır Isparta'ya gönderilir. Risale-i Nur ile ilgili davaların Denizli'deki dava ile birleştirilmesi kararının alınmasıyla 25 Ekim 1943'te Denizli'ye sevk edilir. 15 Haziran 1944 günü mahkemenin beraat ve tahliye kararına rağmen CHP hükümeti Afyon'un Emirdağ ilçesine mecburi ikametini emreder. 17 Ocak 1948 günü evinden alınarak Afyon hapishanesine gönderilir. 16 Aralık 1948'de mahkeme, 20 ay ağır hapis cezasına hükmeder. Karar daha sonra temyiz edilir ve Yargıtay kararı Bediuzzaman'ın lehine bozar. Yargıtay'ın beraat kararına rağmen Afyon ağır caza mahkemesi yargılanmayı uzatarak 20 aylık sürenin hapiste geçmesini sağlar. 20 Eylül 1949'da serbest bırakılır. Ancak Ankara'dan gelen emirle Afyon'da mecburi ikamete tabi tutulur.

1951 yılında şapka meselesinden dava açılır. Hemen bir yıl sonra da İstanbul'da Gençlik Rehberi adlı kitabından dolayı bir dava daha açılır. 22 Ocak 1952'de İstanbul'a gider. 5 Mart 1952'de yapılan son duruşmada mahkeme, men-i muhakeme kararı vererek davayı kapatır. Bir süre için Emirdağ'a giden Üstad, 1953'te tekrar İstanbul'a gider. İstanbul'da yaklaşık üç ay kaldıktan sonra Emirdağ'a, oradan da 23 Ağustos 1953'te Isparta'ya gider. Isparta'da açılan bir davanın daha sorgu hakimliğinde iken reddedilmesi ile onun hayatında artık mahkemeler devri kapanır.

Bediüzzaman'ın vatan hasreti, tüm yasaklamalara rağmen 21 Mart 1960 günü gizlice Urfa'ya gitmesine neden olur. 23 Mart günü Urfa'da kaldığı otelde vefat eder. Cenazesi Urfa'dan Isparta'ya bilinçli bir politika sonucu sevk edilir.

</B>Risale-i Nur Kulliyatı:

Üstad ve talebeleri çok zor şartlar altında Risale-i Nur Külliyatını yazmaya çalışmış, imkansızlıklar içerisinde, esaret ve zulüm altında neşretmeyi başardıkları eserlerden saçan nurla hem kara zindanları hem de zindanların ardında bulunan halkı aydınlatmışlardır. Risale-i Nur hareketi daha çok Bediüzzaman'ın külliyatının insanlara ulaştırmasıyla taban bulmuş, taraftarlarını günden güne çoğaltmıştır. Çünkü Üstad birebir konuşmaları, vaazları, hutbeleri yanı sıra geniş ilmi birikimlerini ve derin tefekkürlerini eserlerinde işleyerek bu şekilde de insanları eğitmeye ve kendisinden sonra gelecek olan nesillere de ışık tutmaya çalışmıştır.

Emperyalistlerin "Kur'an ile Müslümanlar" arasındaki bağı koparmaya yönelik tuzaklarına karşı, ömrünün geri kalan kısmında sürekli Kuran'ın insanlık tarafından hak ettiği şekilde anlaşılması ve yaşama geçirilmesi için değerini, güzelliğini anlatma çabasına girerek emperyalistlerin oyunlarını boşa çıkarmaya çalışır.

Bu yüce endişenin bir ürünü olan Risale-i Nur Külliyatı, İslam toplumundaki imani zafiyetleri gidermeye; kainatı, insanı ve yaşamı Kur’an-ı Kerim'le ele alarak hakiki bakış açısıyla tanıtmaya yönelmiştir. Bu eserler kişiyi; eşyaya, insana, hayata ve hayat içerisindeki tüm olumlu, olumsuz, ilginç, mühim veya gereksiz görülen olaylar dizisine iman dürbünüyle bakıp gerçek manalarını, hikmetlerini tefekküre, hissetmeye ve bilince çıkarmaya iter. İmandaki güzellikleri, gücü ve umudu inkar edilemeyecek tarzda ispat eder.

Allah'a teslim olmuş, adanmış bir yaşamla isyanlarla geçmiş bir yaşamı karşılaştırarak kişinin kaybettiklerini ve kazandıklarını çok güzel, teferruatlı ve ikna edici bir tarzda ortaya koyar. Öyle ki kişi Rabbinden ve mücadeleden uzak bir anının bile ne kadar boş ve anlamsız olduğunu anlar.

(İslami ) kişilik, (İslami) ahlak ve kulluk çok derin ve detaylı bir tefekkürle incelenmiş, her yönüyle Allah'u Teala'nın istediği ortaya konmaya çalışılmıştır. Yine insanın sahip olduğu gücü ve gücün kaynağı olan Rabbinin kudretini, büyüklüğünü, sıfatlarını tanıtarak insanla yaratıcısı arasındaki yabancılığı ortadan kaldırır. Gereksiz ayrıntılarla boğma yoktur. En kesin ve kestirme yöntemlerle kişiye ve topluma Allah rızasını kazanma yolları gösterir.

Beddiüzzaman Sonrası Nurculuk:

Üstad'ın Urfa Dergah Camii'nde gömülmesinden sonra samimi şakirtleri bir lider üzerinde anlaşarak bundan böyle de bir önderlik istikametinde mücadelelerini kaldıkları yerden devam etmek isterler. Samimi olmayan bazı insanlar ise bu öneriye şiddetle karşı çıkar. Zamanla şahsiyetlere özgü cemaatler ortaya çıkar ve bazıları bozgunculuğun her türlüsünü yaparak sistemin ekmeğine yağ sürerler. Sistemin elli yılda gerçekleştiremediği tahribat ve tahrifatları kısa sürede bunlar yaparlar.

Böylelikle Üstad'ın hedef aldığı kökü dışarıda kendisi içerde olan zındıka komitesini küfrüne, zulmüne, fitnesine karşı duruşun adı olan Risale-i Nur hareketi adına bir çokları tarafından Küfr-ü Mutlaka'nın ve zulmünün bir seyircisi ve destekleyicisi şeklinde olan yeni türedi cemaatler ortaya çıkar. Bu amaçlarına Üstrad'ı ve külliyatını tahrip ve tahrif edilmiş bir şekilde alet ederek rejimin çıkarlarını koruyan ve kollayan bir anlayışı "Nurculuk" diye piyasaya sürmeye başladılar.

Artık Nurculuk rejime bir dayanak haline getirildi. Burada en büyük suçu işleyenler; Üstad ve talebelerinin kemiklerini sızlatıp, geride kalan bazı sadık takipçilerini de mahçup ve mağdur bırakarak, rejimin ilkelerine biat edip, Nurculuğun bu şekilde olduğunu iddia edenlerdir.

Günümüzde Risale-i Nur Hareketi, esas misyonunu kaybederek Üstad'ın uğruna mücadele ettiği değerlerden sapmıştır. Eserlerinden önemli sayılan kısımlar da değiştirmeler yapılmış kendi kişisel ve gurupsal çıkarlarına uygun kullanımlar meydana gelmiştir.

Risale-i Nur Hareketi'ni aslına döndürmeye çalışan samimi bazı şahsiyet ve gruplar ise; hem sistemle hem de sisteme sırtlarını dayamış tahrifçi kişi ve gruplarla mücadele etmek zorunda kalmışlardır.


Dipnot:
(1) Abdülhamit'e yazdığı dilekçenin metni, dönemin Şark ve Kürdistan adlı gazetesinin birinci sayısında şöyle yayınlanır:
"Şu medeniyet dünyasında ve bu ilerleme ve yarış çağında diğer arkadaşları gibi Kürtlerin de ilerlemeye ayak uydurabilmesi için hükümetin yardımı ile Kürdistan'ın kasaba ve köylerindeki mekteplerin kurulmuş olması memnuniyetle görülmekte ise de bu mekteplerden Türkçe'yi az da olsa öğrenmiş olan çocuklar ancak yararlanabilmektedir. Türkçe'yi bilmeyen Kürt çocukları ise, medreselerde okutulan ilimleri terakki etmenin biricik kaynağı olarak bilmektedirler. Yeni açılan bu mekteplerdeki öğretmenlerin mahalli dili (Kürtçe) bilmemeleri dolayısıyla bu çocukları eğitim ve öğretimden mahrum bırakmaktadır. Bu ise vahşete, karışıklığa, dolayısıyla batının gürültü ve patırtı çıkarmasına sebep oluyor. Aynı zamanda halkın devamlı olarak vahşet ve taklitte yerinde sayması, sürekli olarak vehim ve şüphelerin etkisi altında kalmalarına sebep oluyor. Eskiden her yönden Kürtlerden geri olanlar bugün onların hala yerinde saymalarından dolayı çeşitli şekillerde istifade etmektedirler. Bu ise, biraz olsun hamiyet duygusu taşıyanları düşündürür. Bu üç nokta, Kürtler için gelecekte korkunç bir darbe hazırlıyor gibi ileri görüşlü olan kimseleri yaralamıştır. Bunun çaresi, örnek olacak şekilde bu konuda teşvik ve rağbete öncülük yapması için Kürdistan'ın farklı yerlerinde yeni medreselerin açılması ve bir kısım medreselerin de canlandırılması, Kürdistan'ın maddi ve manevi olarak geleceğinin garanti edilmesi açısından önemlidir. Bunun ile eğitimin temelleri atılmış olur. İşte o zaman herkesten çok adalete muhtaç ve medeni olmaya müsait olan Kürtler, fıtri cevherlerini göstereceklerdir."
Sevgi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Risale-i_Nur'dan_Dualar нüzüη Dua, Ayet, Hadis 0 09-03-2008 16:36
Risale-i Nur Lugatı уυѕυƒ Dini Programlar 0 04-11-2008 18:10
Runje'nin hareketi Simsar dosyasında Haberci Yurttan Haberler 0 03-22-2008 02:26
Risâle-i Nur ve Hz. Ali Korax Risalei Nur 0 03-14-2008 21:57
Risale-i Nurdan Vecizeler Korax Risalei Nur 0 03-14-2008 21:56


Şu Anki Saat: 16:10


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows