Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01-10-2009, 09:54   #1
DeNGeSiZ
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 907
Tecrübe Puanı: 406
DeNGeSiZ is on a distinguished road
Standart Anzak’li Ömer

ANZAK’LI ÖMER
1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden doktor Ömer Musluoğlu görev yaptığı hastanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:

Amerika'ya gittiğim ilk yıllar (1057) lisanım pek o kadar iyi değil. New York' da Medical Center Hospital adlı bir hastanede gore almıştım. Fakat vazifem kan almak,kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler... Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direk olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam. Tahminen yetmişbeş yaşlarında. Tabi kendisi ile ingilizce konuşuyorum. "Kan vereceğim kolunuzu açar mısmız’’" Adamcağız kanser hastası ve kansızdı. Pazusunu açtım. Baktım pazusunda dövme şeklinde bir Türk bayrağı var. Çok ilgimi çekti. Kendisine sormadan edemedim; 'Siz Türk müsünüz?' Kaşlarını yukarıya kaldırarak 'Hayır' manasında işaret yaptı. Ama ben hala merak ediyorum; 'Peki bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir?' 'Aldırma iste öylesine bir şey dedi. Ben yine ısrarla dedim ki: 'Fakat benim için bu bayrak çok önemli. Dikkatimi çekti. Çünkü bu benim milletimin bayrağı, benim bayrağım... Bu söz üzerine gözlerini açtı. Derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu; 'Siz Türk müsünüz?' 'Evet Türk'üm... İhtiyar; gözlerime bakarak tanıdık bir göz arıyor gibiydi. Anlatmaya başladı:
Yıl 1915, Sen hatırlamazsım o yılları Çanakkale diye bir yer var Türkiye’de. Orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben Anzak'tım Avustralya Anzaklarından, İngilizler bizi toplayıp dediler ki: Barbar Türkler Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe almış durumda. Birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir. Biz de inandık sözlerine vaatlerine... Savaşmak isteyenler arasına katıldık. Avustralyalı Anzak ihtiyar anlatmaya devam ediyordu; Bizim beynimizi yıkayan İngilizler Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını Çanakkale'ye sevk ediyorlarmış. Bizi gemilere doldurup Mısır’a getirdiler. Mısır'da şöyle böyle birkaç ay talim gördük. Ondan sonra da bizi alıp Çanakkale'ye getirdiler. Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyle ki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor, gökyüzünde havai fişekler, geceyi gündüze çeviriyordu zaman zaman... Her taarruzda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatının baharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türklerdeki gayret ve cesareti uzaktan gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki onlara bu cesaret ve kuvveti veren şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer barbarlıktan değil, kalplerinde ki vatan sevgisinden kaynaklamyormus. Bunu nereden anladığımı söyleyeyim. Biz karaya çıktık. Taarruz edemiyoruz. Bizi püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz. Bizi tekrar püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz. Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiyle kendimden geçmişim. Meraktan ağzım açık yaşlı Avustralyalıyı dinliyorum.
Savasın dehşetli anlarını anlatırken hastalığına rağmen tir tir titremeye başlamıştı. Devam etti: 'Gözlerimi açtığımda kendimi yabancı insanların arasında gördüm. "Nasıl korktuğumu anlatamam. Çünkü İngilizler bize Türkleri barbar, vahşi kimseler olarak tanıttı ya... Ama dikkat ettim. Yaralarımı sarmışlar. Bana hiç de öfkeli bakmıyorlar. Kendime geldim iyice.Bu defa çantalarında bulunan yiyeceklerden ikram ettiler. iyi biliyorum ki onların yiyecekleri çok çok azdı. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. Şok oldum dorusu. Kendi kendime dedim ki; 'Bu adamlar isteseler şu anda beni öldürürler. Ama öldürmüyorlar... Veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi. Halbuki beni cephenin gerisine götürmüşler. Biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı.1 Bu duygularla ‘Yazıklar olsun bana’ dedim. 'Böyle asil insanlarla niye savaşıyorum? Niye savaşmaya gelmişim? Bu İngiliz milleti ne yalancıymış ,ne kadar. Türk düşmanıymış.' diyerek pişman oldum. Ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki... Bu iyiliğe karşı ne yapsam düşündüm durdum günlerce... Nihayet bizi serbest bıraktılar. Memleketime döndüm. İşte memlekette Türk milletini ömür boyu unutmamak için koluma bu dövme Türk bayrağını yaptırdım. Bu bayrağın esrarı bu işte. Benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti: 'Talihin cilvesine bakm ki o zaman olmek uzere iken yaralanmi iyiles.tirerek , sihhate kavu§mama gaba sarf eden Turkler idi. şimdi de Amerika gibi bir yerde yillar sonra yine iyiles.tirmeye caba sarf eden bir Tiirk... Ne garip degil mi? Avustralya'dan Amerika'ya gelirken bir Tiirk'le karsilasacagimi hig tahmin etmezdim. Size minnettanm.
Siz Turkler gercekten cok merhametli insanlarsmiz. Bizi hep kandirrm§lar... Buna butim kalbimle inaniyorum.' Pesjnden netnli gozlerle 'Bana admizi soyler misiniz?1 Dedi. 'Omer1 cevabim verdim. Gayet merakla tekrar sordu: 'Peki nicin Omer ismini, vermisler sana? 'Babam Miislumanlarin ikinci halifesinin isminden ilham alarak bana Omer adim vermis.' 'Yahu senin adm Musluman adi mi?' Ben 'Evet, Musluman adi1 deyince yuziime bakti bakti, birden dogrulmak istedi. Ben mani olmak istedim. Israr etti. Ama niye israr ediyordu? thtiyann isranna dayanamaylp yatakta oturmasina yardim ettim. Gozleri dolu doluydu. Yiizume bakarak dedi ki: 'Senin adm giizclmis. Benim adim simdiye kadar Mr. Josef Miller idi. §imdiden sonra 'Anzakh Omer1 olsun. 'Olsun.' 'Peki doktor beni Musluman edcr misin? Musluman olmak zor mu?' $a§irdim. Nasil da birdcnbirc Musluman olmaya karar vermisti. Meger o yasa gelinceye kadar icten ice hep dusunuyormus. da kimseyie konusamadigi icin, soramadigi i<?in konu?amiyormus... Tabii dedim Musluman olmak cok kolay.' Sonra kendisine imanm ve islamm sartlarmi anlattim. Kabul etti. Hem Kelime-i §ahadet getiriyor, hem de cocuklar gibi agiiyordu. Yaslilik bir yandan, hastahk bir yandan bir de yillardan beri iginde kavusmak isteyip de bilemedigi icin kavusamadigi Islamiyet'e olan hasretin sona ermesi bir yandan bu yasli gonlu duygulandirmisti.., Mmldandi: 'Siz Musltimanlartespihgekersiniz bana da bir tespih bulsan da ben de yaHignn yerden tespih ^ekerek Allah'imi ansam olur mu?' Bu sozden de anladim ki dedelerimiz savas esnasmda Hakki zikretmeyi ihmal etmiyormus.. Neyse uzatmayayim hemen bir tespih bulup kendisine getirdim. Hasta yataginda tespih cekiyor, biz de gerektiginde tedavisiyle ilgileniyorduk. _
Fakat benim icin o daha bir ba§kalasmi§ti. Miisliiman olmu§tu. Bir gun yamna gittigimde samimi bir §ckilde rica etti. 'Beni yalniz birakma olur mu'7' 'Ne gibi Omer amca?1 'Ara sira gel de bana islamiyefi anlat! Sen 90k giizel seylerdcn bahsediyorsun. O sozleri duyduk9a kalbim ferahhyor.' 0 gunden sonra her gun yanma gittim. Bildigim kadanyla dinimizi anlattim. Fakat gtinden giine eriyip tiikeniyordu. Ka? gun gecti tam hatirlamtyorum. Hastanenin> genel hoparloriinden bir anons duydum. 'Doktor Omer! Liitfen 217 numarah odaya gelin!' Dedim ki> icinden 'Bizim Omer amca galiba yolcu?1 hemen yukan ciktim. Odasina vardigimda gordiigiim manzara aynen §oyleydi: Sag elinde tespih agik duran sol kolunun pazusunda dovme Tiirk bayragi, gogsiinde imam ile, koskoca Anzakh Omer son anlanni yasiyordu. Hemen basucuna oturdum. Kendisine kelime-i sahadeti soylettirdim. 0 sekildc kucagimda ruhunu teslim etti...
Bir Carmkkale gazisi gormii§tum... Yillar sonra da olsa Musluman Turk milletine olan sevgisi sayesinde kendisine iman nasip olmustu. 'Ne yalan soyleyeyim, agladim.' Sizde hala bir degi§iklik yok mu!?..
DeNGeSiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Nefi Ömer (Nefi Ömer Kimdir? - Nefi Ömer Hakkında) Korax Türkiye'den 0 12-26-2008 11:05
İzmir’in İşgalinden sonra Uşak’ta Kuva-yı Milliye’nin Oluşumu Korax TaRiH 0 11-11-2008 19:52
Sosyal Güvenlik Reformu’na ’milletvekiline zam’ maddesi LeGoLaS Finans Haberleri 0 03-13-2008 22:35
Hz.ömer’in Yiğitliği Korax Dini Hikayeler 0 03-09-2008 23:36
Hz. Ömer’in nasihati Korax Sahabeler 0 03-09-2008 23:24


Şu Anki Saat: 14:40


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows