Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > Dini Bölüm > Dini Konular > Tefsir

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

vahyi taşıyan Cibril ve orduları...

Tefsir


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-25-2008, 17:28   #1
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart vahyi taşıyan Cibril ve orduları...

vahyi taşıyan Cibril ve orduları...
tefsir

âdil abdullah el-kalkîlî
ter; doç.dr. bahattin dartma




NECM SÛRESİ


vahyi taşıyan Cibril ve orduları...



RAHMÂN ve RAHÎM OLAN
ALLAH’IN ADIYLA...



1–Battığı zaman yıldıza andolsun ki...
2–Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve azmadı...
3–O hevâdan (arzusuna göre) konuşmaz...
4–O[nun tebliğ ettiği Kur'ân] kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir...
5–Çünkü onu, güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri olan (Cebrâil) öğretti...
6–Sonra en yüksek ufukta iken...
7–Asıl şekliyle doğruldu...
8–Sonra (Muhammed'e) yaklaştı. (Yere doğru) sarktı...
9–(Muhammed ile arasındaki mesafe) iki yay uzunluğu kadar, hatta daha az kaldı...
10–Kuluna vahyettiğini vahyetti...
11–(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı...
12–Onun gördüğünde kuşku mu duyuyorsunuz?..
13–Onu Sidretü'l–müntehâ'nın yanında...
14–Önceden bir defa daha görmüştü...
15–Cennetü'l–me'vâ (oturulacak bahçe) da onun yanındadır...
16–Sidre'yi kaplayan kaplamıştı...
17–(Muhammed'in) göz[ü] şaşmadı ve sınırı aşmadı...
18–Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü...
19–Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ'yı?..
20–Ve üçüncü[leri olan] öteki (put) Menât'ı?..
21–Demek erkek size, dişi O'na öyle mi?..
22–O zaman bu insafsızca bir taksim!..
23–Onlar (o putlar), sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş) isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlara hiçbir güç (tanrı olduklarına dair hiçbir delil) indirmemiştir. O[putlara tapa]nlar zanna ve nefislerin[in] arzusuna uyuyorlar...
24–Yoksa insan, her arzu ettiği şeye sahip mi olacak?..
25–Son da ilk de (âhiret de dünya da) Allah'ındır...
26–Göklerde nice melek var ki onların şefâati hiçbir işe yaramaz. Ancak Allah'ın dilediği ve râzı olduğu kimselere yarar sağlar...
27–Âhirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar...
28–Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur.Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından hiçbir şey ifade etmez...
29–Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir!..
30–İşte onların erişebilecekleri bilgi (sınırı) budur (bundan ötesine akılları ermez). Şüphesiz Rabbin, evet O, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir...
31–Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Bu, Allah'ın, kötülük edenleri yaptıkları ile cezalandırması, güzel davrananları da daha güzeliyle mükâfatlandırması içindir...
32–Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin affı bol olandır. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.




KASEMİN KENDİSİNE YEMİN EDİLENLE İLGİSİ


Yüce Allah, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dalâletten, günah[a dalmak]dan ve hevâ[sına uymak]dan berî olduğu hususunda, 'niçin düştüğü zaman yıldıza' yemin etmiştir? Bu soruyu cevaplamadan önce, İslâm davetinin, Allah, melekler, Allah'ın melekler ve yaratıklarla olan ilişkisi konusunda, yanlarında ciddî olarak yanlış bilgiler bulunan bir toplumla karşı karşıya olduğunu açıkl[amak ist]iyorum. Nitekim onlar, vahiy olayını hiç bilmiyorlardı; bunun için Elçi'nin sadece, kendisine şeytanların fısıldadıklarını konuşan bir kâhin olduğu yönünde onu itham etmişlerdi.
Bundan dolayı Yüce Allah onların bakışlarını, gözleriyle gördükleri zâhir[dış âlem]e çevirip, gökyüzünde parlayarak yere düştükleri görünen bu yıldızların (alevlerin/parlak taş parçalarının), Allah'ın, Elçisi'ne vahyettiği Kur'ân'ın bir kısmını gizlice dinlemeye ve kapmaya ya da Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kalbine kötü ve yanlış (düşünceler/bilgiler) fısıldamak/ilkâ etmek sûretiyle vahye müdahale etmeye çalışan şeytanlara attığı silahlar olduğunu beyanla, 'düştüğü zaman yıldıza' yemin etmiştir.
Dolayısı ile Elçi, son derece sıkı olan bu ilâhî himaye sayesinde şeytanların saptırmalarından, iğvalarından ve ayartmalarından korunmuştur.
Böylece kasemle, kendisine yemin edilen arasındaki irtibat ortaya çıkmıştır.



VAHYİN KORUNMASININ SEBEBİ


Bilinmektedir ki Yüce Allah, nebisini gönderdiği zaman cinleri, Kur'ân âyetlerini kapmaktan menetmek için semavî haberlere karşı son derece sıkı bir güvenlik tedbiri almıştır. O, cinlerin diliyle şöyle buyurmuştur:
"Biz (cinler) göğe dokunduk, fakat onu sert bekçi ve ışınlarla/alev hüzmeleriyle doldurulmuş bulduk. Halbuki (daha önce) biz onun dinlenmeğe mahsus olan oturma yerlerinde oturur[ğayb haberlerini dinlemeye çalışır]dık. Artık şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetleyen bir ışın/alev hüzmesi buluyor."(1)
Bu yasağın sebebi şudur: Eğer cinler, Resûl'e inmeden önce Kur'ân sûrelerinden birini öğrenme imkanı elde etselerdi onu, insanlar arasında yayacak olan kâhinlere ulaştırırlar ve o zaman da (ilâhî mesaja karşı) direnen müşrikler Resûl'e şöyle derledi:
"Bak ey Muhammed! Sana inen bu sûreyi senden önce filan kâhin almıştır. Bundan dolayı sen de, kâhinlerden bir kâhinsin ve şeytanların sana ilettiklerini alıyorsun..."
Bunun için vahyi, bütün iniş merhalelerinde, şeytanların müdahalesinden koruyacak bir (bir dizi ciddî) önlem almakla Kur'ân'ın nüzulünün, sıkı bir şekilde korunması gerekmekteydi. Bu koruma için Yüce Allah Cibrîl[as]'ı görevlendirmıştır. Nitekim Allah Cibrîl'i, vahiy konusunda güvenilir, güçlü–kuvvetli, kusursuz ve heybetli olarak tavsîf etmiştir. İdaresine de, sefere melekleri ve (son derece) delici ve yakıcı ışığı olan yıldızlardan (alevlerden/parlak taş parçalarından) meydana gelen bir grubu vermiştir.
Cibrîl'in nurları/ışınları, ordusu ve yıldızları (alev hüzmeleri/parlak taş parçaları kendilerine doğru) yönel[ip gel]ince şeytanlar korkarak kaçarlar. Bütün bunlardan sonra Elçi'nin, şeytanların saptırma ve doğru yoldan çıkarma çabalarına maruz kalmasına ve (dolayısıyla) hevâ[sın]dan (yani canın istediği gibi) konuşmasına hiç imkan var mıdır?




ŞEYTANLAR DELALETİN VE YOLDAN ÇIKMANIN SEBEBİDİR...


Şeytanların, sapıklığa, yoldan çıkmaya ve hevâya düşmeye sebep oldukları gerçek[bir hâdise]dir. Bu itibarla Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Bu, şeytanın işindendir. O gerçekten apaçık saptırıcı bir düşmandır."(2)
"Onlara şu adamın haberini de oku: Kendisine âyetlerimizi verdik de (o) onlardan sıyrılıp çıktı, şeytan onu peşine taktı ve sonunda azgınlardan oldu."(3)
"(İblis) dedi: "Senin izzet ve şerefine andolsun ki, onların tümünü azdıracağım."(4)
"Şeytanların saptırıp şaşkın bir şekilde çöle düşürmek istediği kimse gibi..."(5)



SÜRENİN KONULARI ARASINDAKİ
MANTİKÎ ZİNCİR



Sûrenin mevzûları, mantıkî olarak güzel bir şekilde birbirine bağlıdır. Bunlar da, önce müşriklerin bozuk itikatlarının teşhis edilmesi, sonra da aklın kabul ettiği ve önceki semâvî kitapların onayladığı hakîkatlerle o bâtıl inançların düzeltilmesidir. Bu gerçekler, akıl yoluyla onların itikatlarının asılsız olduğunu ortaya koyar; bazen o[akıl metodu]na, fikirlerinin birbirleriyle uyuşmamasından dolayı alay edilme hususu eklenir. Böylece, onların İslâm davetine karşı direnmelerinin ve çürük akidelerine yapışmalarının sebebi ortaya çıktığı gibi, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kaza ve kadere inanmaktan ibaret olan ve Yüce Allah'ın birliğini, büyük melekler ve diğer mahlûkâtından hiçbirinin (en ufak bir) ortaklığı olmayacak şekilde bütünüyle kâinatın mutlak hâkimi olduğunu te'kîd[ed]en temel iman esasları ortaya çıkmıştır. Sonra sûre, –önceki azgınlara yapıldığı gibi– müşrikleri, Allah'ın dünyada vereceği âcil cezâ ile kıyâmet gününün o en büyük cezâsından korkutmakla sona erer. Şimdi de bu konuların tafsîlâtına geçelim.


VAHİY OLAYI


Yüce Allah sûrenin başında, büyük melek Cibrîl'i, vahyi Resûl'e ulaştırmak ve onu şeytanların saçmalıklarından muhâfaza etmekle görevlendirerek vahyin korunmasını garanti altına almıştır. Cibrîl'in, cismi ufku dolduran, devâsa yaratılışlı bir melek olduğunu beyan etmiştir: "O en yüksek ufuktadır." Resûlullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem, isrâ ve mirâc gecesi, kalbinin karşısında en ufak bir sarsılma olmaksızın durduğu ve hiç sendelemediği açık âyetler (hârika olaylar) görmüştür: "(Muhammed'in) göz[ü] şaşmadı ve sınırı aşmadı." O, yanında Cennetü'l–Me'vâ bulunan Sidretü'l–Müntehâ'daki bu hârika olaylara (âyetlere şöyle) misâl verir: "Sidre'yi kaplayan kaplamıştı." Allah sanki şöyle buyurmuştur: Şimdi Muhammed'in kalbi, bu büyük ve yüce muccizelerin (âyetlerin) karşısında sarsılmadığına göre, aşağılık şeytanların desîseleri karşısında hiç sarsılır mı? Bu şeytânî dürtülerin ona gâlip gelmesi ve bu şekilde onu saptırması ve doğru yoldan ayırması hiç mümkün müdür?



MELEK KONUSU


Cibrîl Aleyhisselam, vahiy konusunda, Allah'ın zikrettiği dört büyük melekten biri olduğuna göre, Allah'ın melek konusunu ve bu hususta müşriklerin (bozuk) akîdelerini ele alması ve onları düzeltmesi yerindedir.
Müşriklerin, yüce gayb âlemine dair biraz bilgileri vardı. Yüce Allah'ın, kâinatın yaratıcısı ve düzenleyicisi olduğunu biliyorlardı. Bunu Allah'ın –başka bir sûredeki– şu sözü te'yîd etmektedir:
"Andolsun ki onlara, gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı (sizin yararınıza olmak üzere) boyun eğdiren kimdir? desen, mutlaka, ‘Allah’ derler. O halde nasıl Allah'ın (birliğinden) döndürülüyorsunuz?... Onlara, gökten suyu indirip de ölmüş olan yeri onunla kim diriltti? diye sorsan, ‘Allah’ derler..."(6)
Nitekim onlar, Yüce Allah'ın peygamberler, özellikle de, Kabe'yi bina eden, onun yanında makamı olan –ki onlar onu (orada) makamı olmakla tanıyorlardı– ve Eski Ev'in çevresini Allah'tan gelen vahiyle güvenli bir yasak bölge (koru) yapan İbrâhîm[Aleyhisselam]'ı gönderdiğini biliyorlardı; bütün bunlar hakkında bilgi sahibi idiler. Ancak, (aradan) uzun zaman geçmesi nedeniyle İbrâhîm[Aleyhisselam]'ın dînini babalarından tahrîf edilmiş ve çarpıtılmış olarak almışlardır.




MÜŞRİKLERİN MELEK KONUSUNU
TAHRİF ETMELERİ



Şunlar, onların melekler konusundaki bozuk düşüncelerindendir:
a. Meleklerin Allah'ın kızları olduklarını iddia etmeleri. Bunu Yüce Allah'ın şu sözü te'yîd etmektedir: "Rabbiniz, oğulları size seçti de kendisine meleklerden kadınlar mı edindi? Gerçekten siz çok büyük (tehlikesi olan) bir söz söylüyorsunuz!"(7)
b. Meleklerin dişi olduklarına inanmaları. Bunu da Yüce Allah'ın şu sözü te'yîd etmektedir:
"Âhirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar."
c. Onların, meleklerin, –Allah'ın kızları olması nedeniyle– Allah katında müşriklere şefâat etmeleri için ibadete lâyık olduklarına inanmaları. Bunu ise Yüce Allah'ın şu sözü te'yîd etmektedir:
"O gün, onların hepsini mahşere toplar, sonra meleklere: Bunlar size mi tapıyorlardı? deriz."(8)
Bu sebeplerden dolayı, Arapların taptıkları Lât, Uzzâ ve Menât'ın, onların iddialarına göre bazı melekler için birer rumuz oldukları benimsenmiştir. Sûre, bu ilahların dişi olduklarına şu sözlerle işaret etmiştir:
"Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ'yı? Ve üçüncü[leri olan] öteki (put) Menât'ı? Demek erkek size, dişi O'na öyle mi (onun için mi meleklere Allah'ın kızları diyorsunuz)?" Sonra o (sûre), müşriklerin, meleklerin Allah'ın kızları olduklarına inandıklarına işaret etmektedir. Bu da Yüce Allah'ın şu sözünde[geçmekte]dir: "Âhirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar."



ONLARIN İDDİALARINA CEVAP


Yüce Allah, onların (bu geçek dışı) iddialarına şu aşağıdaki hakîkatlerle cevap vermektedir:
a. Müşriklerin bu (asılsız) iddiaları/(bozuk) inançları, zan ve hevâdan kaynaklanmaktadır; fıtrat ve akıl onları desteklememektedir. Onları, Allah'ın indirdiği hiçbir kitap ve gönderdiği hiçbir elçi de söylememiştir:
"Onlar (o putlar), sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş) isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlara hiçbir güç (tanrı olduklarına dair hiçbir delil) indirmemiştir. O[putlara tapa]nlar zanna ve nefislerin[in] arzusuna uyuyorlar."
b. Kızları çirkin gören ve bir kız çocuğu doğduğu zaman yüzleri siyahlaşan Arap müşriklerin, Allah'ın kızları kendine ayırdığını iddiâ etmeleri kesinlikle hakşinaslık (insaflılık) değildir:
"O halde bu insafsızca bir taksimdir!" Yani, adâletsiz[ce bir taksim]dir. Bu, müşriklerin tenâkuzunu ortaya koyan acımasız[ca] bir alaydır.
c. Melekler, Allah'ın yaratılmış olan kullarından başka bir şey değildir. Güç ve kuvvetleri ne kadar fazla olursa olsun Allah'ın izni olmadan O'nun nezdinde onların şefâatleri (hiç bir) fayda vermez:
"Göklerde nice melek var ki onların şefâati hiçbir işe yaramaz. Ancak Allah'ın dilediği ve râzı olduğu kimselere yarar sağlar."



DÜNYA VE
ÂHİRET KONUSU



Sûre, müşriklerin çürük inançlarından şunları ortaya koymaktadır:
Bu dünya hayatı, yaşam[an]ın sonudur; insan, öldüğü zaman bir daha dirilmez ve amellerine göre de hesâba çekilmez:
"Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir! İşte onların erişebilecekleri bilgi (sınırı) budur, (Bundan ötesine akılları ermez)." İşte bu âyet, müşriklerin, İslâm davetine karşı direnmelerinin ve bâtıl olan câhiliyye inançlarına sarılmalarının sebebini de açıklamaktadır. Çünkü onların, geçici ve fânî olan dünya hayatına, onun şehvet ve lezzetlerine tutunmaları kendilerini, bu aşırı şehvetleri törpüleyecek, onları, aşırılıktan uzak ve makûl bir çerçeveye yerleştirecek, ferdin bazı hürriyetlerini, topluma vermek üzere ondan alacak ve buna mukabil, fertten alınanların kat kat fazlasını toplumdan alıp kendisine (ferde) verecek olan yeni dînî yoldan kaçınır hale getirmiştir. İşte bu, tam bir ictimâî sorumluluk ve himâye ile olmaktadır. Nitekim fert, iyiliğinin karşılığı olarak âhirette dâimî nimetlere kavuşacaktır.


Notlar:
1–Cin Süresi;72/8–9
2–Kasas Süresi;28/15
3–A'raf Süresi;7/175
4–Sad Süres;38/82
5–En'm Süresi;6/71
6–Ankebut Süresi; 29/61–63
7–İsra Süresi; 17/40
8–Sebe Süresi;34/40
__________________



уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
cibril, orduları, taşıyan, vahyi, ve

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın

Mesajınız:
Seçenekler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sırtında gül yaprağı taşıyan hamal... уυѕυƒ Dini Hikayeler 0 09-01-2008 17:15
hindistan ile rusya orduları arasında dag уυѕυƒ Yurttan Haberler 0 07-03-2008 12:15
Endonezya'da 18 kişiyi taşıyan uçak kayıp Haberci Dünyadan Haberler 0 06-27-2008 09:30
elmayı taşıyan karınca... уυѕυƒ Enteresan Resim ve Videolar 1 04-14-2008 14:58
Geceydi seni bana taşıyan Dark Angel Aşk'a Dair Her Şey 1 03-23-2008 16:01


Şu Anki Saat: 13:15


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2016, Jelsoft Enterprises Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628