Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-26-2008, 14:52   #1
уυѕυƒ
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Alak Suresi

Alak Suresi
ALAK SÛRESİ-96



بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اِقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ (1) خَلَقَ اْلإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ (2)

اِقْرَأْ وَرَبُّكَ اْلأَََكْرَمُ (3) الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَم ِ(4)

عَلَّمَ اْلإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ (5) كَلاَّ إِنَّ اْلإِنْسَانَ لَيَطْغَى (6)

أَنْ رَآهُ اسْتَغْنَى (7) إِنَّ إِلَى رَبِّكَ الرُّجْعَى (8)

أَرَأَيْتَ الَّذِي يَنْهَى (9) عَبْدًا إِذَا صَلَّى (10)

أَرَأَيْتَ إِنْ كَانَ عَلَى الْهُدَى (11) أَوْ أَمَرَ بِالتَّقْوَى (12)

أَرَأَيْتَ إِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّى (13) أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللهَ يَرَى (14)

كَلاَّ لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِ (15) نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ (16)

فَلْيَدْعُ نَادِيَهُ (17) سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ (18)

كَلاَّ لاَ تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ (19)



Meâl

Rahmân ve Rahîm Allah’ın Adıyla

1. Yaratan Rabbinin adıyla oku.

2. İnsanı yapışkan bir hücreden yaratan,

3. Oku, Rabbin sonsuz kerem sahibidir.

4. Kalemle yazmayı öğretendir.

5. İnsana bilmediklerini öğretendir.

6-7. Hayır! Rabbinin bunca nimetlerine rağmen kâfir insan kendisini ihtiyaçsız zannetti diye azar.

8. Ama dönüş elbette Rabbinedir.

9-10. Baksana şu namaz kılan o mükemmel kulu engelleyen kimseye,

11-12. Ne dersin, o hidayette olsa ve Allah’ı sayıp O’na karşı gelmemeyi tavsiye etse, ne iyi olurdu!

13. Ne dersin, o kul dini yalan saysa ve haktan yüz çevirse iyi mi olurdu?

14. O bilmiyor mu ki Allah, olan biten her şeyi görür?

15-16. Hayır! Hayır! Olmaz böyle şey! Eğer bu tutumundan vazgeçmezse onu perçeminden tutup cehenneme sürük*leriz. Evet, o yalancı ve suçlu perçeminden tutup sürükleriz.

17. İstediği kadar grubunu yardıma çağırsın!

18. Biz de zebanileri çağırırız.

19. Hayır! Ona boyun eğme! Rabbine secde et, O’na yaklaş.

Bu Sûreye insanın alak’tan yaratıldığını söyleyen ikinci âye*tinden dolayı “Alak” ve oku manasındaki ilk kelimesinden dolayı da “İkra’ ” Sûresi denilir. 19 âyettir, Mekke’de indiğinde hiç ihti*laf yoktur. Ancak ilk inen Sûre bu mudur, değil midir? Bunda ihtilaf edilmiştir.

Ayet itibarıyla Kur’an’dan ilk inen ayetler, Alak Sûresinin başındaki beş ayettir. Tam Sûre olarak ilk inen Sûre ise, Fa*tiha’dır. Fatiha Sûresi, Alak, Müddessir ve Müzzemmil Sûrelerinin baş kısımlarından sonra inmekle beraber tam Sûre olarak indi*rildiğinden Sûre itibarıyla ilk önce indirilen Sûre Fatiha Sûresi, ayet itibarıyla ilk önce indirilen de İkra’ Sûresidir.

Sûre şu meseleleri ele almaktadır:

1. Hz.Peygamber’e (sav) vahyin gönderilmeye başlaması, okuma, yazma ve ilmin öneminin vurgulanması.

2. Zenginleşen kâfirin Allah’a karşı nankörlük etmesi ve Allah’ın emirlerine karşı çıkması.

3. Ebû Cehil ve benzerlerinin, Hz. Peygamber (sav)’i namaz*dan alıkoyması ve onların müstehak oldukları cezaya çarp*tırılacakları.



Tefsir

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ

1. Yaratan Rabbinin adıyla oku.

Yani O’nun yüce adıyla, “Allah” yüce ismi ile başlayarak oku. Okumaya başla. O Rabbin ki yarattı, seni ve her şeyi yaratan Rabb’inin ismiyle oku.

Bu, Hz. Peygamber (sav)’e yöneltilmiş ilk ilâhî hitaptır. Bu hitapta okuma, yazma ve ilme, çağrı vardır. Çünkü ilim, İslâm dinin simgesi ve sembolüdür.



خَلَقَ اْلإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ

2. İnsanı yapışkan bir hücreden yaratan,

عَلَقٌ Alak kelimesi عَلَقَةٌ alaka kelimesinin çoğuludur. Alak keli*mesinin bir çok anlamı vardır.

Bazı tefsir bilginleri bu kelime için; meni (sperma)’nin aşıla*masından sonra meydana gelen kan pıhtısının çoğuludur demiş*lerdir. Fakat Alak kelimesiyle; 1. Meni sıvısı içinde yüzen sperm*lere, 2. Meninin yapışkanlığına, 3. Spermle döllenen yumurtanın bölünüp üreyerek, bir hafta içinde fallop borusundan inip Rah*min cidarına asılması durumuna (morula aşamasına), 4. Morula aşamasından sonra, cenînin aldığı biçime işâret edilmiş olabilir.

Netice olarak; bu kelime “yapışkan, asılıp tutunan şey” demek olduğundan, dolayısıyla insanın yapışkandan yaratılmasından maksat: insanın, ana rahminin cidarına yapışan döllenmiş bir hücreden yaratıldığını hatırlatmaktadır.



اِقْرَأْ وَرَبُّكَ اْلأَكْرَمُ(3) الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ(4)عَلَّمَ اْلإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ(5)

3-5 Oku, Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediklerini öğretendir.

Kalem ile yazıyı öğreten, o vasıta ile ilim belleten de O’dur. Yoksa yapışkan bir hücreden yaratılmış olan insanlar ne kalem bilirdi ne yazı. İnsanda olmayan kuvvetleri, yetenekleri, kabi*liyetleri yaratarak ve deliller getirerek ve ayetler indirerek vehbî (Allah vergisi) olarak da öğretti.

Yüce Allah kalemle yani bir vasıtayla öğrettiği gibi, her ne kadar okuma-yazma bilmeyen bir ümmî olan Hz. Peygamber (sav)’e vasıtasız olarak öğretmiştir. Peygamber’in okumak için ya*zıya ihtiyacı olmadığı bildirilmekle beraber şüphe yok ki, kalem ile öğretmenin de Allah’ın büyük bir ikramı olduğu açıklanmış ve böylece ümmet okuyup yazmaya teşvik edilmiş ve özendirilmiştir.

1-5 nci âyetler, Hz.Peygamber (sav) Ramazan ayında Mekke dağlarından olan Hirâ’nın doruğundaki mağarada ibâdete çekil*miş olduğu sırada inmiştir. Hz. Aişe (rh) olayı şöyle anlatır:

“Allah’ın elçisine vahiy uykuda, doğru rüyâ şeklinde başlamış*tır. Gördüğü her rüyâ, sabah aydınlığı gibi apaçık çıkardı. Sonra kalbine yalnızlık sevgisi atıldı. Azığını alıp Hirâ’daki ma*ğaraya çekilir, orada birkaç gece yalnız başına ibâdet eder, sonra Hati*ce’nin yanına gelir, bir o kadar zaman için yine azık alır, mağa*raya dönerdi. Nihayet bir gece mağarada iken kendisine hak (vahy) geldi. Gerisini Hz. Peygamber (sav) şöyle anlatmıştır:

“Melek beni tuttu, takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bırakıp ‘Oku!’ dedi. ‘Ben okumak bilmem’ dedim. İkinci kez beni tuttu, takatim kesilinceye kadar sıktı, bıraktı, yine ‘Oku!’ dedi. ‘Ben okumak bilmem’ dedim. Yine beni tuttu, üçüncü kez sıktı, bıraktı ve: ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku! O insanı alak’tan yarat*tı. Oku, Rabbin en büyük kerem sâhibidir. O ki kalemle öğretti. İnsana bilmediği şeyleri öğretti’ dedi.[1][20]”

Rivâyette belirtildiği gibi eğer bu âyetler Kur’an’ın ilk âyetleri ise, bunların bir Ramazan gecesinde indirilmiş olması gerekir. Çünkü Bakara Sûresi’nin 186ncı âyetinde Kur’an’ın, Ramazan ayında indirildiği, “Biz onu Kadir gecesinde indirdik.” (Kadr, 97,1), “Biz onu mübârek bir gecede indirdik.”(Duhân,44,3) âyet*lerinde de Kur’an’ın gece indirilmeğe başladığı anlatılmak*tadır. Bu üç âyet göz önünde tutulunca Kur’an’ın bir Ramazan gecesin*de indirilmeğe başlandığı anlaşılır.

Söz akışından anlaşıldığı üzere burada “Oku!” emri, vahye*dilen şeyleri okuma hakkındadır. Yani Ey Muhammed! Sana vahyedilen Kur’an’ı, Rabbinin adını anarak, O’nun yardımını dileyerek oku, demektir. Yahut “Rabbinin adına oku, okumayı Rabbin için yap” demek olur[2][21].

Bundan sonra Yüce Allah, insanın şımarıklık ve taşkınlığının sebebini bildirmek üzere şöyle buyurdu:



كَلاَّ إِنَّ اْلإِنْسَانَ لَيَطْغَى (6) أَنْ رَآهُ اسْتَغْنَى (7)

6-7. Hayır! Rabbinin bunca nimetlerine rağmen kâfir insan kendisini ihtiyaçsız zannetti diye azar.

كَلا “Kellâ” “Hayır”. Sûrenin bundan sonraki kısmının epeyce zaman sonra indiği anlaşılıyor. Ve inmesine sebep de Ebu Cehil olduğu rivayet ediliyor. Bu arada Buharî ve Tirmizî’de İbn Abbas’tan rivayet edildiği üzere:

“Eğer Muhammed’i Ka’be’de namaz kılarken görürsem boynunu çiğnerim.[3][22]” demişti. Bu sebeple “Kellâ” ile sakındırma, her şeyden önce ona ait olmak üzere öyle azgın her bir kafir insana hitaptır. Çünkü başında görünürde azarlama ve yasak etmeyi yönlendirecek bir şey yoktur, denilmiştir. Bu şekilde “Kellâ” Sûrenin baş tarafına bağlanmamış, Ebu Cehil’in sözünü reddederek hitap ona yönelmiş oluyor. Bu ise görünüre aykırıdır. Onun için bazıları da burada “Kellâ” yasak etmek için değil, “gerçekten” manasına olarak sonrasını pekiştirmek içindir. Hitap, yine peygamberedir, demişler. “Sakın okumamazlık etme ey Muhammed!”.



كَلاَّ إِنَّ اْلإِنْسَانَ لَيَطْغَى

6. Kâfir insan azar.

İnsanoğlu muhakkak azıyor, azar, haddini aşar, hakka karşı gelir, halka zarar verir.



أَنْ رَآهُ اسْتَغْنَى

7. Kendisini ihtiyaçsız zannetti diye.

Kendini artık kimseye ihtiyacı yokmuş, maksada ermiş, zen*ginlik mertebesine gelmiş görmek, o görüş ve inançta bulunmak sebebiyle azar. Halbuki Allah ona; malı, serveti, izzeti, şerefi ve diğer dünyevî şeyleri lütfetmiştir. Şükretmek yerine haddi aşar ve asi olur. Onun için hiçbir zaman kendini zengin görme de Rabb’inin ismiyle oku, tekrar tekrar oku, emirlerini yerine getir. Çünkü;



إِنَّ إِلَى رَبِّكَ الرُّجْعَى

8. Dönüş elbette Rabbinedir.

Bu âyette âhirete işaret vardır. Allah’ın bu kadar iyiliğine rağmen kendini zengin gördüğü için azan insanın bir gün Allah’ın huzuruna dönüp yaptıklarından hesap vereceğini hatırlatmak*tadır. Bu hitap da Resûlullah’adır.

Bazı tefsir âlimlerine göre ise bu âyet umumî olup her kibirli ve taşkın kimseyi kapsamaktadır. Bu âyetten, sûrenin sonuna kadar olan bölüm, Ebu Cehil hakkındadır. Sûrenin ilk ayetlerinin inişinden uzun bir müddet sonra inmiştir. Ebu Cehil malının çok*luğuyla taşkınlık gösterir ve Hz. Peygamber (sav)’e aşırı düşman*lık yapardı. Fakat burada, sebebin hususiliğine değil, lafzın umû*miliğine itibar olunur. Yani o gün Ebu Cehil’in inananlara yaptı*ğını, kıyâmete kadar kim ve kimler inananlara ve namaz kılanlara yaparsa bunların hepsi bu ayete muhataptırlar.

Onun için âyetin inme sebebi olan kendini zengin gören azgının azgınlığı bir misal halinde gösterilerek buyuruluyor ki:



أَرَأَيْتَ الَّذِي يَنْهَى (9) عَبْدًا إِذَا صَلَّى (10)

9-10. Baksana şu namaz kılan o mükemmel kulu engelleyen kimseye,

أَرَأَيْتَ“Eraeyte”, gördün mü? Görmez misin, gibi dikkati çeken bir hitap ile ne dersin? Görüşün, fikrin, bilgin ne ise bana haber ver! demek mânâsına kullanılır bir sorudur ki, çoğunlukla maksat gerçekten soru ve haber alma olmayıp sorulan duruma dikkati çekmekle bir kınama ve azarlama veya şaşkınlığı ifade etme olur.

Ayette, baksana şuna, kendini zengin saydığı için nasıl azgınlık ediyor? diye kötüleyerek Peygamber’e ve dolayısıyla insanlığa bir gösterme ve teşhir etme vardır. Yani ey Muhammed! Yahut ey insan baksana! Şu namaz kılan o mükemmel kulu engelleyen kimseye. Namaz kılan bir kulu özellikle namaz kıldığı sırada en*gellemek ne büyük cür’et, ne büyük azgınlıktır! İşte bu, o engel*lemeyi kendini zengin gördüğünden dolayı yapıyor.

Müfessirlere göre ayette, namaz kılan bir âbid (ibadet eden) den maksat Resûlullah, engel olan da Ebu Cehil’dir.



Sebeb-i Nüzûl

Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre: “Ebu Cehil, Resû*lullah’ı namaz kılarken görürse muhakkak boynunu çiğneyip yüzünü sürteceğine dair Lât ve Uzza’ya yemin etmiş, sonra da Resûlullah namaz kılarken dediğini yapmak için yanına gitmiş, fakat birdenbire arkasına dönmüş elleriyle korunarak çekilmiş, “ne oldu sana?” denildiğinde, onunla benim aramda ateşten bir hendek, korkunç bir varlık ve bir takım kanatlar var, demiş.[4][23]” Resûlullah da لَوْ دَنَا مِنّىِ لاَخْتَطَفَتْهُ اْلمَلَئِكَةُ عُضْوًا عُضْوًا“Eğer bana yaklaşsaydı melekler onu parça parça ederlerdi.” demiş[5][24]. Bunun üzerine Yüce Allah, bu âyetleri indirmiştir.

Ayrıca bu ayetten şu da anlaşılıyor: Yüce Allah, Resûlullah’a risâlet verdikten sonra namaz kılmasını da öğretti. Namaz kılmanın şekli hakkında Kur’an’ın hiç bir yerinde açıklama yoktur. Dolayısıyla bu da Resûlullah’a Kur’an’da yazılı olan vahyin dışında da bazı talimatların verildiğinin işaretidir.



أَرَأَيْتَ إِنْ كَانَ عَلَى الْهُدَى (11) أَوْ أَمَرَ بِالتَّقْوَى (12)

11-12. Ne dersin, o hidayette olsa ve Allah’ı sayıp O’na karşı gelmemeyi tavsiye etse, ne iyi olurdu!

Düşünsene! Ey namaz kılan bir kulu alıkoyan azgın insan! Eğer o kul hidayet, doğruluk, hak üzere gitse yahut onunla bera*ber daha yükselerek diğerlerine de takva ile, Allah’tan korkup fenalıktan sakınmakla emretse ne olur? Fena mı olur?

Veya diğer bir mânâ ile; Ey Muhammed! O namazdan alıko*yan bu azgın insanı gördün ya, şimdi şunu bir düşün: Eğer öyle azgınlık etmeyip de hak ve hidayet üzere gitse, yahut namazdan alıkoyacağına Allah korkusu ile korunmayı emretse ne iyi olurdu. O hâlâ Allah’ın görüyor olduğunu bilmedi değil mi?

Ayetten, Allah’ın kendisini hidayete erdirdiği bir insanın; biz*zat kendisi Allah’ı sayıp O’na karşı gelmekten kaçındığı gibi yani muttaki olduğu gibi- başkalarına da takvayı - Allah’ı sayıp O’na karşı gelmekten kaçınmayı- emretmesi gerektiği anlaşılabilir. Hidayette olup namaz kılan bir çok kimsenin, takvayı emretme*mesi, bu ayete göre ciddi bir eksikliktir.

أَرَأَيْتَ إِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّى (13)

13. Ne dersin, o kul dini yalan saysa ve haktan yüz çevirse iyi mi olurdu?

Bunda da iki yorum ihtimali vardır ve peygambere hitap olduğuna göre şöyle demek olur: “Görmez misin, yahut gördün ya ey Muhammed! Sen doğru olduğun, hakkı söylediğin halde eğer o namazdan alıkoyan azgın yalanlıyor, inanmıyor, ve (öyle yalanlamakla, imansızlıkla) haktan yüz çeviriyor, tersine gidiyorsa iyi mi olur?

(Namazı) yasaklayan azgına hitap olduğuna göre de şöyle demek olur: “Baksana ey o kulu namazdan alıkoyan azgın! Eğer o kul senin yasaklamanı dinleyip hakkı yalanlarsa, namaz kıl*mayıp tersine hareket ederse iyi mi olur?.



أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللهَ يَرَى (14)

14. O bilmiyor mu ki Allah, olan biten her şeyi görür?



كَلاَّ لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِ (15) نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ (16)

15-16. Hayır! Hayır! Olmaz böyle şey! Eğer bu tutumundan vazgeçmezse onu perçeminden tutup cehenneme sürükleriz. Evet, o yalancı ve suçlu perçeminden tutup sürükleriz[6][25].

سَفْعٌ Sef’, şiddetle tutup çekmektir. Yani muhakkak yakalayıp sürükleyeceğiz, demektir.

الناصية Nâsiye; alındaki saç, perçem demektir. “Nâsiyetin Kâ*zibetin” Yalancı nâsiye, denilerek; perçemin yalancılık ve günah*kârlık sıfatı ile nitelenmesi mecazdır. Çünkü gerçekte yalancı olan ve günah işleyen, onun sahibidir.

فَلْيَدْعُ نَادِيَهُ

17. İstediği kadar grubunu yardıma çağırsın!

Nâdî, halkın danışma, v.s. gibi bir şey için toplanmaları mâ*nâsına nedve’den gelir. Nitekim İslâm’dan önce Mekke’de Ku*reyş’in toplandığı parlamento binasına “Dâru’n-Nedve” de*nilirdi. Nâdî orada ve o gibi yerlerde toplanan heyettir ki eğlence mec*lisi, meclis, mahfel, kongre, parlamento terimleri gibidir.



سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ

18. Biz de zebanileri çağırırız.

زَبَانِيَةٌ، زَبَانِي Zebânî, Zebâniye; sert ve acımasız olan azap me*lekleridir.

Rivayete göre Hz. Peygamber (sav), İbrahim (as) makamında namaz kılarken, yanına Ebu Cehil geldi ve şöyle dedi: Ey Muhammed! Ben sana burada namaz kılma demedim mi? Bunu duyan Hz. Peygamber (sav) ona sert bir şekilde cevap verdi. Bu*nun üzerine Ebu Cehil: “Ey Muhammed! Beni ne ile tehdit edi*yorsun. Vallahi, ben bu çevrede en çok taraftarı olan kim*seyim” dedi. Bu olaydan sonra Yüce Allah bu ayetleri indirdi. İbn Abbas şöyle der: “Eğer taraftarlarını çağırsaydı, azap melekleri o anda onu hemen yakalayacaktı.[7][26]”



كَلاَّ لاَ تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ

19. Hayır! Ona boyun eğme! Rabbine secde et, O’na yaklaş.

Ey Muhammed! Öyle kendini zengin gören, yalancı, cinayet*kâr, namazdan alıkoyan azgının “namazı terket” emrine uyma! “Rabbine secde et”den maksat, namazdır. Yani “Ey Nebi! Kor*kma, namaz kılmaya devam et ve bu vesileyle Rabb’ine yaklaş.” Rabbine itaat, okuma ve secde hususunda sebat et. Rabbinin emrine boyun eğmekle oku ve secdeye devam et ve yaklaş. Secde ile, namaz ile ve yakınlığa sebep olan diğer ibadet ve kulluk ile kulluk ederek Rabbine yaklaş.

Çünkü sahih hadiste belirtildiği üzere أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ إِلَى رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ “Kulun Rabb’ine en yakın olabileceği durum secde halidir.[8][27]”

Bir kutsî hadiste de: “Kul bana nafile ibadetlerle devamlı yaklaşır. O derece ki, nihayet ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, duyduğu kalbi olurum. Benimle işitir, benimle görür, be*nimle duyar.[9][28]” buyurulmuştur.

Biz de okuyalım, Allahu ekber deyip secdece kapanalım ve Allah’a yavaş yavaş yaklaşmağa çalışalım. Nihayet en son dönüş O’nadır.



Bir Uyarı: Bu âyeti okuyan veya dinleyenin tilâvet secdesi yapması vâciptir.
__________________



уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kadr Suresi уυѕυƒ Tefsir 0 09-26-2008 14:52
Beyyine Suresi уυѕυƒ Tefsir 0 09-26-2008 14:51
Zelzele Suresi уυѕυƒ Tefsir 0 09-26-2008 14:51
Tebbet Suresi уυѕυƒ Tefsir 0 09-26-2008 14:51
Tin sûresi - уυѕυƒ Tefsir 0 09-25-2008 16:09


Şu Anki Saat: 06:21


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows