Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-21-2010, 14:43   #1
kayıp güzel
 
kayıp güzel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 40
Tecrübe Puanı: 299
kayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud of
Question diyet kitabı

acill yardım edermisiniz
__________________
sevmeyi bilmeden sevmeye çalışanlara sadece gülüyorum
kayıp güzel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-21-2010, 16:38   #2
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

En iyi 10 diyet kitabı

Sağlıklı bir şekilde zayıflamak ve fazla kilolardan kurtulmak için uzmanlar tarafından hazırlanmış 10 diyet kitabını seçtik!

Fark Etmeden Diyet
Selahattin Dönmez
Çikolata... Şarap... Kuruyemiş... Kek... Börek... Böyle diyet mi olur?! OLUR! Sağlıklı beslenmek ve zayıflamak için bu kitapta herkes için bir yol var. Hem de "fark etmeden"! Çikolatalı Zayıflama Diyeti ile kahvaltıda fındık ezmesi, ikindide çikolata ya da çikolatalı puding, akşam çikolatalı süt... Kek ve Börekli Zayıflama Diyeti ile öğleden sonra cevizli kek, akşam börek ya da gözleme... Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, yaşamımızı çok fazla kısıtlamadan zayıflamanın, hem de sağlıklı beslenerek zayıflamanın ve kilonuzu korumanın mümkün olduğunu söylüyor. Bildiğiniz diyet listelerini unutun! Bu diyette sağlıklı ve bilimsel yolla "fark etmeden" zayıflayacaksınız!

Okuyan Us Yayın
Etiket Fiyatı: 15 TL



Afiyetle Diyet
Dilara Koçak
Neden diyetten vazgeçiliyor? Diyete nasıl hazırlanılmalı? Diyette başarının yolları. Beslenmenin iyiliğine odaklanmak lazım. Sağlıklı beslenmenin iyiliği hepimiz için, peki diyet kimler için? Diyet bir hastalığı tedavi etme veya korunma amaçlı belirli yiyeceklerin kısıtlanması veya miktarlarının düzenlenmesi esasına dayanır, diyen Koçak bu kitabı kendini daha iyi hissetmek isteyen, yaşamın sorumluluğunu almış, biraz kilo fazlası olan veya kilo almamak için dikkat gösteren bireylerin yanlış diyetler yapmamaları, diyet yerine farklı bir bakış açsına sahip olabilmelerine katkı sağlamak amacıyla hazırladı.

Doğan Kitapçılık
Etiket Fiyatı: 23 TL



Kolay Diyet
Osman Müftüoğlu
Birçoğumuz neden kilo aldığımızı anlayamadığımız için, nasıl kilo vereceğimizi de bilmiyoruz, kilo aritmetiğini kavrayabilirsek kilo sorununu sonsuza dek çözebiliriz. Böylece, “su içsem yarıyor, metabolizmam yavaş, vücudum su topluyor” gibi bahanelere sığınmaz, evdeki tartı cihazını suçlamayı bırakırız. Kilo sorununa kalıcı bir çözüm düşünen herkesin kilo aritmetiğini ciddiye alması gerektiğini belirten Müftüoğlu, kilo vermenin sırrı “yediklerinizi azaltmak, aktivitenizi arttırmaktan geçiyor” diye ekliyor… Kolay Diyet, beslenmenin anayasasını öğrenmenizi, kilo aritmetiğini kavramanızı, sağlıklı ve formda bir hayat için gereken en temel bilgileri edinmenizi sağlayacak.

Doğan Kitapçılık
Etiket fiyatı: 13 TL



Diyet Zamanı
Murat Gökçen, Aysun Gökçen
Hatalı beslenmenin belirtileri nelerdir? Şişmanlığı önlemek için nasıl bir diyet tedavisi uygulanmalıdır? Kabızlık, Migren ve Besin Alerjisi sorunu olanların nasıl beslenmesi gerekir? Hamilelikte ve Emzirme sırasında nasıl bir diyet uygulanmalıdır? Çocukların, Sporcuların ve Vejeteryenlerin sağlıklı beslenebilmesinin yolları nelerdir? Diyet Zamanı'nda bu ve bunun gibi birçok sorunun cevabını bulacaksınız.

Remzi Kitabevi
Etiket Fiyatı: 12,50 TL







Taş Devri Diyeti
Prof. Dr. Ahmet Aydın
30 yılı aşkın hekimlik tecrübesiyle Prof. Dr. Ahmet Aydın doğru beslenme ile ilgili bütün merak ettiklerimizi cevaplıyor. Söyleşi formatındaki kitapta kafamızda hiçbir karışıklık bırakmadan “gerçekleri” anlatıyor. Çok merak edilen “hayvansal yağlar kolesterol yapar mı?”, “ev yoğurdu ve probiyotikler” gibi konulardan başka tek tek hastalıkları da ele alıyor. Prof. Aydın bütün hastalarına endüstriyel tuzaklara kapılmadan “hakiki” yiyecekler yiyin diyor. Hatta çoğuna, “Taş Devri Diyeti”ni tavsiye ediyor. Bu kitapla doğru bildiklerinizi tekrar gözden geçirecek ve yepyeni bir hayata başlayacaksınız. Daha diri, daha sağlıklı bir hayata…

Hayykitap
Etiket fiyatı: 13 TL



Tek Şişman Beyniniz
Yasemin Soysal
Soysal’ın geliştirdiği yöntem, kilo problemi yaşayan yaklaşık 1000 kişi üzerinde denendi. Sonuçlar inanılmazdı. Kilo sorunu yaşayan kişiler hızla ve son derece sağlıklı bir şekilde kilo vermekle kalmıyor, yaşamlarının pek çok alanında da olumlu ilerlemeler kaydediyorlardı. Üstelik karmaşık diyetlere, özel egzersizlere, kendini bir şeylerden yoksun bırakmaya ihtiyaç kalmadan. Yasemin Soysal, kitabında bedeninizi, zihninizi ve ruhunuzu bir araya getirerek kendinizi zorlamadan nasıl zayıflayacağınızı anlatıyor. Şu ana kadar 1000 kişi üzerinde test edilen ve inanılmaz sonuçlara ulaştıran ‘Zihin Gücüyle Zayıflama’ tekniğini bu kitap yardımıyla siz de deneyebilirsiniz.

Klan Yayınları
Etiket fiyatı: 14 TL


Duygularını Yemek
Treysi Kazmirci
Uzman Polog Treysi Kazmirci kitabıyla duygular ve beslenme üzerine herşeyi anlatıyor. Yıllardır her türlü diyeti denediniz ama hâlâ kilolarla başınız dertte mi? Sürekli kilo verip sonra tekrar almaktan mı şikâyetçisiniz? Her kilo verişinizin ardından daha da fazla kiloyla kendinizi tekrar başa dönmüş gibi mi hissediyorsunuz? Aslında nasıl beslenmem gerektiğini biliyorum ama uygulayamıyorum mu diyorsunuz? Geceleri yeme alışkanlığınızdan bir türlü kurtulamıyor musunuz? Üzgün, sinirli, sıkkın veya mutsuz olduğunuzda kendinizi buzdolabının önünde mi buluyorsunuz? Eğer bu sorulardan birine veya bazılarına cevabınız evet ise bu kitap tam size göre!

Epsilon Yayınevi
Etiket fiyatı: 17 TL


Diyet Beslenme
Leman Mecitoğlu, Vasfi Mecitoğlu
Leman Mecitoğlu ve Vasfi Mecitoğlu bilgi ve tecrübelerini birleştirerek diyet ve beslenme çalışmalarına katkıda bulunmak istemişler. Bu nedenle kitabı, eğitim seviyesi ne olursa olsun, herkesin anlayabileceği bir dilde yazmaya gayret etmişler. Temel besin grupları nelerdir, nereden temin edilir; hangi gıda maddesi ne kadar protein, karbonhidrat, yağ ve dolayısıyla kalori içerir; hastalıklarımızın sebep ve belirtileri nasıl gruplandırılır; sağlıkta ve hastalıkta ne yemeli ve ne yememeli; yememizde sakınca olmayan yemekleri nasıl hazırlamalı; yaş, cinsiyet ve çalışma temponuza göre günlük besin ihtiyaçlarımız nelerdir?

İnkılap Kitabevi
Etiket fiyatı: 33,50 TL


Fazla Kilolarınızdan Kurtulun
Doreen Virtue
"Ye Ye Sendromu" her türlü diyeti deneyerek kilo kaybedip bırakılınca tekrar geri alma olgusunu tanımlar. Yazar, yeme alışkanlığı tiplerini; aşırıya kaçanlar, duygusal tatmin için yiyenler, kendini tatmin için yiyenler, stresten dolayı yiyenler, kilosu arttıkça yiyenler tarzında sınıflandırmış ve her bir sınıf için kişilere yaşamlarının her alanını kapsayan önerilerde bulunmuş ve de özel diyetler sunmuş. Ayrıca egzersiz programları ve restoran, partiler, seyahatler, tatiller gibi sosyal yaşamlarını düzenleyici öneriler içeriyor. Son olarak da her fazla kilolunun handikapı olan diyetle zayıfla, sonra tekrar kilo al, sorununa uzun süreli çözüm olabilecek öneri ve önlemler vermiş.

Doruk Yayınları
Etiket Fiyatı: 10 TL


Ayurveda Sağlıklı Zayıflamanın Yolları
Ender Saraç
Aşırı kilo alma ve hatalı beslenme Türk toplumunun halen neredeyse tüm kesimlerini ilgilendirir. Tüm gelişmekte olan ülkeler gibi bizde de bu konu gerek sosyoekonomik durumu iyi olan kentli halkın gerek sosyoekonomik problemleri olduğu için karbonhidrata dayalı beslenen kırsal kesim insanını dikkatini çeker. Ayrıca toplumda yaşanan yoğun strese ve sıkıntıya bağlı yemek yeme sağlıklı beslenme modelini bozar. Ayurveda 'da bir söz vardır: "İnsan ne yerse odur" Onun için beslenme konusuna bilinçli bir yaklaşım sağlıklı yaşamamızı sağlayabileceği gibi ileride karşılaşacağımız birçok hastalığı da engelleyecektir.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-22-2010, 18:22   #3
kayıp güzel
 
kayıp güzel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 40
Tecrübe Puanı: 299
kayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud of
Standart

o diyet kitabından bahsedmiorum ben ömer seyfettinin diyet kitabından bahsediyorum
__________________
sevmeyi bilmeden sevmeye çalışanlara sadece gülüyorum
kayıp güzel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-22-2010, 19:14   #4
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

neyse yanlıs anlama olmus ben duzelteyim bari

Diyet


Dar kapısından başka aydınlık girecek hiçbir yeri olmayan dükkânında tek başına, gece gündüz kıvılcımlar saçarak çalışan Koca Ali, tıpkı kafese konmuş terbiyeli bir arslanı andırıyordu. Uzun boylu, iri pençeli, kalın pazılı, geniş omuzlu bir pehlivandı. On yıldır bu karanlık in içinde ham demirden dövdüğü kılıç ve namluları tüm Anadolu'da, tüm Rumeli'de sınır boylarında büyük bir ün kazanmıştı. Hatta İstanbul'da bile yeniçeriler, satın alacakları kamaların, saldırmaların, yatağanların üstünde "Ali Usta'nın işi" damgasını arıyorlardı. O, çeliğe çifte su vermesini biliyordu. Uzun kılıçlar değil, yaptığı kısacık bıçaklar bile iki kat olur, kırılmazdı, "Çifte su vermek" sanatının, yalnız ona özgü bir sırrı vardı. Yanına çırak almaz, kimseyle çok konuşmaz, dükkânından dışarı çıkmaz, durmadan uğraşırdı. Bekârdı. Hısımı, akrabası yoktu. Kentin yabancısıydı. Kılıçtan, demirden, çelikten, ateşten başka söz bilmez, pazarlığa girişmez, müşterileri ne verirse alırdı. Yalnız savaş zamanları ocağını söndürür, dükkânının kapısını kilitler, kaybolur, savaştan sonra ortaya çıkardı. Kentte onunla ilgili birçok hikâye söylenirdi. Kimi "cellat elinden kaçmış bir çelebi", kimi "sevgilisi öldüğü için dünyadan elini eteğini vakitsiz çekmiş garip" derdi. Siyah şahane gözlerinin mağrur bakışından, soylu davranışlarından, gururlu suskunluğundan, düzgün sözlerinden onun öyle sıradan bir adam olmadığı belliydi... Ama kimdi? Nereliydi? Nereden gelmişti? Bunları bilen yoktu. Halk onu seviyordu. Kentte böyle tanınmış bir ustanın bulunması herkes için ayrı bir övünç kaynağıydı.
- Bizim Ali...
- Bizim koca usta...
- Dünyada eşi yoktur...
- Zülfikâr'ın sırrı ondadır!.. derlerdi.
Koca Ali en kalın, en katı demirleri mısır yaprağı gibi incelten, kâğıt gibi yumuşatan sanatını kimseden öğrenmemiş, kendi kendine bulmuştu. Daha on iki yaşındayken, sert bir beylerbeyi olan babasının başı vurulmuş, öksüz kalmıştı. Amcası çok zengindi. Gösterişe düşkün bir vezirdi. Onu yanına aldı. Okutmak istedi. Belki devlet katında yetiştirecek, büyük görevlere çıkaracaktı. Ama Ali'nin yaratılışında "başkasına gönül borcu olmak" gibi bir sızlanmaya yer yoktu. "Ben kimseye eyvallah etmeyeceğim," dedi. Bir gece amcasının konağından kaçtı. Başıboş bir adsız gibi dağlar, tepeler, dereler aştı. Adını bilmediği ülkelerde dolaştı. Sonunda Erzurum'da yaşlı bir demircinin yanına girdi. Otuz yaşına kadar Anadolu'da uğramadığı kent kalmadı. Kimseye boyun eğmedi. Gönül borcu olmadı. Ekmeğini taştan çıkardı. Alnının teriyle kazandı, içinde "kutsal ateş"ten bir alev bulunan her yaratıcı gibi, para için değil, sanatı, sanatının zevki için çalışıyordu. "Çeliğe çifte su vermek" onun aşkıydı. Gönüllü olarak savaşlara gittiği zamanlar yeniçerilerin, sipahilerin, sekbanların arasında, Ali Usta, işinin övgüsünü duydukça tadı dille anlatılmaz bir mutluluk duyardı. Ölünceye kadar böyle hiç durmadan çalışırsa daha birkaç bin gaziye kırılmaz kılıçlar, kalkanlar parçalayan çelik yatağanlar, zırhlar, keskin ağır saldırmalar yapacaktı. Bunu düşündükçe gülümser, tatlı tatlı yüreği çarpar, ruhundan kopan bir atılımla örsünün üzerinde milyonlarca kıvılcım tutuştururdu.
- Tak!
- Tak, tak!...
- Tak, tak!
İşte bugün de sabah namazından beri durmadan on saat uğraşmıştı. Dövdüğü eğri namluyu örsünün yanındaki su fıçısına daldırdı. Ocağının sönmeye başlayan ateşine baktı. Çekici bırakan eliyle terini sildi. Kapıya döndü. Karşıki mescitte dokunaklı dokunaklı akşam ezanı okunuyor, bacasının tepesindeki yuvada leylekler sonu gelmez bir takırdı koparıyorlardı. İkindi abdesti daha duruyordu. Yalnız ellerini yıkadı. Kuruladı. Yenlerini indirdi. Saltasını omzuna attı. Dışarıya çıktı. Kapısını iyice çekti. Kilitlemeye gerek görmezdi. Uzun alandan mescite doğru yürüdü... Kentin kenarındaki bu gösterişsiz tapınağa hep yoksular getirdi. Minaresi sokağa bakan küçük bir pencereydi. Müezzin buradan başını çıkarır, ezanını okurdu.
Koca Ali mescide girince her zamankinden fazla kalabalık gördü. Hep üç kandil yakılırken bu akşam ramazan gibi bütün kandiller yanmıştı. Daha namaz safları dizilmemişti. Kapının yanına çöktü. Yanında alçak sesle konuşanların sözlerine istemeye istemeye kulak kabarttı. Konya'dan iki garip dervişin geldiğini, yatsı namazına kadar Mesnevi okuyacaklarını duydu.
Akşam namazı kılınıp, bittikten sonra mescittekilerin bir bölümü çıktı.
Koca Ali yerinden kımıldamadı. Zaten biraz başı ağrıyordu. "Mesnevi dinler, açılırım!" dedi. Büyük bir gönül rahatlığı içinde, iki garip dervişin ruhu ürperten ezgileriyle kendinden geçti. Her âşık gibi onun yüreğinde de sonsuz bir kendinden geçiş, bir coşku, bir kaynaşma yeteneği vardı. En küçük bir nedenle coşardı. Anlamını çıkaramadığı bir dilin gizemli uyumu, durgun kanını sular altında saklı derin bir su çevrintisi gibi kaynattı. Her yanı nedensiz bir sarsıntıyla titriyor, sökülmez bir hıçkırık boğazına düğümlenir gibi oluyordu. Yatsı namazını kıldıktan sonra mescitten çıkınca, doğru dükkânına giremedi. Yürüdü. Uykusu yoktu. Ilık, yıldızlı bir yaz gecesiydi. Samanyolu, sarı altın tozundan göz alabildiğine bir bulut gibi göğün bir yanından öbür yanına uzanıyordu. Yürüdü, yürüdü. Kentten mandıralara giden yolun geçtiği tahta köprüde durdu. Kenara dayandı. Geniş derenin dibine yansıyan yıldızlar, ışıktan çakıltaşları gibi parlıyor, şırıldıyordu. Kenardaki karanlık top söğütlerde bülbüller ötüyordu. Daldı, gitti. Saatlerce kımıldamadı. Dinlediği ezgilerin ruhunda kalan uyumlarını işitiyor, tıpkı mescitteki gibi kendinden geçiyordu. Ansızın arkasından bir ses:
- Kimdir o?... diye bağırdı.
Daldığı tatlı düşten uyandı. Döndü. Köprünün öbür yanında iki üç karaltı ilerliyordu. Elinde olmadan karşılık verdi:
- Yabancı yok!
- Kimsin?
- Ali...
Gölgeler yaklaştı. Bir adım kalınca onu giyiminden tanıdılar:
- Koca Ali... Koca Ali, be!
- Sen misin, Ali Usta?
- Benim!
- Ne arıyorsun bu saatte buralarda?
- Hiç...
- Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa!...
Bunlar kent subaşısının adamları, bekçilerdi. Kol geziyorlardı. Ne diyeceğini şaşırdı. Geceleri afyon yutan bu serseriler, namuslular gözünde hırsızlardan, uğursuzlardan daha korkunçtu. Kendilerinden başka dışarıda bir gezeni yakaladılar mı, dayaktan canını çıkartırlardı. Ama, ona kötü davranmadılar. Bekçibaşı:
- Ali Usta, sen deli mi oldun? dedi.
- Yok.
- Böyle gece yarısına yakın değil, hatta yatsıdan sonra sokakta, hele böyle kentin kıyısında kimsenin dolaşmasına ağamızın izin vermediğini bilmiyor musun?
- Biliyorum.
- Ee, ne arıyorsun buralarda?
- Hiç...
- Nasıl hiç...
Koca Ali yine ses etmedi. Bekçiler onun namuslu bir adam olduğunu biliyorlardı. Hırpalamadılar. Yalnız:
- Haydi yerine git, dolaşma... dediler.
Geldiği yollardan hızlı hızlı dönen Koca Ali, ruhunda demin dinlediği uyumu tekrarlıyordu. Bülbüller keskin keskin ötüyor, uzaktan mandıraların köpekleri havlıyorlardı. Sokakta hiç kimseye rastgelmedi. Dükkânının önüne gelince durdu. Bacasının üstündeki leylek uyumamış, kefenli bir görüntü gibi ayakta duruyordu. Kapısı aralıktı. Çıkarken sıkı sıkıya kapadığını hatırladı:
- Tuhaf, rüzgâr açmış olacak!... dedi.
İşine yaramazdı ki, hırsız aşırmak sıkıntısına girsin...
İçeriden kapıyı sürmeledi. Bekçilerin karışması canını sıkmıştı. İşte kentte yaşamak da bir türlü tutsaklıktı. Öte yandan da dağ başında, köyde sanatı geçmezdi. Birden ağır bir yorgunluk duydu. Kandilini yakmaya üşendi. Ocağın soluna gelen alçak musandıraya el yordamıyla çıktı. Büyük bir ayı pöstekisinden oluşmuş yatakçığına uzandı.
Sıçrayarak uyandı. Kapısı vuruluyordu. Uyku sersemliğiyle:
- Kim o? diye haykırdı.
- Aç çabuk.
Sabah olmuştu. Kapının aralıklarında bembeyaz ışık çizgileri parlıyordu. O hiç böyle dalıp kalmaz, güneş doğmadan uyanırdı. Doğruldu. Musandıradan atladı. Ayakkabılarını bulmadan yürüdü. Hızla sürmeyi çekti. Birdenbire açılan kapının dükkânı dolduran aydınlığı içinde, palabıyıklı, yüksek kavuklu Bekçibaşı'yı gördü. Arkasında keçe külâhlı, çifte hançerli genç yamakları da duruyorlardı. "Ne var?" der gibi yüzlerine baktı. Bekçibaşı:
- Ali Usta, dükkânı arayacağız! dedi. Koca Ali şaşkınlıkla sordu:
- Niçin?...
- Bu gece Budak Bey'in mandırasında hırsızlık olmuş.
- Ee, bana ne?...
- Onun için işte dükkânı arayacağız.
- O hırsızlıktan bana ne?
- Hırsızlar çaldıkları bir kuzuyu köprünün altıda kesmişler. Meşin keselerin içindeki paraları alarak bir tanesini oraya bırakmışlar.
- Bana ne?...
- O keselerden bir tanesini de bu sabah senin dükkânın önünde bulduk... Sonra... Şu eşiğe bak. Kan lekeleri var!
Koca Ali, kamaşan gözleriyle kapısının temiz eşiğine bakh. Gerçekten el kadar bir kan lekesi sürülmüştü. O, bu kırmızı lekeye dalgın dalgın bakarken, palabıyıklı bekçi:
- Hem bu gece, geç saatte ben seni köprünün üstünde gördüm, orada ne arıyordun? dedi.
Koca Ali yine verecek bir karşılık bulamadı. Önüne baktı:
- Arayın... diyerek geri çekildi. Bekçiyle yamakları dükkâna
girdiler. Örsün yanından geçen yamaklardan biri haykırdı:
- Ay! İşte, işte...
Koca Ali elinde olmadan, bekçinin baktığı yana gözlerini çevirdi. Yeni yüzülmüş bir deri gördü. Şaşırdı. Yamaklar hemen deriyi yerden kaldırdılar. Açtılar. Daha ıslaktı. Bir ağalarının, bir de suçlunun yüzüne bakıyorlardı. Bekçibaşı köpürerek sordu:
- Çaldığın paraları nereye sakladın?
- Ben para çalmadım.
- İnkâr etme, işte kuzunun derisi dükkânında çıktı.
- Ya kim koydu?
- Bilmiyorum.
Koca Ali öyle uzun boylu konuşmazdı. Subaşının karşısına çıkartıldığı zaman da, gece geç saatte köprünün üstünde ne aradığını anlatamadı. Bekçilerin bulduğu bütün kanıtlar aleyhine çıkıyordu. Budak Bey'in yeni sattığı beş yüz koyunun parası da mandıradan çalınmıştı. İki güçlü hırsız, bekçi çobanı sımsıkı bağlamışlardı. Sonra canını çıkarıncaya kadar dövmüşler, hatta işkence için bir kolunu da kırmışlardı. Ertesi gün yargıcın önünde bu çoban, hırsızın birini Koca Ali'ye benzettiğini söyledi. Gece geç saate kadar dükkânına gelmemesi, derinin dükkânda, para keselerinden birinin kapısı önünde bulunması, Koca Ali'nin suçlanmasına yetti. Ne kadar inkâr etse hırsızlık suçunu silemiyordu. Üstelik nereden geldiği, nereli olduğu da belli değildi.
Sol kolunun kesilmesine karar verildi.
Koca Ali bu kararı duyunca, ömründe ilk kez sarardı. Dudaklarını ısırdı. Karara boyun eğmekten başka yolu yoktu... Sendeleyerek ayağa kalktı. Yargıca dik bir sesle:
- Kolumu bırakın, kafamı kesin! diye dilekte bulundu.
Bu, ömründe onun ilk dileğiydi. Ama yaşlı yargıç hak yemez biriydi.
- Hayır oğlum, dedi. Sen adam öldürmedin. Eğer çobanı öldürseydin, o zaman kafan giderdi. Ceza suça göredir. Sen yalnız hırsızlık ettin. Kolun kesilecek Hak böyle istiyor. Yasaların kestiği yer acımaz...
Koca Ali'nin kolu kafasından çok değerliydi. Çeliğe "çifte su"yu bu iki koluyla veriyor, bu iki eliyle sınırlarda dövüşen binlerce gaziye çelik kalkanları kıran, ağır zırhları yırtan, demir tolgaları ikiye biçen tüy gibi hafif kılıçlar yetiştiriyor, yok pahasına, pir aşkına çalışıyordu.
Onu, Ağa kapısında bekçilerin odası altına kapattılar. Cezanın uygulanacağı günü burada bekliyor, hiç sesini çıkarmıyor, çolak kalınca örsünün başında çekiç vuramayacağını düşünerek, tanrısı ölen inançlı bir kişinin yasını duyuyordu. Kolunun diyetini verecek on parası yoktu... Şimdiye kadar para için çalışmamıştı.
Bütün kent halkı, Koca Ali gibi büyük bir ustanın kolu kesileceğine acıdı. Bu kadar yakışıklı, mert, çalışkan, güçlü, güzel bir adamın ölünceye kadar sakat sürünmesine en duygusuz gönüller bile dayanamıyordu.
İşte herkes onu seviyordu.
Sipahiler onlara çok ucuza kılıç döven bu adamı kurtarmaya sözleştiler. Kentin en büyük zengini Hacı Mehmet'e başvurdular; bu adam Karun kadar mal sahibi olduğu halde son derece cimriydi. Hâlâ kentin pazar yerinde küçük bir dükkânda kasaplık yapıyordu. Düşündü, taşındı; nazlandı. Suratını ekşitti. Başını salladı: Ama sipahilerle iyi geçinmek gerekiyordu.
- Değil mi ki siz istiyorsunuz, dedi. Ben de onun kolu için diyet veririm. Ama bir koşulum var.
- Ne gibi? diye sordular.
- Varın kendisine söyleyin. Eğer ben ölünceye kadar bana, hiç para almadan hizmetçilik, çıraklık etmeye yanaşırsa...
- Pekâlâ, pekâlâ...
Sipahiler, Ağa kapısına koştular. Hacı Kasap'ın önerisini Koca Ali'ye söylediler. O, önce "kasaplık bilmediğini" ortaya sürdü. Kabul etmek istemiyordu. Sipahiler:
- Adam sen de! Kasaplık iş mi? O kadar savaş gördün. Kılıç salladın. Bağlı koyunu yere yatırıp kesemez misin? diye üstelediler. "Kula kul olmak", ölümlü dünyada "birisine gönül borcu duymak" acıların en büyüğüydü.
O daha çok gençken, vezir amcasının kayırmasını bile çekememiş, gönül borcu altında kalmamak için aile ocağından kaçmış, gurbet ellerine atılmıştı. Şimdi kör talihi, onu bak kime köle edecekti? Sipahiler:
- Hacı'nın yaşı yetmişi aşmış... Zaten daha ne kadar yaşar ki... O ölünce yine sen özgür kalır, bize kılıç yaparsın. Haydi, düşünme usta, düşünme! diyorlardı.
Hacı Kasap, kesilecek kolun diyetini yargıca saydığı gün Hoca Ali'yi arkasına taktı. Dükkânına getirdi. Bu adam pek titiz, pek huysuz, oldukça çekilmez biriydi. Hiç durmadan dırdır söylenirdi. Cimriliğinden şimdiye kadar bir hizmetçi, bir çırak tutamamıştı. Koca Ali'yi eline geçirince hemen dükkânının köşesinde bir set yerleştirdi. Üstüne bir şilte koydu. Geçti, oraya oturdu. Her şeyi ona yaptırmaya başladı. Ama her şeyi... Sabah namazından beş saat önce kentten iki saat ötedeki mandırasından o gün satılacak koyunları ona getirtiyor, ona kestiriyor, ona yüzdürüyor, ona parçalatıyor, ona sattırıyor... ta akşam namazına kadar durmadan buyruklar veriyordu. Zavallıya yedirdiği, içirdiği yalnız bulgur çorbasıydı. Bazen kendi artıklarını köpeğe verir gibi önüne atardı. Geceleri dükkânı baştan aşağı yıkatıyor, uykuya yatmadan ertesi sabah için koyun getirmek üzere mandırasına yolluyordu. Odununu bile ormandan ona kestiriyor, suyunu ona taşıtıyor, her işi, her işini ona gördürüyordu. Hatta evinin bahçesindeki lağım kuyusunu bile ona temizletti.
Koca Ali sade suya bulgur çorbasıyla bu kadar sıkıntıya yıllarca göğüs gerebilecekti. Ama Hacı Kasap'ın ikide bir:
- Ulan Ali!... Kolunun diyetini ben verdim. Yoksa çolak kalacaktın!... diye yaptığı iyiliği tekrarlamasına dayanamıyordu. Bir gün, iki, üç gün dişini sıktı. Durmadan çalıştı. Gece uyumadı. Gündüz koştu. Efendisinin karşısında elpençe divan durdu. Yine:
- Kolunun diyetini ben verdim.
- ...
- Şimdi çolak kalacaktın, ha...
- ...
- Benim sayemde kolun var.
- ...
Hacı Kasap bu sözleri âdeta "aferin" dercesine diline dolamıştı. Her buyruğunun yerine getirilmesinden sonra kır sakallı, çirkin, sıska yüzünü ekşiterek, mavi çukur gözleriyle onu tepeden tırnağa kadar süzer, "Aklında tut, benim tutsağımsın!" der gibi verdiği diyeti hatırlatırdı. Koca Ali susar, yüreğinin parçalandığını, göğsüne sıcak sıcak bir şeyler yayıldığını, kilitlenen çenelerinin çatırdadığını, şakaklarının attığını duyardı. Geceleri uyuyamıyor, gündüzleri uğraşırken, mandıraya gidip gelirken, salhanede koyunları yüzerken, müşterilere et keserken, "Ne yapacağım, ne yapacağım?" diye düşünüyor, hiçbir şeye karar veremiyordu. Dünyada kimseye eyvallah etmeyerek azla yetinip, gururun mutluluğu için yaşamak isterken başına gelen bu bela neydi?
Kaçmayı namusuna yediremiyordu. İşte o zaman gerçekten hırsızlık etmiş olacaktı. Ama bu herifin ikide bir de yaptığını başa kakmasına dayanmak ölümden pek güç, ölümden pek acı, ölümden pek ağırdı...
Hacı Kasap'a köle olduğunun tam haftasıydı. Günlerden cumaydı. Yine erkenden mandıraya gitmiş, koyunları getirmiş, salhanede yüzmüş, dükkândaki çengellere asmıştı. Tezgâhın solundaki büyük, yağlı siyah taşta satırları biliyor, yine "Ne yapacağım, ne: yapacağım?" diye düşünüyor, dudaklarını ısırıyordu. Daha efendisi gelmemişti. Satırları bitirince büyük bıçakları bilemeye başladı.
"Ne yapacağım, ne yapacağım?" diye düşünmeye öyle dalmıştı ki, kasabın geldiğini duymadı. Ansızın uğursuzun boğuk sesi yüreğini ağzına getirdi:
- Ne yapıyorsun be?...
Döndü. Efendi köşesine oturmuş, çubuğunu tüttürüyordu:
- Bıçakları biliyorum, dedi.
- Hay tembel miskin hay!... Sabahtan beri ne yaptın?
Ses çıkarmadı. Kapakları çürümüş bu küçük, bu hain, bu yılan gözlere kırpmadan baktı, baktı. İhtiyar beklemediği bu acı bakışa kızdı. Sordu:
- Ne bakıyorsun?
- ...
Koca Ali sesini çıkarmıyor, bir hafta içinde belki beş yıllık hizmetini durup dinlenmeden gördüğü halde onu yine "tembel, miskin" diye kötülemekten sıkılmayan bu kötü insanı ezici bir bakışla süzüyordu. Yine yüreği parçalanır gibi oluyor, göğsüne sıcak bir şeyler yayılıyor, çeneleri kilitleniyor, şakakları zonkluyordu. Bir anda bu titreme durdu. Koca Ali gözlerini açtı. Bir hafta buna nasıl dayanmıştı? Şaşırdı. Hacı Kasap çubuğu yanına bıraktı. Hizmetçisinin bu ağır bakışından kurtuluvermiş gibi dırlandı:
- Kolunun diyetini benim verdiğimi unutuyorsun galiba! dedi. Ben olmasaydım şimdi çolak kalacaktın...
Koca Ali yine karşılık vermedi. Acı acı gülümsedi. Kızardı. Sonra birden sarardı. Hızla döndü. Bilediği satırların en büyüğünü kaptı. Sıvalı kolunu, yüksek kıyma kütüğünün üstüne koydu. Kaldırdı, ağır satırı öyle bir indirdi ki... O anda kopan kolunu tuttu. Gördüğü şeyin ürperticiliğinden gözleri dışarı fırlayan Hacı Kasap'ın önüne:
- Al bakalım, şu diyetini verdiğin şeyi! diye hızla fırlattı. Sonra giysisinin kolsuz kalan yenini sıkı bir düğüm yaptı. Dükkândan çıktı.
Onun bir zamanlar geldiği yer gibi, şimdi gittiği yeri de, kentte kimse öğrenemedi.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-22-2010, 21:13   #5
kayıp güzel
 
kayıp güzel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 40
Tecrübe Puanı: 299
kayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud ofkayıp güzel has much to be proud of
Standart

teşekkür edeirm
__________________
sevmeyi bilmeden sevmeye çalışanlara sadece gülüyorum
kayıp güzel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Soru 9. sınıf tarih kitabı cevapları ve tarih kitabı sorular cevap iceride Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 15 04-22-2010 19:41
soru fen çalışma kitabı cevapları(36 45 arası) fen çalışma kitabı sayfa:36 1.etkinli Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 10-23-2009 16:44
Bilinçsiz Diyet Saç Döküyor Korax Form & Diyet 0 07-21-2009 12:06
Ünlülerin Diyet Sırları endcastle13 Diyet Beslenme 1 09-11-2008 19:28
Ramazanda diyet Haberci Sağlık - Genel 1 09-08-2008 15:07


Şu Anki Saat: 20:39


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows