Bilqi Forum  
Şebnem Ferah (Şebnem Ferah Kimdir? - Şebnem Ferah Hakkında)

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Şebnem Ferah (Şebnem Ferah Kimdir? - Şebnem Ferah Hakkında)

Türkçe Rock


Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 11-21-2008, 13:19   #1
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 541
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart Şebnem Ferah (Şebnem Ferah Kimdir? - Şebnem Ferah Hakkında)

Şebnem Ferah (Şebnem Ferah Kimdir? - Şebnem Ferah Hakkında)
Şebnem Ferah
12 Nisan 1972'de doğdu.
Koç burcu
Şebnem Ferah ilkokulu Yalova'da okuduktan sonra Bursa Koleji'nde 7 sene yatılı ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde 2 sene ekonomi öğrenimi gördü.
1996 yılında ilk albümü Kadın'ı çıkaran sanatçı 1999 yılının yazında ikinci albümü olan Artık Kısa Cümleler Kuruyorum'u çıkarttı.
Aradaki üç sene içersinde aralarında Müzeyyen Senar, Sezen Aksu ve Haluk Levent gibi büyük sanatçıların albümlerine vokalleriyle katkıda bulundu.
Dinleyici kitlesini Lise ve Üniversite gençliği oluşturmaktadır.
En sevdiği yemekler : Yaprak dolması spagetti
Favori içeceği: Kola ve su

Favori restoranı: İskele balık restoranı

Favori tatil yeri: Bodrum

sebnem13sn.jpg
Şebnem 12 Nisan 1972'de Yalova'da doğdu. Evin en küçük çocuğuydu ve ona hep ya tiyatrocu ya da şarkıcı olacak gözüyle bakılıyordu çünkü ailesine gösteriler yapıp onları güldürmeye bayılıyordu. 5 yaşına geldiğinde en büyük hayali keman dersleri almaktı ama uygun bir öğretmen bulamadıklarından babası ona küçük bir keyboard aldı ve Şebnem de duyduğu her melodiyi çalmaya çalışarak kendi kendini eğitmeye başladı. İlkokul dönemlerinde ise Yalova'da ne kadar müzikal etkinlik ve kurs varsa hemen hepsine katıldı. Sabahları okuluna gidip; öğleden sonraları önlüğünü bile çıkarmadan sokaklarda oynayarak ilköğrenimini tamamladı ve kolej sınavlarına girip Bursa Koleji'nde yatılı öğrenci oldu.
Artık daha disiplinli bir hayatla karşı karşıyaydı ve okulu sosyal faaliyetler açısından pek zengin değildi. Bu yüzden derslerinin dışında zamanını paylaşacağı iyi bir arkadaşa ihtiyacı vardı ve işte o yıllarda müzik Şebnem'in hayatında hobi olmaktan çıkıp vazgeçilmez oldu.
Önce okulunun müzik grubunda sonra da çeşitli gruplarda solistlik yapmaya başladı. ''Gitar da çalabilsem keşke...'' deyip gitar dersleri almaya başladı. Çok hızlı öğreniyor ve öğrendiklerine yenilerini katmak için sevdiği şarkıların gitarlarını çalmaya çalışıyordu. Derken kendi grubunu kurmaya karar verdi. Bu grupta şarkı söyleyecek ve gitar çalacaktı. Fikirlerini, yakın hissettiği ve müzikle ilgilenen bazı arkadaşlarıyla paylaştı. İşte bir çok müzik dinleyicisinin hatırlayacağı Volvox böylece kurulmuş oldu. O dönemlerde kendi yaşındaki kız arkadaşlarının çoğu; ruj,oje gibi şeylerle ilgilenmeye başlamıştı. O ise gitar, gitar amfisi, kablo, distortion pedalı gibi şeylerle haşır neşirdi.
Şebnem o zamana kadar derslerinden hep yüksek notlar alırdı fakat birden bire eskiden 7, 8, 9, 10 aldığı derslerden; 0, 1, 2, gibi notlar almaya başladı. Okul idaresi; ailesini okula çağırıp çocuklarının müzik çalışmalarını derhal bırakması gerektiğini söylediler. Neyse ki Şebnem'in anne ve babası çocuklarının toparlanacağına inandıklarını söyleyerek; müziği Şebnem'in hayatından çıkarmak yerine kararı kendisine bıraktılar.
Şebnem, özel bir okulda okuduğunun bilincindeydi. Üniversite sınavları da yaklaşıyordu ve ailesini üzmek ya da hayal kırıklığına uğratmak istemiyordu. ''Ben nasıl olsa bir şekilde müziğime devam ederim!'' deyip kendini üniversite sınavı sendromunun içine attı. Matematiği seviyordu; işletme, ekonomi gibi bölümlerin kendine uygun olduğuna inanıp tercihini bu yönde kullandı.
ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ-EKONOMİ BÖLÜMÜ'ne girdiğinde okulunu çok sevdi. Ama Volvox'taki bütün arkadaşları İstanbul'daydı ve bu yüzden biraz buruktu. Olsundu. Sabahları okuluna gidiyor; akşamları eve geldiğinde de her gün sevdiği bir albümü dinleyip gitarlarını ve vokallerini etüt ediyordu. Bu en az 4 saatini alıyordu ve geriye ders çalışacak zaman kalmıyordu. Şebnem ODTÜ'deki ilk yılını gayet iyi bir ortalamayla bitirdi. İkinci yıl başladığında ise okulunun müzik çalışmalarına engel olduğu düşüncesine kapıldı! Tüm zamanını müzikle geçirmek istiyordu. Ama ne yapacaktı? Okulu mu bırakacaktı???
Bunları düşündüğü zaman keyfi kaçıyordu, bu yüzden okuldaki ikinci yıl daha zor geçiyordu... Derken bir gece kararını verdi: İstanbul'a gidecek,arkadaşlarıyla bir araya gelip müzik yapacaktı. Karar verebildiği için içi rahattı ama ufak bir problem vardı. Şebnem'in annesi ve babası müzik çalışmalarına o güne dek hiç ses çıkarmamışlar hatta destek olmuşlardı. Annesini ikna edebileceğini biliyordu ama anlayışlı olduğu kadar otoriter de olan babasına bu durumu nasıl anlatacaktı? ''Babacım ben ODTÜ'yü bırakıp İstanbul'a yerleşmek istiyorum. Gitar çalıp şarkı söyleyeceğim. Ne olacağı belli olmaz, hiçbir garantiden sözedemem...'' mi diyecekti? Ne de olsa her anne, baba çocuğunun geleceğini garanti altına almak isterdi ve bunlar kulağa pek de sağlam gelmiyordu.
Aynı hafta sonu Şebnem düşüncelerini ailesi ile paylaştı. Tahmin ettiği gibi annesi konuya daha ılımlı yaklaştı. Şimdi babasının ağzından çıkan kelimeleri bekliyordu. Hoş... Bir kez kararını vermişti...
Şebnem'in babası o kadar değerli ve tatlı bir babaydı ki; ''insan ancak çok sevdiği şeyleri yaparsa mutlu ve başarılı olur...'' deyip kızına belki hayatı boyunca alacağı en kıymetli dersi verdi.
Şebnem hiç vakit kaybetmeden valizlerini toplayıp İstanbul'a geldi. Volvox'la çeşitli rock barlarda çalmaya başladılar. Kendine bir ev tuttu. Hem müzik yapıyordu; hem de kendi ayakları üzerinde duruyordu; çoook mutluydu. Bazen haftada 5 gece çalıyorlardı ama hiç sıkılmıyordu; ta ki kendi şarkılarını söylemek isteyene kadar...
Çocuk denebilecek yaşlarda kurulan Volvox'un her bir elemanı hayatına yön vermek durumundaydı çünkü aradan uzun zaman geçmiş; tercihleri, öncelikleri değişmişti. Bazıları müziğe devam etti; bazıları ise hayatlarında yeni sayfalar açtılar... Böylece her elemanı için inanılmaz bir tecrübe ve adeta okul olan Volvox dönemi kapanmış oldu..
İşte bundan sonra Şebnem evine kapanıp yazmakta olduğu şarkıları tamamladı ve ilk albümü KADIN'ı müzikseverlerin beğenisine sundu. KADIN; müzikal açıdan bir çok ilki bünyesinde barındırıyordu. Albüm kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Sahne performansı açısından zaten tecrübeli sayılabilecek Şebnem, bu başarısını albüm konserleriyle daha da büyüttü.
Sonraları; yeni şarkılar yapmaya başladı. Bu şarkılar Şebnem'in çıkaracağı ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM ve PERDELER albümlerinin içeriğini oluşturacak; Şebnem popüler olmak için çabalamak yerine ilk albümünde tanışıp ilişki kurduğu dinleyici kitlesiyle büyümeyi deneyecekti. Bu tavrı zaman içinde Şebnem'in kendi kitlesini oluşturmasında etkili oldu. Sadece sevdiği işi yapmak niyetindeydi. Dinleyici kitlesinin beklentilerini karşılamaya çalışırken bir diğer taraftan da bunun kendi özgürlük alanını daraltmaması için uğraşıyordu, çünkü hep içinden geleni yapmak istiyordu ve bunun tüm olası sonuçlarıyla yüzleşmeye de hazırdı. Şebnem'in ülkemizdeki müzik endüstrisinin genel gerekliliklerinden farklı hatta aykırı yapısı; aynı zamanda besteciliği ve şarkıcılığı, yine zaman içinde sayısız başarılara imza atan ünlü prodüktör ARİF MARDİN'in bile dikkatini çekecek; bu gibi şeyler de Şebnem'e hiçbir şeyle kıyaslanmayacak kadar büyük mutluluk verecekti. Çünkü o manevi olarak tatmin olmadığı zaman gerisiyle hiç ilgilenmiyor, ancak içi rahatsa kendini başarılı hissediyordu.
Çok yakından takip edenler bileceklerdir; hayat Şebnem'e son yıllarda ailevi açıdan arka arkaya ağır tecrübeler de yaşattı. O da biraz yorgun olduğunu farkedip herşeye bir süre için ara verdi. Durdu. Olanı, biteni idrak edip sindirmeye çalıştı.
Zaman geçti... Yeniden gitarını aldı ve yeni şarkılar yazdı. Stüdyoya girip bu şarkıları arkadaşlarıyla birlikte kaydetti. Albümün adını KELİMELER YETSE... koydu. Artık daha sağlam, daha cesur hissediyordu. Heyecanını, inancını kaybetmeden müzik yapmaya devam edebildiği için kendini şanslı hissediyordu. Müziğin; müzisyenler ve dinleyiciler arasında bir çeşit AŞK ilişkisi olduğuna inanıp; aşkını taze tutmaya çalışan bir sevgili gibi hissediyordu...
Tutku dolu, değer veren...
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 11-21-2008, 13:20   #2
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 541
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

KIRMIZI RUGAN AYAKKABILAR
'Kırmızı rugan ayakkabılı kız', bir tatil kasabasında doğmuştu.
Ailesi Yalova'ya Üsküp'ten gelmişti. Tam bir sokak çocuğuydu, 'deli kız'… Dersleri de iyiydi ama, okul dönüşü önlüğü atıp top peşine koşanlardandı. Öğretmen olan babası bağlama, mandolin, piyano çalar, arada annesiyle düet yapıp Rumeli türküleri söylerlerdi.
Küçük Şebnem'i müzisyenliğe sevk eden, biraz da ailedeki müzik sevgisi oldu.
İlkokulu bitirince Bursa kolejine yatılı kaydoldu. 13 kızla bir arada kaldığı yatakhanesinde tek mutluluğu müzik dinlemekti. Ablası evde Abba dinlerdi. Okulda volkmeninin kulaklığında ise Bon Jovi gibi popüler rockçılar vardı. Artık kararını vermişti:

ŞARKI SÖYLEMEK İSTİYORDU
Lise 1'de Yalova'daki bir akrabasına bisikletini verdi, gitarını aldı. Şimdi deli gibi gitar çalıyor ve İngilizce şarkı sözleri yazıyordu.
Yatılı okuldan izinli olduğu Çarşambaları akustik gitar dersleri alıyor ve hafta sonları Yalova'daki odasında klasik gitarı ve küçük keyboard'uyla Scorpions'un Still Loving You'su gibi balatları çalmaya çalışıyordu. O yıllarda bir Londra gezisinde Soho'da bir müzik mağazasından Seth Riggs'in CD ve kitaplarını aldı. Riggs, Madonna'dan, Pavarotti'ye kadar pek çok müzisyen yetiştirmişti. Onun CD'lerinden gırtlağını nasıl kullanması gerektiğini öğrendi. Hâlâ her konser öncesi Seth Riggs'in CD'leri ile etüd yapmadan sahneye çıkmıyor.

VOLVOX DÖNEMİ
Lise 2'de Bursa'daki bir stüdyoda kiralık enstrümanlarla ilk grubunu kurdu:
Pegasus.
1987'de Bursa'da düzenlenen bir rock festivalinde ilk kez sahneye çıkıp şarkı söyledi. "Mükemmel bir histi."
Henüz 15 yaşındaydı.
Bir süre sonra Pegasus dağıldı. Şebnem, birlikte müzik yapacağı grupla arkadaş olmanın önemini keşfetmişti. O yüzden yeni grup için en yakınlarını topladı. Gitarcı Duygu, davulcu Gül, basçı Ebru bir de keyboard'cu bulup birleştiler. Bu, Türkiye'nin kadınlardan kurulu ilk rock grubuydu.
Aradıkları ismi biyoloji dersinde buldular:
Volvox (Latince 'ütün Sesler')

MUTSUZ SÖZLER
"Hafta sonları eve gittiğimde odama kapanıyor, yemek bile yemeden çalışıyordum. Kafamda bir şeyler çalıyor, içimden sesler geliyordu. Onları mırıldanarak teybe kaydediyordum. Notist değildim henüz, teyptekileri arkadaşlarımın anlayabileceği şifrelere döküyordum. Sonra gitarımla çalıp, üzerine İngilizce söz yazıyordum. Karanlık, mutsuz sözlerdi çoğu… Ya içimden öyle geliyordu, ya da dinlediğim yabancı parçalardan kulağıma yapışmış klişelerdi. Rock raconu öyleydi yani…"
"Yarınlar kadar yakın içimde fırtına
Bu dalgasız deniz durgun aldatır inanma
Yaslanıp gururumun kambur sırtına
Kendime rağmen durmam basar giderim"

ODTÜ ÖĞRENCİSİ
80'lerin sonunda ODTÜ Ekonomi'yi kazanıp ablasıyla birlikte "Çok mutlu zamanlarım geçti" dediği Ankara'ya yerleşti.
Artık yatılı okulun ancak volkmenle müzik dinleyebildiği kısıtlı ortamından kurtulmuş, teybinin sesini dilediği kadar açıp, gönlünce gitar çalabileceği bir mekâna ve sosyal faaliyeti yüksek bir okula kavuşmuştu.
Bu arada amatör gruplarda şarkıcılık yapan konservatuarlı Özlem Tekin'le tanışmış, onu da Volvox'a katmıştı.
Ama grubun diğer üyeleri İstanbul'daki üniversitelere gitmişti. Volvox 1,5 yıl hiçbir yerde çalamamış, dağılmaya yüz tutmuştu. Şebnem için karar vakti gelmişti:
Ekonomist olmak istemiyordu, oysa 'şarkıcılıkta yol katetmeye müsait olduğunun farkında'ydı.
"Hayır, sen hiç korkma/yarın senin yanında/yeniden koş yollarda/durma, durma!"
Kararını verdi. İkinci sınıfın sonunda ODTÜ'yü bırakıp, Ankara'ya 'emekliliğinde dönmek üzere' veda etti ve İstanbul'a, müziğin kollarına koştu.

KEMANCI DÖNEMİ
İstanbul barlarında rock furyası yeni başlamıştı. 18 yaşlarında dört kız, Sıraselviler'de Kemancı'da, Ortaköy'de Sis Bar'da, arada Ankara'da şimdiki Manhattan'da, A-Bar'da haftanın beş günü sabaha kadar çalıyorlardı. Yorgunluktan perişan, ama mutlulardı. Müzik yapıp kiralarını ödeyebiliyorlar, bir yandan da sahne performansını, disiplinini, 'dinleyiciyi ısıtmayı' öğreniyorlardı.
Ancak, iki yıl sonra bu tempodan yoruldular. Volvox, sekiz yaşına gelmişti. Sahnede aynı (cover) şarkıları söylemekten ne kendilerini yenileyebiliyor ne beste yapıp söz yazabiliyorlardı.
1994'te dağıldılar. Özlem Tekin ayrılıp bir albüm yaptı. Şebnem de 'artık kendi şarkısını söylemek istiyor'du.

SEZEN DEVREDE
Beklenen fırsat tam bu aşamada kapıyı çaldı.
Hazırladıkları İngilizce sözlü bir demo, TRT'de Kokteyl programında yayınlandı. O klipte gitar çalıp vokal yapan Şebnem, Sezen Aksu'nun dikkatini çekti. Sezen "Bulun bu kızı bana" dedi. Kız bulundu. Sezen'in albümünde vokalistlik yaptı. Lâkin o, rock yapmak istiyordu. İyi de nasıl?
Şebnem'in de okuduğu 'Lanet' gibi fotokopiyle çoğaltılan fanzinler aracılığıyla yeraltında üreyen bir rock kültürü varsa da, Türkçe rock bugünkü kadar popüler değildi.
O dönem iki gelişme rockçıların önünü açtı:
Biri Metallica'nın İstanbul'daki stadyum konserinde gördüğü muhteşem ilgiydi. Metallica'yı bile şaşırtan bu ilgi büyük bir potansiyelin işaretini verdi.
İkinci gelişme ise Batılı dev müzik firmalarının Türkiye pazarına girmesiydi.
Şebnem, tam bu gelişmelerin ortasında, hem de donanımını tamamlamış, çevre edinmiş olarak, çantasında bestelerle hazırdı.

İLK ALBÜM
Raks'ta Sezen Aksu ve Onno Tunç'a Deli Kızım Uyan'ı dinletti.
Bir gün odasına kapanıp yatağına oturmuş ve bu şarkıyı üç dakika içinde hem bestelemiş hem de sözünü yazmıştı. Gitarla en ilkel halinde çaldı:
"Deli kızım uyan/Söylenenler yalan/
Deli kızım uyan/bir tek sensin duyan."
Harikaydı. Sezen, Şebnem'i karşısına oturtup söz yazarken teknik anlamda nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı, birkaç müdahale yaptı; işte tamamdı. Hazır olan 4-5 şarkıya hiç dokunmadan albüme giriştiler.
"Benim müzikal anlamda aldığım ilk kıymetli hediyedir. Buna prestij albümü olarak bakıyorlardı. Ben iyi şarkı söylediğimi biliyordum.Yaptığım şeye inanıyor, güveniyordum. Ama satılır mı satılmaz mı, belli olmazdı. Yoktu hiç örneği. Benden biraz önce Özlem çıkmıştı ama benimki başka bir kulvardı. Hiç daha önce böyle bir şey yapılmamıştı, dolayısıyla maddi bir risk alıyorlardı."
Boşuna yaşanmamış
Çocukken harçlıklarından, sonraları konserden kalan zamanlarından kısıp çalıştıkları stüdyo emirlerindeydi artık…
İskender, Hakan, Demir, büyük bir şevk ve enerjiyle işe koyuldular. Beş ay gece gündüz çalıştılar. "Teknik anlamda da çok başarılı bir albüm oldu. İlk kez davul ve bas sesi duydu Türkiye…"
Sonuç, inanılmazdı:
Kadın, 400 bin sattı.
24 yaşında, hem de taviz vermeden hedefine ulaşmıştı Şebnem... Artık yolu açıktı. Altı yıl sonra dördüncü albümüne Deli Kızım Uyan'ın ikinci bölümünü şu sözlerle yazacaktı:
"Çok parçalandım/ parçalandıkça çoğaldım diye inanmazsam/
Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım?
Hiçbir şey boşuna yaşanmamıştır diye inanmazsam/
Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım?"


OLGUNLUĞA DAİR
"Acılardan öğrendim müziğe verdim"
Ablandan 11 ay sonra depremde babanı kaybettin. Uzun bir aradan sonra döndüğünde, sözlerin çok daha olgunlaşmış bir kadının sözleriydi.
Deprem sonrası bomboş geldi her şey... Hiçbir şey yapmak gelmedi içimden… Babam, hayatımın çok önemli bir karakteriydi. Depremde onunla birlikte mahallem de gitti. 'Ben hangi sokakta top oynuyordum' diye gidip bakmak istesem artık yok öyle bir şey. Böyle şeyler yaşadığında tabii müziğine de yansıyor bu... Bir süre sessiz durdum. 'Ne oluyor' diye anlamaya çalıştım. Ama müzik bunu atlatmama yardımcı oldu. Sonra onu bir şekilde üretime çevirebildim. Hatta, garip bir denge ama, müziğime, insanlığıma çok şey kattığını düşünüyorum. Acı, insana kısa zamanda çok şey öğretiyor.
"Sevgilim ve dostum; babam, oğlum…/ arkadaşım, aşkım; her şeyimdin sen" diyen sözlerle döndün. O deli kız, hızla büyümüştü sanki…
Çok hızlı olgunlaşıyor insan… Ve yalınlaşıyor. Ablamın hastalığı çok uzun sürdü. Evde kahkaha attığım zaman kendimi kötü hissederdim. Böyle bir gençlik dönemi yaşadığın zaman sorumluluk duygun o kadar ağır basıyor ki, içinden deli doluluk gelse de yapamıyorsun; bir tarafın hep nahoş bir şey düşünüyor. Ben yeni yeni 'Ya Şebocum gül biraz' diyorum kendi kendime. ..

Can DÜNDAR
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-21-2008, 13:20   #3
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 541
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-21-2008, 13:20   #4
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 541
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

80’ li yılların sonunda henüz yeterince erkek grubu yokken, biri Ankara’ lı Spinners(punk), biri de Bursa’ lı Volvox (heavy metal) olmak üzere tamamı kızlardan kurulu 2 guruba sahip olan Türk piyasası, her ne kadar her 2 gruba da gereken ilgiyi göstermemiş olsa da, bu gruplar kendi çabalarıyla konserler düzenlemiş ve demolar çıkartmışlardır
Bu gün içimizde küçük bir kitle Volvox’ dan haberi olmadan, bir kez dahi dinlemeden, Şebnem’ i Volvox’ u bırakıp Türkçe rock yapmakla suçluyor. E, suçlamayı yapanlara bakınca, suç da suç olmaktan çıkıyor. Volvox’ u yakından bilen ilk konserlerinden bar programlarına kadar takip eden ve dahası şebnemi o günlerden beri tanıyan biri olarak şebnemin kendine çizdiği yolu gayet haysiyetli ve doğru bulu yorum. Artık gereksiz küçük insan topluluklarına kendini uzun uzun anlatmak yerine kusa cümleler kurmak istemesini de gayet doğal buluyorum.
Ilık(ne ılığı düpedüz sıcak) bir haziran akş**ı, yıllardır röportajlarda bir araya gelmeyen ÇAĞLAN- AYSIN-ZARİFE röportaj timi bir araya geliyor ve en güzel sorularını geçtiğimiz günlerde “artık kısa cümleler kuruyorum ”adlı albümünü çıkaran Şebnem Ferah’ a sormak üzere Şebnem’ in Arnavutköy' deki evinin kapısını çalıyor.
Şebnem küsel yemekleriyle bizi besledikten sonra, salataya sarımsak koyunca süper olduğundan, kendisinden, müzikten ve planlarından bahsediyor. Sonra dev ekranlı televizyonunun bulunduğu odaya geçiyoruz ve röportaj başlıyor.
PİYASA, İLK ALBÜMÜN “KADIN” I ÇIKARDIĞINDA NASILDI, BUGÜN NASIL?
Genel olarak müzik piyasası daha hareketliydi, sanırım daha çok albüm satılıyordu. Şu anda çok durgun olduğu söyleniyor. Ama bunun yapılan müzikle doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Yani insanların almaya değer görmedikleri bir şey çıkmıyorsa, tabii ki almayacaklardır. İyi albüm çıktığında satıyor. Sadece, bundan beş sene önce olduğu gibi çıkan her albüm satmıyor. Buda bence gayet yerinde bir gösterge, garip olan beş yıl önce çıkan her albümün 500 bin satmasıydı. O öyle bir dönemdi, geçti. Şimdi gerçekten kendine ait tarzı olan insanların albümleri tutmaya başladı.
PEKİ BU ALBÜMLE BİRLİKTE HAYATINDA DEĞİŞEN BİRŞEYLER OLDUMU?
Hayatımda çok bir şeyi değiştirmedi çünkü bu hep yapmak istediğim bir şey di. Bunu somut olarak yapmaya başladım, yani eskidende müzik yapıyordum, şimdi sadece bir tanede albümüm olmuş oldu. Aslında çok ciddi bir değişiklik çünkü elinde tutabileceğin bir şey oluyor. Hayatımı yaşamam açısından yada eskiden beri sahip olduğum birtakım fikirler açısından çok şey değişmedi. Daha doğrusu bende elimden geldiği kadar çok şeyi değiştirmemeye çalışıyorum. Çünkü beste yapmak için, söz yazmak için eskiden nasıl yaşıyorsam yine aynı şekilde yaşamak istiyorum.
İLK ALBÜMÜN KA SATMIŞTI
400 bini geçti. 40 bin civarında da CD
HANGİ PARÇANIN KLİBİYLE PATLADI ALBÜMÜN SATIŞI?
“Yağmurlar”la. Aslında herhangi bir parçanın klibiyle satışlar biranda 3 katına filan çıkmadı. İlk klip çıktığında hemen o hafta çok iyi bir satış grafiği başladı. Ama “yağmurlar” çıktığında onun iki katı oldu. O sıralarda zaten “bu aşk fazla sana” radyolarda en çok yayınlanan parça haline gelmişti. Ve bu albüm hala satılıyor. Zaman içinde çok satıldı ve sevildi, 3 yıl önce olmasına rağmen. Bazıları bir gecede meşhur olup, ertesi gün sokağa çıkamıyor. Ben hiç böyle bir şey yaşamadım. Benim albümümün satışını en çok etkileyen konserler oldu.
BEKLİYORMUYDUN BU KADAR ÇOK SATMAYI?
Sayı üzerinde düşünmemiştim ama açıkçası diğerlerinden ayrılacak bir albüm olacağını biliyordum. Kendimi bildim bileli hayatımın en büyük kısmını şarkıcılığa, şarkı sözü yazmaya ve beste yapmaya ayırdım. Daha az emek harcanarak yapılan başka albümlerle karşılaştırdığın zaman arada bir fark olması çok normal. Ayrıca çok samimi bir albüm yaptım. İstanbul”a geldiğimden beri bir takım albüm teklifleri alıyordum. Eğer acele edip onlardan birini kabul etseydim , istediğim müziği yapamama tehlikesi ile karsı karşıya kalabilirdim. Dolayısıyla da gerçekten içimden geldiği gibi yapma şansım olana kadar beklemeyi tercih ettim.
VOLVOX ZAMANI İNGİLİZCE ŞARKI SÖZLERİ DE YAZIYORDUN. ALBÜM İÇİNMİ TÜRKÇE YAZMAYA BAŞLADIN YOKSA BUNDAN ÖNCE TÜRKÇE”YE YÖNELMİŞMİYDİN
Ondan önce başlamıştım. Birçok insan bana “Güzel şeyler yapıyorsun ama yaptığın şeyi başkalarıyla paylaşma niyetin varsa Türkçe yapman çok daha akıllıca” diyordu. O zaman bana küfür gibi geliyordu bu. Geçmişi yabancı müzikle dolu olan bütün müzisyenler böyle bir dönem yaşarlar. Sonra öyle bir döneme giriyorsun ki
Türkiye de yaşayan insanların ingilizce yapması komik geliyor. Müziği ne için yaptığını kavraya bilmek hayatında her açıdan gelişmiş olmayı gerektiriyor. Eğer iletişim bunun büyük bir parçasıysa , hiç olmazsa yarısıysa o zaman Türkçe yapmak çok daha mantıklı geliyor........................................... ........................
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-21-2008, 13:20   #5
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 541
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

RÖPORTAJIN DEVAMI

İLK ALBÜM BU KADAR ÇOK SATMIŞKEN İKİNCİYİ YAYINLAMAK NASIL BİR BASKI YAR
ATIYOR ÜSTÜNDE?

İkinci albüm insanlar tarafından ya kabul gördüğün ya da "bu o kadar iyi olmamış " dedirtirse kolayca unutabileceğin bir albüm statüsündedir. O açıdan önemsiyorum. Ama satış konusunda kaygım yok. İşin bana kalan kısmını ne kadar doğru yaptığımla çok daha fazla ilgileniyorum. Az satması, bu dönem o kadar insanla iletişim kurabilmişim anlamına gelecektir.
ŞU AÇIDAN SORMUŞTUM. AYNA KLİPLERİNDE SİGARA İÇMİYORMUŞ, ÇÜNKÜ NE KADAR İNSANI ETKİLEDİKLERİNİN FARKINDAYMIŞLAR. SEN DE BU KADAR ÇOK İNSANA ULUŞTIĞINDA BU TARZ ŞEYLER HİSSETTİN Mİ?
Hissediyorum, çünkü bir sürür insan senin yazdığın sözleri dinleyip kendine göre istediği payları çıkartıyor. Müzik böyle bir şey zaten. Benimde müziği konumundaydı. Daha önceden dinlerken kendi hissettiklerim daha ön planda olur. Yani acaba bunu yaparken ne demek istemiştir di ye düşünme devresine geçmem bayaa zaman alıyor. Dolayısıyla insanları etkileyebilecek , yönlendirebilecek , hele kötü yönlendirebilecek şeyleri yaparken hakkatten iki kere düşünüyorsun, hatta daha çok.
İLK ALBÜMÜNDEN DAHA ÇOK MU DÜŞÜNDÜN?
Yoo, ilk albümde de çok düşünmüştüm. İlk albümün en büyük amacı samimi bir müzisyen olduğumu insanlara göstermekti. Kendimi çok daha fazla durdurmayı sevmiyordum. Günlük hayatta da hoşuna gitmeyen bir şeyi birine söylemen gerekiyorsa onun kırılacağını bile bile artık söylemen gereken bir zaman gelir. Onun için ben hakkatten içimden geliyorsa yanlış olanları hiç kimseyi kırmadan söylemeyi tercih ediyorum. Kırmadan lafını albüme çevirecek olursak, birilerine kötü enerji yüklemeyi hakkaten istemem.
PEKİ İLK ALBÜMÜN "KADIN" DA ALBÜMÜN STÜDYO VE ÇIKIŞ AŞAMASINDA YAPACAKLARINLA İLGİLİ SANA KARIŞAN OLDU MU?
Asla. Bu kadar zaman albüm yapmak için beklememin sebebi tesadüf değildi. Ben doğru hissettiğim her şeyi nerede daha rahat yapabilirsem o zaman ve o insanlarla albüm yaparım diye düşünüyorum. Ne yaptığım müziğe, ne fotoğrafa, ne klibe ne de her hangi bir şeye karışıldı. İlk albüm için stüdyoda acaip uzun kaldık. Bunlar hep maddiyatla doğru orantılı şeyler. Bir şekilde bana güvendiler.
ALBÜMDEKİ 10 PARÇAYI KAÇ PARÇA ARASINDAN SEÇTİN?
Çok fazla parça arasından seçtiğimi söyleyemeyeceğim. Aklıma gelen her türlü fikri ya kaydettim ya da yazdım;
Ondan sonra oturup onların üzerinde çalıştım. Yani kafamdaki bir fikirle ilgili dört tane parça ya akıtmaya gayret ettim. Çünkü artık kendimi çok daha iyi tanıyorum, ne yapmak istediğimi iyi biliyorum.
PEPSİ KONSERLERİNİ NEDEN VE NASIL KABUL ETTİN? BU TÜR ORGANİZASYONLARDA ŞEHİR ŞEHİR DOLAŞILDIĞI İÇİN FAZLA MASRAF OLMAMASI AÇISINDAN KÖTÜ SES DÜZENİ KULLANILIR ÇOĞUNLUKLA. RİSKLİ DEĞİL MİYDİ?
Bana öneriyi getiren kişi Mavi sakal dan Murat Tümer di, yani tanıdığım biri. Maddi açıdan da beni rahatlatacak bir teklifti, aynı zamanda her açıdan profosyonel bir projeydi. Çok büyük yerlerde, çok büyük ses düzeniyle, süper ışıklarla konserler yaptık. Her yerde ve aynı sistemle sahneler kuruldu. Sadece şehirler değişti. Neticede de, bunun karşılığında benden istenen şey rol yapmam değil şarkı söylememdi. Kendi işimi yapacağım için kabul ettim.
SEN ÇOK BAĞIMSIZ, KİMSEYE TUTUNMADAN ORTAYA ÇIKTIN. AMA SONRA, BELKİ SERTAB"LA YAKINLAŞMANDAN, SEZEN AKSU"NUN KLANINA DAHİL OLMAYA BAŞLADIN GİBİ BİR GÖRÜNTÜ OLUŞTU. SEN BÖYLE BİR ŞEY HİSSETTİNMİ? YADA HİSSEDERSEN RAHATSIZ OLURMUSUN?
Sertab en sevdiğim arkadaşlarımdan biri. Albümüm çıkmadan önce de yakındık onunla. Sezen Aksu ise karma müzik"in ortaklarındandı, yani patronum konumundaydı. Daha önceden tanışıyorduk, ama aynı şirket içinde yer almaya başladığın andan itibaren daha da yakınlaşıyorsun. Zamanla sık sık fikir alış verişinde bulunduğum, arkadaşım gibi hissettiğim biri haline geldi.
27 yaşındayım ve hayatıma kimlerle nasıl paylaşacağıma az çok aklım eriyor. Hayatıma giren insanlardan hiçbir şekilde şikayetçi olamam. Ama insanların tek bir resme bakıp yargıya varması çok canımı sıkıyor........................................... ..............
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-21-2008, 13:21   #6
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 541
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

"ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM" NASIL BİR SÜREÇTE ORTAYA ÇIKTI? NEDEN "KISA CÜMLELER" MESELA?

Hayatında bazen kontrol edemediğin, bazen kontrol edipte üstesinden gelemediğin değişiklikler oluyor; bazen de hiçbir şey olmuyor. Benimki her şeyin hat safhada değiştiği, kontrol edemediğim bir sürü değişikliğin olduğu bir dönemdi. Dolayısıyla hem susup kendimi dinlemeye, hem de oturup etrafımdaki insanların nasıl iletişim kurduğunu gözlemlemeye çok zaman ayırdım. Hayatım boyunca kendini seven, kendisiyle barışık insanlardan biri olmak istedim. Bunun için bilincimi, algılamamı yükseltecek her şeyi yapmaya gayret ettim. Böylece kendimi tanımaya ve kendimden mutlu olmaya başladığım bir döneme girdim. Albüm böyle bir süreçte oluştuğu için, elimden geldiğince bunları yansıtmaya çalıştım. "artık kısa cümleler kuruyorum" da bu süreci çok iyi ifade ediyormuş gibi geliyor bana. Yani artık kendimi anlatmam için cır cır konuşmam gerekmiyor. İnsanları dinlemeyi tercih ediyorum. Gerektiğinde de kendimi daha net ifade edebildiğimi düşünüyorum.


ALBÜMDE, SÖZ VE MELODİ OLARAK KENDİNE ÇOK YAKIN HİSSETTİĞİN, SENİ ÇOK İYİ İFADE EDEN BİR PARÇA VARMI?


"artık kısa cümleler kuruyorum" . sözlerini o kadar seviyorum ki, sırf gitarla çalmak, insanların evine gitmişimde orda çalıyormuşum gibi hissettirmek istedim. Ne hissediyorsam hepsini istedim. Ne hissediyorsam hepsinin anlatıyor bu şarkı. Geçen iki sene içinde gerçekten feleğin çemberinden geçtiğimi hissettiğim zamanlar oldu, ama hala hayatı seviyorum. Her şeye rağmen hayatta durmaya, üstelik zevk almaya çalışıyorum.


DİNLEDİĞİM KADARIYLA BU ALBÜMDE, TÜM ALBÜMÜ SIRTLAYACAK PİYASA BİR PARÇA YOK. BU BİLİNÇLİ BİR TERCİHMİ?


Tabii ki. Benim albüme koyduğum her parçanın içime sinmesi lazım. Yoksa rahat uyku uyuyamam ki o zaman. Ben ne kadar şöyle olmalı, böyle olmalı diye düşünmüyorum müzik yaparken. Benim kendim için inandığım, doğru olduğunu hissettiğim şeyler var. İnancımı bir an olsun kaybetmiyorum ve bana sanki içimden gelmeyen bir şeyi yaparsam insanlar bunu hemen fark edermiş ve iyice batarmış gibi geliyor. Yani bunu hiçbir zaman aklımdan bile geçirmem. Albümüm 3000 satsa bile geçirmem. Ben hissediyorsam insanlarla onu paylaşıyorum. Çok büyük satış rakamlarına ulaşmak için albüm üretmeye başlamıyorum. Müzik hapşırmak gibi bir şey, içinizden geldiğinde tutamıyorsunuz ki! Müzik yaptığım için albüm çıkarıyorum, albüm çıkarmak için müzik yapmıyorum. Dolayısıyla ne üretirsem onu sunmayı daha doğru buluyorum.


DİYELİMKİ BU ALBÜMDE SATIŞLARIN ÇOK DÜŞTÜ, AMA MÜZİK OTORİTERESİ OLARAK TANINAN BAZI İNSANLARDAN ÇOK İYİ TEPKİLER ALDIN.. NE HİSSEDERSİN. HANGİSİ DAHA ÖNEMLİ SENİN İÇİN


"bir albüm yaptım, müzisyenler çok beğendi ama halk beni anlamadı "diyenlerden olmak istemiyorum ve hiçbir zamanda olmayacağım. Böyle bir şey yok. Eğer böyle bir durumla karşılaşılıyorsa mutlaka yerlerde yanlış yapılmıştır. Çünkü müzik o kadar zor değil, üç dakika süren bir şey normalde beni nasıl etkiliyorsa bir başkasını da öyle etkilemesi lazım. Müziği sevmek için ciddi bir eğitime gerek yok. Duyguyla doğru orantılı ; sevmiyorsa sevmiyordur. Bu nedenle çok fazla promosyonun gerekliliğine de inanmıyorum. Üç günde, üç ayda yada üç haftada ulaşılabileceği kadar insana ulaşıyor zaten.


BU ALBÜM İÇİN NASIL BİR PROMOSYON STRATEJİSİ BELİRLEDİNİZ.


Okullar ve televizyon programları tatile giriyor. Zaten televizyonda playback yapmak ya da canlı çaldığımda onun çok kötü aktarılması hiç hoşuma gitmiyor. Bu yüzden gerçekten içim rahat kalabileceğim program sayısı çok az. Dolayısıyla daha çok klibi yayınlatmaya, konser vermeye ve yazılı basınla röportaj yapmaya yönelik bir promosyon olacak.


ALBÜMDE NEDEN GİTAR ÇALMADIN ?


Stüdyo gitaristi olmak çok başka bir şey. Sahnede çalabilirim ama stüdyoda çalmak için yıllarca stüdyo müzisyenliği yapmak gerek. Ayrıca, yanımda benden daha iyi yapabilecek biri varsa -ki demir çok iyi bir stüdyo gitaristi- o işi ona yaptırmak daha yaptırmak daha mantıklı geliyor bana. Neticede onlar genellikle benim yazdığım melodiler...............................
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Şebnem Ferah Kara Kalem Çalışmaları MiqRop Karakalem Resimleri 0 10-11-2008 22:25
Şebnem Ferah Haraketli resimler (Gifler) Yaso Msn Avatar & İfadeler & Göz Kırpmalar 0 09-07-2008 09:31
Şebnem Ferah.. Korax Diğer Sanatçı Resimleri 0 09-03-2008 13:12
Şebnem Ferah - Sil Baştan LeGoLaS Türkçe Klipler 0 03-10-2008 23:16
Şebnem Ferah _Seda_ Sanatçılar & Ünlüler 2 02-19-2008 21:22


Şu Anki Saat: 11:35


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows