Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 07-03-2015, 17:35   #1
nesrin67
 
Üyelik tarihi: Jun 2015
Mesajlar: 188
Tecrübe Puanı: 1000
nesrin67 has much to be proud ofnesrin67 has much to be proud ofnesrin67 has much to be proud ofnesrin67 has much to be proud ofnesrin67 has much to be proud ofnesrin67 has much to be proud ofnesrin67 has much to be proud ofnesrin67 has much to be proud of
Standart İstanbul tarihçesi gezilecek görülecek yerleri

Türkiye'nin en önemli kenti olan İstanbul, yerküre üzerindeki yeri bakımından da hiç kuşkusuz dünyanın önemli kentlerinden biridir. İstanbul, Asya ile Avrupa kıtalarını birbirinden ayıran ve yeryüzünün önemli su yollarından olan İstanbul Boğazı'nın iki yakasında gelişmiştir. Bu özelliği ile, iki kıtada kurulmuş kent olarak ün yapmıştır.

Roma, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarına başkentlik yapmıştır. Tarih sahnesine çıktığı günden başlayarak günümüze değin bir dünya kenti olma özelliğini sürdüren İstanbul; coğrafi konumu, eşsiz doğa güzellikleri ve bunlarla bütünleşen kültür mirasının zenginliği ile yalnızca Türk insanının değil tüm insanlığın sevgi ve barış kentidir.

İstanbul'un yıllarca bir dünya kenti olma üstünlüğünü korumasında birçok etkenin varlığından söz edilebilir. Bunlardan ilki, kentin Karadeniz kıyısındaki ülkeleri dünyanın öbür bölgelerine bağlayan İstanbul Boğazı'nın iki yakası üzerinde kurulmuş olmasıdır. İkincisi, bir doğal liman olan Haliç'e sahip olmasıdır. Üçüncüsü, Avrupa'yı, İran ve Irak yolu ile Asya'ya bağlayan ticaret yolu üzerinde bulunmasıdır. Dördüncüsü, bir transit merkez durumunda olmasıdır. Beşincisi, doğa güzellikleri, stratejik konumu, politik önemi nedeniyle iki bin yıllık bir dönem boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları’na başkentlik yapmış olmasıdır.

İstanbul yalnızca tarihi, coğrafi konumu, jeopolitiği, nüfusu ve kapladığı alanla değil, barındırdığı değişik kültür ve yaşama biçimleriyle de büyük kent tanımına uymaktadır. Birbirine karşıt gibi görünen birçok ögenin bir arada, hatta iç içe var olabilmesini sağlayan bu kültürel yapı, yaklaşık bin yıllık bir birikimin ürünüdür. Günümüz İstanbul'unun temelleri, Roma İmparatorluğu’nun son dönemlerinde atılmıştır. Bizans ve Osmanlı dönemleri, İstanbul'un tarihindeki en önemli evredir. Her iki imparatorluk döneminde de, İstanbul başkentliğini korumuş, sanat ve kültürü tek başına temsil etmiştir. Her iki dönemde de dinsel merkez olma ayrıcalığını elde etmiş, hem Hıristiyanlığın hem de Müslümanlığın dinsel başkenti olarak kalabilmiştir. Cumhuriyet döneminde Ankara başkent yapılmışsa da İstanbul kültürel başkent olmaya devam etmiştir.

İstanbul'un bilinen en eski adı Lygos'tur. Bugünkü Sarayburnu yöresinde kurulduğu öne sürülen bu kent, Byzantion'un kuruluşuna değin varlığını korumuştur. MÖ 660'ta kurulan Byzantion kentinin adı ise koloni kurucusu, Byzas'a dayanmaktadır. Roma İmparatoru Büyük Constantinus'a değin kent hep Byzantion diye anıldı. Bu hükümdar döneminde kentin adı, Nea Roma yani Yeni Roma idi. Constantinus'un ölümünden sonra, imparatorun onuruna kente Constantinopolis adı verildi. Haçlılar’ın Stimpolis dedikleri kentin adı zamanla Stimbol, Estambul ve Estanbul'a dönüştü. Osmanlılar da Istambol ve İstanbul adını benimsediler. Osmanlılar'ın son döneminde kentin, padişah ünvanlarına uygun olarak Dersaadet, Asitane, Deraliyye ve Darülhilafe olarak da adlandırıldığı bilinmektedir.

Tarihi Yarımada, İstanbul'un en eski bölgesidir. Sultanahmet Meydanı adıyla bilinen çevre, bu tarihi yarımadanın batı ucunda yer alır. Byzas kentinin burada kurulduğu bilinmektedir. İstanbul eski zamanlardan beri çeşitli uygarlıkların başkenti olduğu için kentin bu bölgesi aynı zamanda imparatorlukların merkezi olarak düzenlenmiş ve gelişmiştir. Ayasofya'nın karşısında bulunan Milion taşı dünyanın başlangıç noktası olarak kabul edilmiştir. Kentin ana caddesi buradan başlar, dünyanın dört bucağına yollar buradan yayılırdı. Gerek Roma gerekse Bizans İmparatorlukları’nın merkezi binaları hep bu bölgede toplanmıştır. Örneğin imparatorun sarayı ve dini merkez sayılan Ayasofya buradaydı. Sultanahmet Meydanı, aynı zamanda en belirleyici toplumsal eğlencenin gerçekleştiği Hipodromu da kapsamaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde bölgenin merkez olma karakteri değişmedi. Padişahlar da saraylarını burada yaptılar. Dini merkezleri olarak yine bu bölgeyi seçtiler. Ayasofya'nın karşısına Sultanahmet Camisi yapıldı. Hipodrom da At Meydanı'na dönüştü.







Yazılı tarih öncesi buluntular, İstanbul'daki ilk yerleşimin çok eskiye dayandığını göstermektedir. Küçükçekmece Gölü'nün kuzey ucunda bulunan Yarımburgaz Mağarası'ndaki bulgular, mağaranın İstanbul'un ilk sakinlerini barındırdığını, ayrıca ilk Hıristıyanlarca sığınak ve barınak olarak kullanıldığını ortaya koydu. Duvarlardaki resimler, çok eski çağlara giden bir yerleşimin kanıtı durumundadır. Temel uğraşı avcılık, balıkçılık ve toplayıcılık olan Paleolitik Çağ insanı için, Yarımburgaz Mağarası uygun koşullar içeriyordu. Fakat mağaranın en ilginç yanı, Alt Paleolitik çağa ilişkin buluntular vermesidir. Bu dönem dikkate alınacak olursa, Yarımburgaz Mağarası’ndaki ilk yerleşimin, 1 milyon yıl kadar gerilere gittiği anlaşılmaktadır.

Yazılı tarihe göre, İstanbul ve çevresine ilk yerleşenler, İlliryalılar’ın yerlerinden sürdüğü Yunanlı halklardı. MÖ1200'lerde İstanbul ve Anadolu’ya geçen bu göçmenlerden sonra, MÖ 750-550 yılları arasında Yunan kolonileştirme hareketi başladı. Megaralılar, Byzas önderliğinde bugünkü Sarayburnu tepesinin olduğu yerde ilk kolonilerini kurdular.

MÖ 513'te batı Anadolu’yu istila eden Persler, Byzantion'da oturan yerli halkları vergiye bağlayarak yörede Trakya Satraplığı’nı kurdular. Yunanlılar, Perslere karşı koyabilmek amacıyla adalardaki ve Anadoludaki insanlarla ilişki kurarak Attika-Delos Deniz Birliği’ni oluşturdular (MÖ 478-477). Birlik, Perslere karşı önce Trakya’da üstünlük sağladı (MÖ 476), sonra da Byzantion'u ele geçirdi. Bir süre sonra başlayan ayaklanmalar, Birliğin çözülmesine yol açtıysa da Yunanlı komutan Alkibiades'in Boğaz seferiyle yeniden egemenliği ele geçirildi (MÖ 410-409). Atinalıların Boğazları ele geçirmesi, Ispartalıların Perslerle işbirliği yapmasına yol açtı ve Byzantion bu sefer Ispartalıların egemenliğine girdi (MÖ 405).

Atina-Isparta çekişmesi, Makedonyalıların işine yaradı ve sonuçta Büyük İskender tüm Yunanistan’ı işgal ederek MÖ 334'te Anadolu Seferi’ne çıktı. Byzantion'un çok yakınına gelmesine karşın, kente girmeden Çanakkale Boğazı’nı geçerek Anadolu'nun içlerine doğru ilerledi. İskender'in fethetmediği ender yerlerden biri de Byzantion'dur.

Batı Avrupa'da yaşayan Galatlar, MÖ 278'de kenti işgal ederek yağmaladılar. Daha sonra Seleukos Kralı Antiokhos III ile Makedonya Kralı Philippos V, gizli bir anlaşma yaparak Byzantion üzerine sefer düzenlediler. Bu güçlere karşı koyamayacaklarını anlayan Byzantionlular, Romalıları yardıma çağırdı. MÖ 2. yüzyılda yapılan savaşta Roma galip geldi ve Byzantion'u egemenliği altına aldı. Böylece kent Roma’ya bağlı, özgür ve federal bir kent devleti haline geldi. Pescennius Niger, imparatorluğun doğu bölgelerini ele geçirmek için Byzantion'u yanına alarak Roma İmparatoru Septimus Severus'a savaş açtıysa da yenilgiye uğradı. İmparator Septimus Severus, kenti yağmaladı ve halkı kılıçtan geçirdi.

MS 395'e kadar Roma'nın egemenliğinde kalan Byzantion, imparatorluğun ikiye bölünmesinden sonra, Doğu Roma'nın payına düştü ve Bizans olarak anıldı.1071 yılında Selçuklu hükümdarı Alpaslan'a yenilen Bizans'ı desteklemek için Roma Kilisesi’nin desteğiyle ardı ardına haçlı seferleri düzenlendi. Kudüs’ü ele geçiren bu kuvvetler, Türk akıncıları karşısında fazla dayanamayıp büyük kayıplar verdiler.

1453 yılına kadar çeşitli kavimlerin, bu arada birçok kere de Müslüman Arapların kuşatmalarına maruz kalan Bizans, kaçınılmaz sondan kurtulamadı ve 29 Mayıs 1453'te Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet tarafından





nesrin67 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Avni Öztopçu ( 12.01.1962) hayatı biyografisi Fearleon Biyografiler 0 03-12-2015 23:03
Adnan Çoker ( 1927) hayatı biyografisi Fearleon Biyografiler 0 03-12-2015 22:40
Abdüsselam Uluçam ( 1953) hayatı biyografisi Fearleon Biyografiler 0 03-12-2015 22:38
Büşra Ersanlı hayatı biyografisi Fearleon Biyografiler 2 03-09-2015 00:57
Erol Ülgen hayatı biyografisi Fearleon Biyografiler 0 02-25-2015 16:29


Şu Anki Saat: 23:54


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows